'Kartal' Aslan'ı avladı

'Kartal' Aslan'ı avladı

6 Ocak 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, geçen hafta puan kaybettiği Antalyaspor maçından sonra çok önemli bir deplasmana as kadroda birden fazla eksikle giderken üç puan için, oyun için takımın nasıl bir reaksiyon göstereceği merak konusuydu. Takımın Fatih Terim’in köşede olmadığı maçlarda zorlandığını hepimiz biliyoruz. Konyaspor, puan durumuna bakmadan değerlendirdiğimizde iyi bir oyun ortaya koyuyor. Maçın favorisi olmadığının ve zor geçeceğinin farkındaydım. Oyun ve taktiksel anlamda çok fazla yazılacak, çizilecek bir şey yok. Değerlendirmem her zaman olduğu gibi, futbolun doğrularından yana olacak… 

Başlama düdüğü ile beraber Konyaspor’un Galatasaray’ın üstüne gideceğini düşünmüştüm. Her iki takımın eksiklerini düşündüğümüzde, geçen hafta Galatasaray’ın oynadığı oyunun üstüne koyması gerektiğini düşünüyordum. Sarı-kırmızılılar oyunun kilidini açacak isimlerin eksikliğini hissetti. Bu noktada, Konyaspor’un etkili isimleriyle Terim’in öğrencilerini zorlayacağı çok açıktı. Maçı izlerken ilk yirmi dakikada neredeyse uyuyordum. İki takım da fazla kapanınca,oyun çok tutuk bir hale geldi. Yarı boyunca aklımda kalan tek detay ise, Galatasaray’ın Skubic'e dikkat etmemesi oldu. Bu isim, oyun anlayışı gereği hücuma katılmayı seven, skor yapabilen bir oyuncu. Siz ne olduğunu anlamadan topu ayağına alır ya penaltı yaptırır ya düz koşu atar ya da duran topta canınızı yakar. Birkaç kez denemesine rağmen başarılı olamasa da en sonunda asistini yapan Skubic oyunun kilidini açtı. Galatasaray ise, golü yedikten sonra maçın devam ettiğini anladı diyebilirim. Doğruyu söylemek gerekirse, Galatasaray’ın içeri mağlup gireceğini düşünüyordum. Geliştirilen ilk organize atağın gol olması, sarı-kırmızılılar adına maçın yeniden başlamasına sebep oldu. Düşük tempoda geçen ilk yarının ardından, özellikle Galatasaray’ın Mbaye Diagne'ye, eğer topu ulaştırır ise, ne denli etkili olabileceğini gördük. Linnes-Saracchi ikilisinin oyuna katkı anlamında ciddi sıkıntıları var. Sarı-kırmızılılar bu maçta bunun cezasını çekti. Konyaspor’un oyunundan anladığımız üzere, skordan son derece memnun olan bir takım vardı sahada. İlk yarı için bundan fazlası onlar için düşünülemezdi. Gol ve pozisyon anlamında üretken olduğunu göre yeşil-beyazlıların, ikinci yarı sahaya kesinlikle üç puan için çıkacaklarını devre arasında hissetmiştim çünkü Galatasaray’ın oyunu kopartabilmesi için çok net birden fazla değişikliğe ihtiyacı vardı.

Hadi gelin, hep beraber değerlendirelim bu maçta ikinci devrede neler olmuş….

İkinci yarının başında oyun zevkinin yükselmesi, seyir anlamında daha pozitif bir futbol izlememiz için Galatasaray adına birden fazla müdahale olması gerekiyordu. Kendi adıma bunu bekledim, istedim. Yapılması gereken, birkaç temel hamle vardı. Emre Akbaba-Kerem Aktürkoğlu değişikliği…. İlk yarıda çok pasif olan Emre, oyundan çıkmalıydı. Bu değişiklik takıma can verirdi diye düşünüyorum. Maç boyunca üçüncü bölgede, çok aktif olamayan Galatasaray için oyun Antalyaspor maçının kopyası gibi ilerleyecek diye düşünürken, takım daha sahaya çıktığını anlamadan kalesinde golü görünce her şey daha karmaşık bir hal aldı. Bu golden sonra Galatasaray’ın kaybedeceği hiçbir şey yoktu. Değişiklikler art arda gelebilirdi. Belhanda-Babel değişikliği ile çift forvete dönülebilir tamamen maçı, üç puanı isteyen bir takım yaratılabilirdi. Rüzgârı arkasına alan Konyaspor, zor gol yiyen bir takım, hal böyle iken rotasyon anlamında zaten eksik olan Galatasaray’a karşı var güçleri ile saldırdılar. Kontra taktiğini maçın başından sonuna kadar çok iyi bir şekilde uygulayan İsmail Kartal takımı adına çok önemli bir galibiyet aldı. İlginçtir ki, İsmail Hoca Beşiktaş ve Fenerbahçe maçlarından da üçer puan ile ayrıldı. Tebrik etmek gerekiyor. Had bilerek, korkmadan oynadılar. Konyaspor adına, takımın motivasyonu adına kazanılan şey bir üç puandan fazlası. İsmail Kartal ve ekibini önümüzdeki haftalarda daha üst sıralarda göreceğimize eminim. Taktiksel anlamda as oyuncularının eksiğine rağmen sıkı çalışıyorlar ve her maçtan puan almak istiyorlar. Her zaman söyledim, ligde kolay maç yok. Bugün hiç hesapta olmayan Gazişehir ligin zirvesinde yer alıyor. Galatasaray bu maçı kaybetti, takımda gelecek ve gidecek birçok isim olacak gibi görünüyor. Şahsi düşüncem, Cengiz ve yönetiminin bu dönemeçte bir hayli hareketli olacağı yönünde. Sarı-kırmızılıların önünde çok ciddi bir iki hafta var. Bu iki haftadan, altı puan çıkartmak onlar için bu puan kaybından sonra bir ihtiyaç değil, zorunluluk. Takım için kaybedilen bir şey olmasa da zirve kızışıyor, bu tarz puan kayıplarının acısı son haftaya doğru çıkar. Fatih Terim’in de köşede olacağını düşündüğümüzde, oyun anlamında daha farklı bir takım izleyebiliriz.

Etiketler:  Futbol