Karikatür meselesine dair

Karikatür meselesine dair

12 Şubat 2021 Cuma  |   Günlük

Medyada bir süredir karikatürist Erdil Yaşaroğlu'nun başlattığı, zaman zaman polemik konusu da olan bir telif hakkı meselesi konuşuluyor.

Elbette Yaşaroğlu haklı; karikatür sanatçılarının emeğine saygı gösterilmesini istiyor, kullanan sitelerin ticareti faaliyet yürüttüğünü, dolayısıyla telif ödemedikleri karikatürlerden kâr elde ettiklerini söylüyor. Konuyla ilgili açıklaması altta yer alıyor.

Konunun Medya Günlüğü'nü (MG) ilgilendiren bir yönü de var.

İzinsiz karikatür kullanımı nedeniyle hakkında şikâyette bulunan siteler arasında MG de bulunuyordu. Site yöneticisi Cenk Başlamış bu konuda bir kaç hafta önce İstanbul Emniyet Müdürlüğünde ifade verdi. Başlamış ifadesinde, kullanılan karikatürün açık kaynaklardan alındığını, MG'nin kâr amacı taşımayan, bu nedenle de reklam almayan bir site olduğunu, dolayısıyla kullanılan karikatür üzerinden doğrudan ya da dolaylı bir gelir elde edilmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Yaşaroğlu, bu gerçeği öğrenince MG hakkındaki şikâyeti çekeceklerini söyledi. Şikâyete konu olan karikatür yayından kaldırıldı.

Yaşaoğlu'nun telif sorunuyla ilgili olarak kendi sitesinde yaptığı açıklama ise şöyle:

"Sevgili arkadaşlar, telif olayları ve arkasından gelişen süreci ben de kendi tarafımdan anlatmak istiyorum. Şimdiye kadar sessiz kalma sebebim yaşananları umursamamam ya da söyleyecek bir şeyim olmaması değildi. Bu açıklamayı yapmak için özellikle bekledim çünkü bir süredir yaşanılanlar kolay olmadığı gibi, alışık olduğumun çok dışında ilerledi. Üzücü ve yıpratıcı bir süreçti benim için.

Tüm bu zamanda motive olduğum tek şey ise telif haklarının hiç olmadığı kadar çok konuşulduğu, tartışıldığı bir gündem yaratılması oldu.

Nasıl başladı?

4-5 sene kadar önce karikatürist arkadaşlarımla telif hakları üzerine sohbet ederken, artık bir şeyler yapmamız gerektiği konusunu gündeme getirmemizle başladı her şey. 

Dijital dönüşümle birlikte, doğal olarak okuyucularımız internet ortamına kayıyordu ve bizim bulunduğumuz geleneksel mecralardan uzaklaşıyordu. Biz de bu değişimin içinde ve gidişatın farkında olduğumuz için, karikatürlerimizi dijital dünyaya taşımanın yollarını düşünüyorduk ve bazılarını da uygulamaya çabalıyorduk. Ama tam olarak başaramıyorduk çünkü karikatürlerimiz zaten internette her yerdeydi. Biraz araştırınca, çizdiklerimiz üzerinden bir sürü sitenin farklı anlamlarda ve ciddi kazanımları olduğunu fark ettik. Bu duruma engel olmadığımız sürece, bizim yeni şeyler yapabilmemiz mümkün olmayacaktı. Önce bununla mücadele etmemiz gerekiyordu. 

Karikatürlerimizi yayınlayan siteler arasında ticari kaygıları olanları konuyu bilen isimlerle belirledik. Sonra hukukçular uyarabildiklerini uyardılar. Bazılarının herhangi bir iletişim bilgisi bulunmadığı için bir şey yapamadılar. Ardından da suç duyurularında bulunuldu. Hukuki süreç kapsamında yapılan şikayetler sadece site adresleri üzerinden yapılabildiğinden, bir sitenin arkasındaki şahıs ve kurum isimleri ve onlara ait detaylar bilinemiyordu.

Suç duyuruları kapsamında yer alan siteler savcılık tarafından araştırıldı. Bizden bağımsız işleyen bu süreçte bilirkişilere danışılıyor ve bir suç unsuru bulunursa, site sahibinin kişisel/ kurumsal bilgileri tespit edilerek, kendileri ifade vermek için çağrılıyor. Bu süreç, kanunen dahil olup müdahale ettiğimiz ya da edebileceğimiz bir alan değil. Savcılık, ifade sonrasında site sahibinin kanuna aykırı davrandığını düşündüğü durumda, kamu davası açılmadan önce bir uzlaştırmacı atayacağını ve telif hakkı sahibiyle anlaşma yapmayı denemesini öneriyor. Biz de ancak o zaman suç duyurusu yapılan kişinin kim olduğunu öğreniyoruz. Süreç kısaca böyle işliyor. 

Gitgide olaylar karışıyor 

Hak arama mücadelesi olarak başlayan bu yolculukta bir süre sonra yanlış bilgileri, asılsız iddiaları ve kafa karışıklıklarını çok sık duymaya başladık. Ben yakınlarıma bile olanları açıklamak zorunda hissederken buldum kendimi. 

“Sosyal medyadaki karikatür paylaşımlarına, amatör sitelere, forumlara suç duyurusunda bulunmuyoruz” desek bile, aksini iddia edenler çıktı. Sürekli ve önü alınamaz bir bilgi kirliliği oluşmaya başladı. Hepsine tek tek cevap vermenin imkanı olmadığı gibi, sürdürülebilir olmadığını da gördük. 

Sevilen karikatüristlerin bir anda delirip, para hırsına bürünüp kötü yürekli insanlara dönüşme hikayesine inananlar çok oldu. Biz buna üzüldük ve şaşırdık. Ama kimseye de kızamayız. Sosyal medya ile olaylar bu raddeye gelebiliyor işte. Biraz sakin düşününce, biz de dışardan biri olsaydık ve bu olayları sosyal medyadan takip etmeye çalışıyor olsaydık, muhtemelen aynı şekilde düşünebilirdik. 

​Zor ve yorucu bir mücadele 

Tüm bu gündem içerisinde iyiyle kötüyü ayırmak hem zor hem de vakit alabiliyor. Ardında anonim bir şirketin olduğu kurumsal bir site, suç duyurusunu aldığı anda “masum bir kişinin iyi niyetle açtığı basit bir blog sayfasına” dönüşebiliyor. Ya da aslında öyle olmadığını bildiğimiz; yazar kadrosu, reklam ekibi olan güncel sitelerin “küçük ve aktif olmayan girişimler” olduğu savunulabiliyor. Bir günde sitelerin arkasındaki yazılım kodları silinebiliyor, site tasarımı tamamen değişebiliyor ve “biz aslında amatördük” sesleri yükselebiliyor. Sitesinde galeri şeklinde onlarca karikatüre yer vererek yıllarca trafik sağlayan sitelerin “bu içeriklerden haberimiz yoktu ya da  biz yüklemedik” gibi serzenişlerine şahit olabiliyoruz. 

Üstelik bunu yapan sitelerin neredeyse tamamında “burada yayınlanan içerikler telif haklarıyla korunmaktadır, izin alınmadan asla başka yerde kullanılamaz” uyarısı bulunuyordu. 

Bu ve daha benzeri pek çok örnekle kimileri kendilerini kurtarmaya çalışırken de arada tüm iyi niyetiyle hata yaptığını kabul eden ve doğruyu söyleyenleri ayrıştırmak bizim için hiç de kolay olamadı. Hala da olamıyor. 

Bir de 1 karikatür için 30 bin lira istediler söylentileri çıkmaya başladı. Bir karikatür o kadar eder mi diye yorum yaparak kızanlar oldu. Neyse, bu da doğru değil. Keşke etse ayrı :) Daha kötüsü “karikatür ne yeaa, 10 liradır 20 liradır en fazla telifi” diyenler oldu. Arkadaşlar, bir karikatürün komik olup olmadığını onu okuyan herkesin yorumlamaya ve eleştirmeye hakkı vardır. Ama işin değerini belirleme noktasını karikatüre ömrünü adayan ve masa başında kafa patlatıp yıllarca dirsek çürüten insanlara bırakalım lütfen. 

Benim tüm bu karmaşa ve bilgi kirliliği içerisinde çok üzüldüğüm hatalarım da oldu. Örneğin, biri çıkıp uzunca bir yazı yazdı Twitter’da. Açıkçası takipçisi olmayan, yeni açılmış bir hesaptan bilgi verilmeden yazılmış bir suçlamayı okuyunca bende uyanan ilk izlenim gerçek olmadığı yönündeydi. Ama yanılmışım. Ertesi gün kimliğini açıklayınca kendisine ulaşma şansımız oldu ve hikayesini dinledim. Kolluk kuvvetleri ile yaşadıklarını anlattı. Ona sürecin bu kısmında yaşadıklarıyla hiçbir ilgimizin olmadığını anlattım. Sonra da olanlara çok üzüldüğümü ve şikayetimizi geri alacağımızı söyledim. Bu gibi talihsiz deneyimler yaşamış olanlar için de çok üzgünüm. 

Hukuki açıdan bakıldığında haklı olmamıza rağmen, vicdanen üzüldüğümüz için vazgeçtiğimiz çok sayıda başvuru var. Bu değerlendirmeler de hala devam ediyor. Yanlışlık yaptığımızı düşünen ya da bilgi almak isteyen site sahipleri, her zaman bilgi@komikburo.com adresinden bizimle irtibata geçebilirler. 

Her vaka birbirinden farklı olduğu ve farklı bir yanıtı hak ettiği için sosyal medyadan gelen bireysel yazılara dönmek mümkün olamadığı gibi, hukuki olarak devam eden süreci daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. 

Farkında mısınız? 

En başta belirttiğim gibi çıkış noktamız telife dair bir bilinç oluşturma girişimiydi. Yok olmaya giden bir mesleğimiz yok. Karikatür, yeni medyalarla birlikte daha çok ilgi gören ve paylaşılan bir sanat. Öte yandan, karikatüristler maalesef çok zor yetişiyor. Bu ortamı korumak ve oluşturmak da bir önceki neslin, yani bizlerin görevi. 

Bu yüzden birlikte davranıp mesleki standartların oluşturulması ve korunması için atılacak her türlü adıma ve kurulacak her türlü oluşuma destek vereceğimi de açıklamak isterim. Özünde yapmak istediğim kendi sektörümde telif hakkı bilincini oluşturmak ve geliştirmek için çaba sarf edip, yeni karikatüristlere de haklarının korunduğu, istedikleri gibi karikatürlerini yayınlayabilecekleri ve gelir elde edebildikleri bir ortam yaratabilmek. Bunu yapabilmenin yolu ise ilk olarak telif haklarını korumaktan geçiyor. 

Onlarca sevdiğiniz karikatüristin bir çoğu şimdi ortalarda yok, farkında mısınız? Ne yapıyorlar, niye çizmiyorlar, nasıl geçiniyorlar? Bunları da aklınıza getirin, rica ediyorum. 

Ve Piraro meselesi 

Bu vesileyle bu konuya da bir açıklama getireyim. Yaklaşık 20 sene kadar önce  komikaze.net sitemde, kendi içeriklerimin yanında dünyadan sanatçıları ve eserlerini de tanıtmak amacıyla bir süre karikatürler yayınladım. O zamanlar ben de telif konuları nedir bilmiyordum. 

Dergilere çiziyorduk, bazılarımız da benim gibi yeni başlayan internete karikatürlerini koyuyordu. Sosyal medya falan yoktu. Sonra önce müzik, ardından bilgisayar yazılım sektörü sayesinde telif nedir öğrenmeye başladım. Hepimiz gibi yani... Hemen siteden bölümü kaldırdım ve bir daha da lisanssız, telifsiz hiç bir şey kullanmadım. 

Benim bile unuttuğum, 20 sene önce bu siteye yüklenmiş bir adet karikatürü internet arşivini tarayarak bulan ve bunu Dan Piraro’ya (konuyla ilgili mutlaka twit atmasında da ısrar ederek) ulaştıran arkadaşlara teşekkür ederim. Bana yıllar önce yaptığım bir yanlışı düzeltme fırsatını verdiler. 

​Piraro ve bulabildiğim diğer çizerlerle de iletişime geçip, durumu anlatıp, özür dilediğimi, hem maddi hem de manevi mağduriyetlerini gidermek için ne gerekiyorsa yapabileceğimi ilettim. Geç de olsa, ben de doğru bildiğim şeyi yaptım. 

Piraro’ya gösterilen ilgiyi düşününce, ülkemizde de telif hassasiyetinin kısa sürede bu kadar gelişmesi beni açıkçası çok mutlu etti. Aynı desteğin yıllardır çabalayan kendi karikatüristlerimiz için de gösterileceğinden hiç şüphem yok. Ben olmasam bile, eminim sevdiğiniz karikatüristler vardır. Piraro gibi şimdi onların haklarını savunmanın tam zamanı :) 

Güzel şeyler de oldu, olacak 

Genel olarak bizim için olumsuz olarak görülen tüm bu süreçte iyi bir şey de oldu. Telif konuşuldu, üzerine kafa yoruldu, anlaşılmaya çalışıldı, bolca tartışıldı. Senelerdir ilerleyemediğimiz kadar yol kat edildi desem doğrudur. 

Şimdi bu mücadeleyi ön planda ben ve birkaç isim veriyor olabiliriz ama daha ileriyi düşünüyorum ve umutlanıyorum. Umarım bu bilinçten sadece bizler değil, yazarak, çizerek, hikaye anlatarak hayatını kazanan, evini geçindiren herkes faydalanır. 

Bu süreci benim için de katlanabilir kılan en önemli sebep budur. 

Yazdıklarımı okuduktan ve değerlendirdikten sonra beni daha iyi anlayanlarınız olacaktır. Belki hiç anlamayanlarınız ya da asla anlamak istemeyenleriniz de olacaktır. Ben yine de bu düşüncelerimi tüm samimiyetimle sizinle paylaşmak istedim. 

​Sevgiler, 

Erdil"