Karanlığı aydınlatan 'Vedik bilgi'

Karanlığı aydınlatan 'Vedik bilgi'

18 Eylül 2021 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Önce bazı terimlere kısa açıklama: Vedik, Veda ile ilgili anlamına gelir. Veda ise Sanskritçede "arı bilgi" demektir.  

Veda yazmaları, M.Ö. iki binlerde Hindistan'da doğal ve kozmik olaylar hakkında yazılmış, kendine özgü okuma stili olan manzumeler koleksiyonudur. 

Vedalar, dünyanın en eski ve en güçlü manevi düşünce akımlarından biri olan eski Hint bilgi sistemlerini yansıtır.  

Hindistan'ın kadim bilgeleri, Vedalardan yararlanarak engin bir bilgi birikimi üretmiş ve bunları tüm dünyaya armağan bırakmıştır.  

Vedik psikoloji, bu zengin birikimden damıtılan geleneksel bilgiler ışığında ve Ayurveda sağlık felsefesi içinde işlenen bir ruh bilim öğretiler sistemidir. Genel yaklaşım, bireyi doğanın ve çevrenin bir parçası olarak gören bütüncül anlayış üzerine kuruludur. Bireyin yapısına uygun biçimde hazırlanan beslenme, egzersiz, dinlenme ve çalışma programı hem fiziksel hem de mental sağlığı besler.  

Vedik psikoloji; bilinç, düşünce, benlik, duygu ve sağlığın doğası gibi başlıklarda oldukça ilginç açıklamalar, önermeler sunar. En ayırt edici özelliği, bilgisizlik nedeniyle oluşan karanlığın aydınlatılması amacıyla, hastanın kendi ruh sağlığı konusunda kapsamlı bir eğitime alınmasıdır. Bireyin kendi özünü tanımasını, egosunu çözmesini, mutluluk yolunu izlemesini, kalıcı aydınlanma ve dolayısıyla dengeli ruh sağlığına kavuşmasını engelleyen bilgisizliktir. 

Vedik psikolojide; yatıp kalkma saatleri, uyku kalitesi, beslenme biçimi, klozet düzeni, enerji düzeyi, hareketlilik durumu, düşünce dünyası, bellek gücü, sosyal davranış biçimi gibi konularda bireyi tanımak çok önemlidir. 

Duyularımız, içgüdüsel işlevlerin yürütülmesi için gerekli verileri dış dünyanın uyaranları aracılığıyla algılar. Ancak; arzu, hırs, keyif, şehvet, özlem, tutku hatta öfke gibi duyguları doyurmak olanaksız olduğundan, mental sorunların çoğu burada başlamakta. İçgüdüler her zaman duyular aracılığıyla daha fazlasını istetir.  

Vedik psikolojide, duyularca derlenen dışsal verilerin ne kadar yanıltıcı ve perdeleyici olabileceği ve bu durumun ruhsal dengesizliklerin belirmesine yol açabileceği vurgulanır. Bu doğrultuda, ruh sağlığında ilerleyebilmek için içgüdüler üstü öznel potansiyelin kilidini açmaya odaklanmayı önerilir.  

Duyular arasındaki bütünleşme, bedensel algı kapasitesini olağan erişim sınırlarının ötesine taşır. Örneğin, gök gürültüsünü kilometrelerce öteden duyabilir ya da milyarlarca kilometre uzaktaki yıldızları görebiliriz. Duyu ve duyguları tanımak elbette önemlidir ancak onlar aracılığıyla kavradığımızı sandığımız dış dünya özünde bir yanılsamadır fakat biz onun gerçek olmadığını fark edemeyiz. 

Söylenceye göre Büyük İskender Hindistan'a geldiğinde bir ağacın altında meditasyon yapan bir yogiyle karşılaşır. İskender yogiden Yunanistan'a kadar kendisine eşlik etmesini ister ve aralarında şöyle bir sohbet geçer: 

- İskender: Halkım sizinle tanışmalı, Yunanistan'a kadar bana eşlik edin, ne isterseniz veririm. 

- Yogi: Hiçbir ihtiyacım yok, olduğum yerde mutluyum, sizinle gelmiyorum.  

- İskender: Ben büyük kral İskender'im. Dediğimi yapmazsan seni öldürürüm. 

- Yogi: Beni değil yalnızca bedenimi öldürebilirsin çünkü ben beden içinde yaşayan ölümsüz arı bilincim.

Bu yanıt üzerine İskender söylenerek oradan uzaklaşır.. 

İç dünyamızı saran, bizi evrenin özüne bağlayan ve keşfedilmeye hazır bekleyen "arı bilinç" içimizdedir. Bu bağlamda, arı bilincin ayırtına varmak için duyu ve duygulardan çok, akıl yoluyla içebakış uygulaması yapmak ve "özbenlik farkındalığı" geliştirmek önemlidir.  

Vedik bilgiye göre, tüm bilgiler bir öznenin bir nesneyi bilmesiyle başlar. Bilgiye ulaşmak için deneyim asıldır ancak vücudumuzla ilgili deneyimlerin bizi yanıltma potansiyelinin yüksek olduğunu akılda tutmakta yarar var. 

Örneğin, uyuşmuş bir bacaktaki sinir duymaçları fiziksel duyumları iletemediğinde, sanki bacağımız yabancı bir nesneymiş gibi bir algı deneyimi yaşarız. Halbuki, burada duyumsanan fenomen, bilinç azalması değil, duyumsama eksikliğidir. Duyusal deneyim dünyasının değişmeyen tek gerçeği değişimdir.  

Bu yüzden Vedik psikoloji, yalnız deneyimi değil aklı da bir araç olarak kullanabilen herkesin yanılgılardan korunabileceğini, daha yüksek bir bilince ve dolayısıyla daha sağlıklı bir ruhsal yapıya kavuşabileceğini varsayar. 

Dünyevi deneyimlerin yanılgı ve safsatasından kendimizi ne kadar koruyabilirsek, mental sağlığımız, bireysel ve sosyal refahımız o kadar güçlenir. Bu düzeye erişim, Ayurvedik yöntem ve tekniklerin kullanımı ve yaşam biçimi modifikasyonu ile olanaklıdır.  

Sürdürülebilir ruh sağlığı yönetimi için birincil koşul, özbenlik farkındalığı konusundaki bilgi eksikliğini giderecek önlemleri almaktır. 

Geleneksel Vedik psikolojiyi gelecekte çağdaş Batı psikolojisine entegre etmek, büyük bir zenginlik katabilir ve modern yaşamın sıkıntılarına karşı beklenmedik yardımlar sağlayabilir.