Karadeniz'de keyifli derbi

Karadeniz'de keyifli derbi

13 Eylül 2021 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Haftanın en zevkli, en çekişmeli maçlarından birine sahne olacak Trabzonspor – Galatasaray derbisinde açıkçası her iki takımın da hareketli olacağını tahmin etsem de bu kadarını beklemiyordum. Her iki takımı da derinden inceleyeceğimiz bu güzel derbinin keyifli analizine başlayalım… 

Takımların kadrolarını gördüğüm zaman maçtan önce az çok bir şeyler kafamda oturdu. Abdullah Avcı’nın Trabzonspor’u bu senenin en sağlam takımlarından diyebilirim. Kadro yapılanmasına geçen seneden başlayan bordo-mavili ekip, takım oyununu en iyi oynayan ekiplerden bir tanesi. 

Bu oyunu sizler için ufak ufak analiz edip maç içine nasıl yansıdığını anlatacağım… Mevcut taktiksel varyasyonları 4-2-3-1’dir. Bu taktikte oynayan takımlar genel olarak savunma çizgisini öne çeker. Oyunu geriden değil beklerden kurarlar. Stoperler ön alanda olduğu için ani şok baskılarda top direkt olarak ikinci bölgeye aktarılır.  

Galatasaray bu kısmı çok iyi analiz etmiş. Halil Dervişoğlu’nun neden sahada olduğunu yapmış olduğu baskılardan anlayabiliriz. İlk çeyrekte Galatasaray rakibine top yüzü göstermedi. Trabzonspor’un hem oyun kurması engelledi hem de pas bağlantıları kesildi. Temel sebebi ise, kanattan içeri doğru kayıp Cicaldau’ya alan bırakan ve çizgiden alan daraltan Olumpiu Morutan…. 

İnanılmaz hareketliydi. Topu ayağına her alışında tehlike sezdim. Bakasetas’ın oyuna girmesi Berkan-Morutan ikilisi tarafından engellenince Trabzonspor ileriye top atamadı. İki takımın da bütün maçlarını izledim. Avcı, genel olarak köşeden merkeze oyun kurmayı seviyor.  

Terim, Aanholt'la "half space" diye tabir ettiğimiz yere inilmesine engel oldu. İlk otuz beş dakika kusursuza yakın oynayan Galatasaray, bulduğu pozisyonları daha dikkatli değerlendirmek zorunda. Takım, iki farklı öne geçene kadar başka, geçtikten sonra bambaşka oynuyor. Rehavet işinin en kısa sürede çözülmesi lazım.  

Galatasaray için oyunun şefinin Morutan olacağı çok açık. O görevi Cicaldau’nun üstleneceğini düşünsem de, genç oyuncu bu iş için biçilmiş kaftan. Hem ikili mücadele hem de bilek gücü olarak başka bir seviyede. İki farklı skordan sonra ileride hiç top tutamadığı için bocalayan Trabzonspor’da maçın kırılma anı ise art arda gelen iki farklı değişiklikti. 

İki hamlenin de sol tarafa yapılmış olması ev sahibi ekibi oyunun çift yönünde de dengeledi. Yetersiz olan Yedlin’in üstüne gidebildiği kadar giden Avcı, tehditleri ise stoper orijinli oyuncusu Denswil ile savurdu. O dakikadan sonra merkezde de biraz rahatlayan Trabzonspor, hem oyunu geriden kurdu hem de set oyununu daha net oynayarak, hücuma çıkarken bekleri ile beraber zaman zaman 3-4-3’e dönüp daha hızlı hücum etti.  

Organize olan ilk atakta gol bulan taraf olunca da, mental üstünlük maçın bütün seyrini değiştirdi. Yenilen golden sonra aklıma direkt Kasımpaşa maçı geldi ve ‘’kopyası olacak’’ dedim. Müthiş bir ilk yarı olduğunu söylemek gerek.  

Her iki takımın da oyunu tatmin ediciydi. Halil Dervişoğlu bana çok hazır göründü. İkinci yarıya başlarken Trabzonspor’da Siopis, Galatasaray’da ise hem saha içi hem de oyuncu değişiklikleri bekledim.  Ben köşede olsam Morutan’ı kanada çekip Halil’i içe atar, Kerem-Muhammed değişikliği yapardım. 

Bu şekilde ikinci yarıda oynanan oyunda değişiklik olmazdı. Takımın bütün "dinamizmi" çöktü. Merkezdeki üstünlük kaybolunca da, Trabzonspor’un merkezdeki şefi Bakasetas sazı eline aldı ve oyunu farklı bir noktaya taşıdı. Maç her iki tarafa da gidebilirdi. Son derece adına yakışan bir maç izledik diye düşünüyorum.  

Her iki ekibe de oyunu çirkinleştirmedikleri için teşekkür etmek gerek.. Bununla beraber, Fenerbahçe’nin de berabere kalması ile haftanın kazananı tam anlamı ile Beşiktaş oldu.  

Bu sezon, zirve çok karışacak…. Sizce, önümüzdeki haftalarda nelere şahit olacağız?

Etiketler:  Futbol