Kapitalizmin Covid soslu kısır döngüsü

Kapitalizmin Covid soslu kısır döngüsü

1 Mart 2021 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Mustafa Kemal Eriç

ABD Merkez Bankası Fed’in başkanı Jerome Powell, geçen hafta Kongre’nin iki kanadının ekonomiden sorumlu komisyonlarında ifade verirken, söyleyeceklerini büyük bir merakla bekleyen piyasa gözlemcilerini haklı çıkaracak açıklamalarda bulundu. Bunlar arasında en önemlileri Fed’in para arzıyla ilgili, buram buram Çağdaş Para Teorisi (MMT-Modern Monetary Theory) savunması kokan ve buna bağlı olarak işsizlikle ilgili söyledikleriydi. 

Burada bir parantez açarak şu hatırlatmayı yapalım: Geçen yılki bir yazımızda kapsamlı olarak incelediğimiz gibi, MMT bir ülkede tam istihdam sağlanıncaya kadar, sorumlu otoritenin sınırsız (ve karşılıksız) olarak para basması/yaratmasıyla ekonomik büyüme sağlanacağını iddia ediyor.

Konumuza dönersek, iki gün art arda yapılan Temsilciler Meclisi ve Senato komisyonlarında Powell'ın kullandığı ezber bozucu ifadelerden belki de en önemlisi şuydu: “Şu anda M2 (para arzı miktarı) önem taşımıyor. Bu unutmamız gereken bir şey.” Belki de bu ifadedeki Türkçeye çevirmesi çok zor olan "unlearn" sözcüğü Powell’in mantığını en iyi açıklayan ipucuydu. Öğrenilmiş bir bilginin öğrenilmemiş olarak düşünce sisteminin dışına çıkarılması anlamındaki bu sözcüğü kullanırken Powell, aslında bugüne kadar okullarda öğretilen para teorilerinin artık geçerli olmadığını vurguluyordu. 

Gerçekten de bugün para, tahvil ve hisse senedi piyasalarına bakıldığında görülen akıl almaz derecede çelişkili eğilimlerin yan yana gelişmekte olduğu gerçeği. Örnek mi: Klasik para teorisine göre, arzdaki genişleme eğer gayrisafi hasıladaki büyümeden fazlaysa o para biriminin değer yitirmesi gerekir. Oysa bugün ABD dolarına bakıldığında görülen şu: Fed her ay piyasadan 120 milyar dolarlık tahvil alıyor yani bir anlamda piyasaya her ay açıktan 120 milyar dolar sürüyor, hem de ekonomik büyüme yerlerde sürünürken; ama ABD doları değer kazanıyor. Hâl böyleyken ABD Hazinesi’nin 1, 3, 10 yıl vadeli borçlanma tahvillerini satan satana, tahviller satıldıkça da kaçışı durdurmak amacıyla tahvillerin cazibesini artırmak için faiz oranları artıyor. Ama faiz oranları arttıkça da, ABD yönetiminin piyasadan borçlanma maliyeti yükseliyor. İşin daha ilginç yanı, bu ortamda hem hisse senedi fiyatları sert dalgalanmalar yaşıyor hem de ekonomik kriz dönemlerinde paranın demir atacağı sakin liman olarak görülen altının fiyatı tepetaklak oluyor. Buna karşılık "dijital altın" olarak anılmaya başlanan kripto paraların en gözde olanı Bitcoin bir gün tavan yaparak 57 bin dolara çıkarken iki gün sonra yüzde 10’lük bir düşüş yaşayıveriyor. Uzun sözün kısası: Tüm finansal piyasaların çivisi çıkmış durumda, merkez bankalarının hiç durmadan para basmasıyla sürekli büyümekte olan finans balonu giderek büyüyen bir serseri mayın gibi çarpıp patlayacağı sivri bir nesne arıyor.

7 (yazıyla yedi) trilyon dolar

Bu gelişmenin arka planına bakıldığında görünen ise şu: Başkan Joe Biden’ın Kongre’den geçirmeye çalıştığı ve Temsilciler Meclisi’nde Cuma gün kabul edilen 1,9 trilyon dolarlık ekonomik destek paketi için Hazine’nin borçlanma maliyeti artarken, tırmanan faizler Covid salgını dolayısıyla iflas eden yaklaşık 150 bin küçük ve orta ölçekli işletmenin sahiplerinin ve işlerini kaybetmiş olan çalışanlarının yeniden ekonomik sürece katılmalarını zorlaştıracak. Bunu kolaylaştırmak için Fed parasal genişlemeye durmaksızın devam edecek, edecek ama bu genişlemeyle 2007-8 finansal krizinden beri süregeldiği gibi parasal kaynakların reel ekonomi yerine finansal piyasalara yönelmesini kim nasıl engelleyecek?

Biden’ın 1,9 trilyonluk Covid destek paketi Senato’dan da geçerse, son bir takvim yılı içinde Fed+ABD Hazinesi’nin piyasaya sürdüğü para toplamı 6 trilyon dolara ulaşacak. Buna ABD’nin yeni Hazine Bakanı ve eski Fed başkanı Janet Yellen’in Bloomberg Televizyonuna verdiği demeçteki Temmuz’da 1 trilyon dolarlık yeni bir paket açma vaadini de eklerseniz, rakamların ulaştığı çılgın boyutları havsalaya sığdırmanın güçlüğünü anlamak kolaylaşır.

Bu ortamda, olağanüstü dalgalanmalarla yüksek kazançlar getiren kripto paraların, piyasada serseri mayın gibi dolaşarak getiri arayan fonları cezbetmek için hisse senedi, tahvil ve döviz piyasalarıyla rekabet ettiği bir dönemde, reel ekonomiye kim neden yatırım yapacak?

Bu noktada Powell’ın açıklamalarının ikinci can alıcı vurgusuna geliyoruz: Fed başkanının Kongre komisyonlarında yaptığı açıklamalarda üzerine basa basa vurguladığı öncelik istihdamın artırılması, daha doğrusu işsizliğin azaltılmasının zorunluluğuydu.

Elbette burada açıkça dile getirilmeden kastedilen şu: Kapitalist metropol ABD ve periferi (çevre) ekonomiler (Japonya ve Batı Avrupa), aşırı ölçüde finansallaşan ekonomi nedeniyle istihdam yaratmakta zorlanıyor. Bu süreç içinde son 20 yılda büyük ivme kazanan otomasyon sayesinde iş gücü çalıştırmaktan kurtulan reel ekonominin istihdama vurduğu darbe, Covid-19 salgınından alınan büyük yarayla ölümcül olma riskiyle karşı karşıya geldi. Şöyle ki, salgının ekonomiye yaptığı etki en büyük ölçüde hizmet sektöründe hissedildi; restoranlar, oteller, berberler, spor salonları, perakende satış yapan küçük iş yerleri iflas ettiler, çalışanlarını işten çıkardılar. Bu hem iş potansiyeli hem de istidam kaybı demek. İşin kötü tarafı, salgın nedeniyle günlük yaşam biçimimiz önemli değişikliklere uğradı. Örneğin bazı insanlar evde kendileri saç tıraşı olmaya başladılar, evde yemek pişirmek yeniden gözde oldu, insanlar çarşıya gitmek yerine internet üzerinden alışveriş etme alışkanlığını kazandılar.

Bu durumda kapanan iş yerleri yeniden açılabilecek mi? Salgına rağmen kapanmadan devam edebilen iş yerleri daha az çalışanla yürütebildikleri işleri için işten çıkarmış oldukları elemanları yeniden işe alacaklar mı? 

Marksist kuramcı Immanuel Wallerstein, bir kaç yıl önce editörlüğünü de yaptığı akademik bir dergide kapitalizmin “artık istihdam yaratamayacağı için tükeneceğini” öngörmüş ve bunun için 2050’li yıllara varan bir vade biçmişti. Göründüğü kadarıyla Covid-19 salgını bu vadeyi oldukça kısaltan bir etki yarattı.

2020’li yıllar ilginç olacak...

Etiketler:  Ekonomi