Kafkasya'da Rus sultası

Kafkasya'da Rus sultası

26 Şubat 2021 Cuma  |   MG Özel

Cenk Başlamış

Ermenistan'da ordunun Başbakan Nikol Paşinyan'a isyan bayrağı çekmesiyle başlayan olaylar, Rusya'nın Kafkasya'da hâlâ en önemli oyun kurucu güç olduğunu bir kez daha kanıtladı. 

Moskova görünüşte, Erivan'daki gerginlikle ilgili olarak “kaygı duyduğunu” ve sorunun barışçıl yoldan çözülmesi çağrısında bulundu. Ancak Paşinyan'ın iktidara gelmesinden sonra Rusya ile Ermenistan arasında iplerin gerildiği hatırlandığında Moskova'nın “arka bahçesi”ndeki gelişmeleri uzaktan izlemekle yetindiğini düşünmek hiç gerçekçi değil. 

Rusya, 2018 yılının sonlarında barışçı bir devrimle işbaşına gelen Paşinyan'ın Batı ile yakınlaşma siyasetinden son derece rahatsız. Hatta o günlerde Rusya'da Paşinyan'ın Macar asıllı ABD'li iş adamı George Soros tarafından fonlandığı suçlaması bolca dile getirildi. 

Ermenistan'ın ekonomik ve askeri açıdan Moskova'ya sıkı sıkıya bağlı olduğu gerçeğine görmeyen ya da önemsemeyen Paşinyan, Batı ile Rusya arasında dikkatli ve hassas bir denge kurması gerektiğini de anlamadı. Geçen yıl sonlarında Azerbaycan karşısında Karabağ'da alınan ağır yenilgi muhtemelen Paşinyan'ın gözlerinin açılmasını sağladı ama artık bu aşamadan sonra iktidarda kalsa bile öncelikler listesinde hep Rusya'yı birinci sıraya yazmak zorunda kalacak. 

Tarihsel olarak Kafkasya'ya kendisini dış saldırılardan koruyan bir duvar gözüyle bakan Rusya yakın geçmiş sayılabilecek tarihlerde bölgenin kendisi için ne kadar önemli olduğunu ve gözden çıkarmayacağını yaptığı hamlelerle defalarca kanıtladı. 

Ebulfez Elçibey'in 1993 yılında devrilmesinin en önemli nedeni, Azerbaycan'ın Rus (Sovyet) askerlerini topraklarından çıkaran ilk eski Sovyet cumhuriyeti olmasıydı. Türkiye ile yakınlaşma siyasetine ağırlık veren ve Moskova'ya kafa tutmaktan çekinmeyen Elçibey, bedelini iktidarıyla ödedi. 

Rus-Çeçen savaşlarının asıl nedeni, Rusya'nın Çeçenistan'ın tek yanlı aldığı bağımsızlık kararının Müslüman cumhuriyetlerin çoğunlukta olduğu bölgede bir domino etkisi yaratmasından ve sonuç olarak bölgeyi kaybetmesi tehlikesinden korkmasıydı. 

O dönemde Rusya Başbakanı olan Sergey Stepaşin'in, Rus elitinin tüylerini diken diken eden “Kafkasya'yı kaybediyoruz” açıklaması görevden alınmasına yetti. 

2008 yılındaki Rus-Gürcü savaşının en önemli nedeni, Gürcistan'ın o dönemdeki lideri Mihail Saakaşvili'nin ülkesini NATO'ya üye yapmak istemesi ve Rusya ile ağız dalaşına girmekten çekinmemesiydi. Bedeli Gürcistan'ın hezimete uğradığı bir savaş oldu. 

Oysa, Gürcistan ve Ermenistan'ın göz göre göre yaptığı hataları bir başka bölge ülkesi, Azerbaycan Elçibey'in ardından hiç tekrarlamadı. Önce Haydar Aliyev, şimdi de oğlu İlham Aliyev, Batı ile Rusya arasında son derece hassas bir denge kurmayı başardı ve dev komşusunun nasırına basmaktan özenle kaçındı.

Rusya son Karabağ savaşında hem Paşinyan'ı cezalandırmayı hem de yıllar sonra bölgeye askerlerini döndürmeyi başardı. Ancak bu kez Moskova'nın engelleyemediği gelişme, Türkiye'nin, sembolik nitelik taşısa da, yaklaşık 100 yıllık aranın ardından Kafkasya'ya dönmesi oldu.

Etiketler:  Rusya Kafkasya