Kadının adı yok

Kadının adı yok

14 Aralık 2020 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Dr. Nevin Sütlaş

Pazartesi (bugün) ABD sağlıkçılarına aşı yapmaya başlıyor. Öncelik sağlıkçıların, sonra da bakım evlerinde kalan yaşlıların. Sonrası sırayla.  

FDA, Amerika’nın besin ve ilaç denetim dairesi. Kovid aşışına ilk onayı verdi. Bu onay çok önemli çünkü FDA sadece ABD’de değil bütün dünyada etkisi olan bir kurum. Alman firması BioNTech’in geliştirdiği aşı onaylandı ama Pfizer satın aldığı için "Pfizer aşısı" olarak anılıyor.  

Çok ilginç; kimse bu aşıyı "Alman aşısı" olarak anmıyor. Oysa çoktan dünya piyasalarında olan ülkemizin de satın aldığı aşı ısrarla "Çin aşısı" diye anılıyor. Çin=kötü algısı kasten pekiştiriliyor. Oysa klasik yöntemle geliştirilen Çin aşısı diğer aşılardan daha güçsüz değil, yan etkisi de daha fazla değil. Ancak bütün Çin mallarına yapıldığı gibi çamur at izi kalsın hikâyesi almış başını gidiyor.  

Amerika ilginç bir ülke. Hiçbir konuda geride kalmayı kendine yediremiyor. O nedenle ne zaman Pfizer aşısına verilen onaydan söz edilse, "Moderna aşısı da bu ay içinde FDA tarafından onaylanacak" diye ekliyorlar. Moderna, bir Amerikan şirketinin aşısı çünkü. Ancak madem kendileri de aşı geliştirdiler, 1 hafta daha bekleyemediler mi de Alman aşısını kendilerininkinden önce onayladılar diye düşünmeden edemiyor insan. Trump’ın aslen Alman oluşu mu, görevi devretmeden önce aşılamayı başlatıp parsayı Biden'ın toplamasını engellemek isteyişi mi etkilemiştir yoksa Pfizer’ın önlenemez yükselişi midir asıl neden, bilmek mümkün değil. Aşı öyle kazançlı bir iş ki gel de böyle şeylerin nedenini anla... Ancak Alman aşısı Amerikan aşısından daha ucuz, orası kesin.  

Amerika’da bizim alışık olduğumuz devlet kurumları yok. Askeri gücü bile bir kaç özel şirketten oluşan bir ülkeden söz ediyoruz. O nedenle bizim PTT gibi bir kurumları da yok. (Gerçi artık bizde de yok ya neyse) Posta hizmeti veren pek çok şirket var. En yaygın ve etkin örgütlenmesi olanlar ise 3 tane. Bunlardan ikisinin soğuk zincire uygun dağıtım ağı varmış. Pfizer ABD’yi ikiye bölmüş; aşılarını Batı bölgelerine FedEx, Doğu bölgelerine UPS şirketi dağıtacakmış. Bu paylaşım aklıma kar suyu kaçırdı. Aynı ay içinde ikincisine de onay verileceğine göre, aşı gelirini Pfizer ile Moderna aralarında paylaşmış olmasın? Çok daha ucuz olan Çin aşısının ABD’de lafı bile edilmiyor diye böyle düşündüm. Ne kadar da art niyetliyim değil mi? Çin nasıl aşsın FDA bariyerini, dünya devi izin verir mi rakibinin kendi topraklarında cirit atmasına? Oysa ben yeni öğrendiysem de pek çok büyük Amerikan şirketi çoktaaan Çin şirketi oluvermiş. Güney Amerika ve Afrika’da eskiden Amerika’nın arka bahçesi olan pek çok ülke de artık Çin hakimiyetindeymiş. Dünyanın yakın gelecekteki patronu çoktan belli olmuş da öfkenin şiddeti ondanmış. Neyse, gene hiç bilmediğim sulara daldım, boğulmadan kendi alanıma döneyim.

Hangi ülke aşısı olursa olsun korona aşıların 2 doz olunması ve doz tekrarının ilk ay içinde olması gerekiyor. Yaşa bağlı etkinlik azalması hemen hepsinde var ama hiçbiri bu konuyu gündeme getirmiyor. Alerjik reaksiyon bildirilen en önemli yan etki ama neyse ki nadiren oluşuyor. "Uluslararası Araştırmalar Kayıt Sistemi"nde toplam 19 aşı araştırması kayıtlı. Ancak bunlardan ilk üçü başa güreşiyor:  

1- Almanya Aşısı: BioNTech; Pfizer aşısı. RNA aşısı; virusun belli bir parçası kullanılıyor.

%95 etkin bulunmuş. Bir Türk çiftin başarısı olarak medyada yer alan bu aşı, ilaç devi Pfizer ortaklığıyla ipi göğüslemiş durumda. İngiltere ve Amerika dahil 165 ülke ile anlaşma imzalanmış. Senede 200 milyon doz üretebilecek altyapı kurulmuş. Yüksek talep yüzünden Almanya dışında da üretimine başlanmış. Fiyatı 15 dolar ve eksi 70 derecede taşınması ve saklanması gerekiyor ki bu iki faktör de 3. dünya ülkeleri için başlı başına bir sorun. Aşıyı taşıyan kamyonlara yerleştirilen ısı kontrol sensörlerinin GPS ile kontrol edileceğini söylüyorlar. Ayrıca uygulanacağı merkeze ulaştıktan sonra eksi 2 derecede yani normal buzdolabında 5 güne kadar bozulmaz deniyor.  

2- Amerika Aşısı: National Institutes of Health; Moderna. Bu da bir RNA aşısı; virusun belli bir parçası kullanılıyor.

Etkisi önce farklı bildirildi ama sonra %94.5 olarak düzeltilerek rakibi olan Pfizer aşısı ile denklendi. Son analizleri tamamlandı, FDA onayı sonrası yeni yıla girmeden kullanıma geçilecek. İngiltere dâhil bazı ülkelerden de sipariş almışlar. Ev tipi buzdolabında 30 gün, oda sıcaklığında 12 saat, eksi 20 derecelik derin dondurucuda 6 ay saklanabildiği için ilk 3 aşı içinde korunması ve taşınması en kolay olan bu. Ancak tek dozu 25 dolar olduğu için en pahalı olan aşı da bu.  

3- İngiltere aşısı: Oxford; Astra Zeneca. Viral vektör aşısı; Virusun genetiği değiştirilerek üretiliyor.

Brezilya, Güney Afrika ve ABD’de denenmiş. Bir ay arayla iki kez yapıldığında %90 etkin bulunmuş ama doz tekrarının arası bir ayı aşarsa etkisi etkinlik %60’a düşüyormuş. İngiliz hükümeti 60 milyon doz aşı siparişi vermiş. Bu firma da pek çok ülke ile satış anlaşması yapmış. Bu aşı 4 dolar civarında ve eksi 2-4 derecede korunması yeterli. Bu faktörler satışını kolaylaştıracak gibi görünüyor.  

4- Rus aşısı: Sputnik V. İngiliz aşısı gibi bu da viral vektör aşısı; Virüsün genetiği değiştirilerek üretiliyor.

Moskova Ulusal Mikrobiyoloji ve Epidemiyoloji merkezi tarafından geliştirilmiş. %92 etkin olduğu bildirilmiş. Sputnik’in son evre çalışmaları Belarus, BAE, Venezuela ve Hindistan’da yapılmış. 50’den fazla ülke Rusya’ya 1.2 milyar doz aşı sipariş etmiş bile. Moskova senede 500 milyon doz üretebileceklerini söylemiş. Bu aşının saklanması ve transferi için çok düşük ısılara ihtiyacı yok. Fiyatı 10 dolar civarında.  

5- Çin Aşısı: Sinovac Biotech. Geleneksel yöntemle üretiliyor; gücü azaltılmış virüs. 

Etkinliği %86 olarak bildirilmiş. Çin, Kovid belasını çoktan kontrol altına aldığından, aşısının son aşama (3. evre) çalışmalarını kendi ülkesinde yapamayıp Pakistan, Suudi Arabistan, Rusya, Endonezya ve Brezilya’da yapmış. Üretim tekniği yüzünden bu aşı hem çok ucuz hem de etkisi hemen oluşuyor. Kasım ayı başında 60.000 kişi Çin aşısı olmuş durumda. Etkisinin çabuk olması salgınları durdurmak ve sağlıkçıları bir an önce korumak için çok önemli. Fiyatı da 3. dünya ülkelerinin umudu olmasını sağlıyor.

Önceki gün ABD Fox Kanalında BioNTech şirketinin sahibi Uğur Şahin ile röportaj yapıldı. Fox spikeri, Uğur Şahin çok küçükken babasının Almanya’ya göçtüğünü, Ford fabrikasında işçi olduğunu özellikle belirtti. Bu işçi ailesinin çocuğunun doktor olduğunu, kendi şirketini kurduğunu ve geliştirdiği aşı ile dünyayı kurtardığını anlattı. Özlem Türeci’den ise tek satır söz etmedi. 

Oysa BioNtech şirketinin kurucularından biri de o ve asıl önemlisi aşıyı geliştiren immünobiyolog o. Özlem Türeci’nin babası Türkiye’de doktorken Almanya’ya göçmüş. Türeci ise Almanya’da doğmuş, büyümüş, okumuş ve çalışmış biri. Bu ikilinin birlikte kurduğu BioNtech şirketi kanser araştırmalarındaki başarıları sayesinde çok çabuk büyüyerek dünya çapında bir şirket olmuş ve 600 den fazla çalışanı yani bilimsel araştırmacısı varmış ve çoğu kadınmış. 40 kişilik çekirdek bir ekip daha Çin’de ilk vakalar görüldüğü andan itibaren Korona aşısı için çalışmaya başlamış. Özlem Türeci ekranlarda boy göstermektense ekip çalışmasının önemi kapsamında gölgede kalmayı yeğliyor. O nedenle de Madam Curie’e benzetiliyor... 

ABD, eril bir ülke. Fox eril bir TV şirketi. Dünyayı kurtaracak aşıyı geliştirsen ne fayda, eğer kadınsan erkek dünyasında adın bile anılmıyor. Durum hala bundan ibaret; kadının emeği de yaratıcılığı da birçok ülkede hâlâ eril hükümdarlığın ardında. Neyse ki sayıları az da olsa kadınların çalışma ve yaratma hakkını sınırlamayan ve adlarını rahatça kullanmalarına izin veren ülkeler var. Uğur Şahin’in karısı olarak değil Özlem Türeci olarak çalışmalarına imza atan bu kadını takdirle anıyorum.

Tarihin ikinci Curie çiftinin, daha eşitlikçi bir dünya oluşmasında katkısı olacağını da ummak istiyorum. 

Etiketler:  Nevin Sütlaş