İsrail-Türkiye ilişkilerinde kritik dönemeç

İsrail-Türkiye ilişkilerinde kritik dönemeç

11 Şubat 2022 Cuma  |   Serbest Kürsü

Rafael Sadi

İki ülkem aslında uzlaşma kavşağında buluşmak üzereler. İsrail Devlet Başkanı Yitshak Hertzog ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Mart ayı içinde olası bir buluşma ile yan yana gelecekler. Olası sözcüğü İsrail Cumhurbaşkanlığı sitesinden alıntıdır ve Hertzog’un Erdoğan'ın davetini kabul ettiğini ve Mart ayı içinde olası bir ziyaret olacağını vurgulamasından yola çıkarak yazılmıştır. 

Yani aslında bu işler daha kesin tarihler ile ifade edilir. Kesin olmamasının sebeplerinden biri de bu randevunun ülkeler arasında olması gereken ancak halihazırda olmayan büyükelçiler aracılığı ile yapılmamış olmasından kaynaklandığı anlaşılıyor veya tahmin ediliyor. 

Bu arada Türkiye’nin Washington ve İsrail Büyükelçiliği görevlerinde bulunmuş olan usta diplomat Sayın Namık Tan beyefendinin saygıdeğer dostum gazeteci Tülin Daloğlu ile yaptığı video röportajından da anladığımız kadarı ile bu ilişki aslında hazırda bekleyen sistemlerin bir marş düğmesine basılarak yeniden harekete geçirilmesi operasyonudur. 

Başka bir ifade ile iki ülkem arasındaki ilişkiler her an kaldığı yerden devam edebilecektir. Tabii ki bu o kadar da kolay olmayacaktır çünkü aradaki güven ortamı yok olmuştur. Sebepleri üç aşağı beş yukarı herkes tarafından bilinmektedir. Ama Namık Bey’in ifadesine göre neden kavgalı olduğumuzu konuşacağımız yerde nasıl ileriye doğru gideriz birlikte neler yapabiliriz onları konuşmamız daha yerinde olur ve böylece duygular yerine iki ülke menfaatlerini ön plana çıkartacak bir düşünce sistemi ile hareket edilmesi gerekmektedir. 

Bunun sonuçlarını da ufak ufak göremeye başladık aslında. 

Bugün basında yer alan bir haberde İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bir anlamda da olsa Washington'dan bağlandığını görebiliriz. 

İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael (Mike) Hertzog, geçen hafta Türkiye’nin kentteki Büyükelçisi Hassan Murat Mercan ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yardımcılarından bir araya geldi. Görüşme, İsrail Büyükelçisi'nin Orta Asya, Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan ve Kazakistan’daki dört Müslüman ülke büyükelçisiyle akşam yemeği kapsamında gerçekleşti. 

Bu şekilde Kafkas ülkeleri Türkiye ve İsrail arasında bir iş birliğinin adımları da atılmış oldu. 

Ayrıca Namık Tan Beyefendinin Tülin Daloğlu ile yapığı söyleşiden anladığımız kadarı ile resmi bir açıklama olmazsa da iki ülke arasında uzlaşma ve ilişkileri iyileştirme ekipleri oluşturulmuş durumda ve bu ekipler çalışmalara başlamışlar bile. 

Her ne yapılırsa yapılsın kesinlikle hayırlı olacaktır iki ülkem için de. 

Bu arada Namık Bey iki ülke arasındaki ilişkilerin sadece Filistin eksenine endekslenmemesi gerektiğini çünkü İsrail İle Türkiye arasında Filistin dışında çok daha büyük ve önemli bir dünya olduğunu ve iki ülkenim de birbirlerine bu büyük dünya için ihtiyaçları olduğunu görmezden gelmenin hata olacağını söyledi. 

Ukrayna-Rusya geriliminde İsrail’in önemli bir oyuncu olabileceğinin altını çizdi ve en efendi şekilde Ukrayna’da önemli bir Yahudi Nüfusu olduğunu hatta Ukrayna Devlet Başkanı'nın da Yahudi olduğunu söylemeden de olsa herkesin ne olduğunu bildiğini belirtti, "Etrafında çok önemli bir Yahudi grubu var" dedi. 

Ve bunun karşısında dünya devletleri içinde Yahudi bir devlet başkanı olan Ukrayna ile İsrail Dışişlerinin de bozuşması ve Rusya’nın yanında yer alır gibi görünmesini kimse de pek anlamamakta ve ortada gereğinden daha da komik bir ilişkiler oyunu olduğunu anlatmaya da yetmektedir. 

Türkiye Cumhurbaşkanı'nın da Ukrayna ya destek çıkması da ve Rusya ile gayet iyi flört ederken birdenbire Ukrayna ile dostluğu da başka bir soru işareti ve bu da kimse kimse ile savaşmayacak anlamına gelmektedir bence. Tabii ki bence sadece. 

İran konusu da oldukça başka ve karmaşık bir düğümdür. Ancak İsrail’in Türkiye ihtiyacı aslında İran’ı korkutmak veya kızdırmaktan öte, nasıl barış yapabiliriz ve Türkiye bu barışın çimentosu olabilir mi arayışıdır. Hep söylüyorum savaş çok pahalı bir olaydır ve bu havada da kimsenin bu pahalı bedeli ödeme imkanı yoktur. 

Hamas konusuna gelecek olursak, aslında İsrail açısından olmazsa olmazlardan biri değildir sanırım. İsrail her Hamas üyesinin ne yapıp yapmadığını bilmekte ve anında izlemektedir muhtemelen. Mahkemesi görülmekte olan sözüm ona Mossad ajanları aracılığı ile değil ama teknoloji sayesinde sanıyorum. Yani bu adamlar başka bir deyiş ile İsrail düşmanları ve teröristler sürekli takiptedirler. Yani bu adamların Türkiye'de konuşlanmaları sadece moral açıdan rahatsız edicidir. Milli ve güvenlik açısından İsrail’i fazla da rahatsız ettiğini sanmıyorum. Kaldı ki bu bir denge meselesidir. Bir Türk vatandaşı olarak PKK terör örgütünün Tel-Aviv veya Yeruşalayimde ofis açmalarını ve İsrail parlamentosunda Devlet başkanı ile öpüşmesini ve İsrailli yetkililerinin onlara "kardeşim" demesini istemezdim. Nasıl ki Sayın Erdoğan’ın Haled Mashal’a "kardeşim" demesinden hoşlanmıyorsam… Dediğim gibi bu sadece moral meseledir. Yoksa bu sayede kimse İsrail’de terör eylemi yapabilecek değildir. 

İsrail ile Türkiye arasında yapılabilecek çok olumlu işler mevcuttur.. Baştaki işlerden biri de İsrail MEB sahasında çıkan doğal gazın Türkiye’ye taşınması ve satılmasıdır. Bu gaz öncelikle Türkiye’ye gereklidir ve bu sayede de İran ile olan bağımlılığını azaltabilecektir. Yani doğal gaz hem ekonomik hem de stratejik bir anlam taşımaktadır. Bu doğal gaz Türkiye’ye ulaşacaksa oradan da Avrupa'ya ulaşabilecektir tabii maliyetler ve fiyatlar sonucunda. 

Amerika ile ilişkiler açısından da Türkiye İsrail ilişkilerinin ayrı ve oldukça anlamlı önemi vardır. İki ülkemin de dünya devi olan Amerika ile iyi geçinmesi gerekmektedir. "İstediğimiz kadar delikanlı olalım bu ülke güçlü ve her ne kadar onurumuzu korumak durumundaysak da zarar gelmesine sebebiyet verebilecek söz ve hareketlerden kaçınmak zorundayız" diyor Namık Tan. Eh onu dinlememiz lazım, Washington Büyükelçisiydi kendisi. Kiminle dans edip edemeyeceğimizi ve kimin ayağına basmamamız gerektiğini biliyor. 

Namık Bey’in ifadelerinin başında da sonunda da belirttiği hatta Hertzog ziyareti öncesinde bile karşılıklı büyükelçilerin atanması gerekliliğidir. Hem atanması gereken bu büyükelçinin ortalıkta adı geçen kişinin olmaması gerektiğini de söz konusu kişinin adını zikretmeden de beyan etti. O söylemese de ben söyleyebilirim. Sayın Ufuk Ulutaş İsrail karşıtı olduğunu belirtir çok makalesi varken İsrail’in kendisini ret etme hakkı vardır. Bu nedenle acilen İsrail’e büyükelçi olabilecek düzgün ve diplomatik kariyeri olan bir isim bulması gereklidir. Ve Türkiye'de bu görevi layığı ile yapabilecek diplomatlarımız vardır dedi. 

İsrail’in Türkiye büyükelçi adayı da aslında halihazırda maslahatgüzar görevinde olan Bayan İrit Lilian olup Türkiye tarafından da zaten agremanı verilmiş bir kişidir. Türkiye'yi gayet iyi bilen, uzun yıllar dışişleri görevinde bulunmuş ve Avrupa masası 2. şefliğini yapmış bir bayandır ki, Avrupa 2 içinde Türkiye masası olan bölümdür. Yani konuda uzman isimdir. Türkiye'de de uygun isimler olduğundan benim de kuşkum yoktur. 

Sayın Namık Tan’ın vurguladığı çok önemli bir konu ise Türkiye’nin savaş sanayi sektöründe geldiği noktada İsrail’den alınmış olan ve İsrail’in dost ülke olarak kapılarını açtığı İsrail Havacılık Endüstrisinin "know how"ı olduğunu unutmamamız lazım. İsrail Türk şirketleri ile bu insansız hava araçlarını birlikte yapmayı kabul etmeseydi biz bugün gurur duyduğumuz bu durumda olamazdık. İsrail Türkiye iş birliği bizi daha da ileriye götürebilecektir. 

Filistin konusuna dönecek olursak, Türkiye Osmanlı’ya ne yaptığını kenara koyacak olursak ve mazlum Filistinlilere yardım etmek arzusundaysa, sadece mazlumlara ve gerçekten de mazlumlara yardım edilmek isteniyorsa, İsrail yasalarına uyulması ve İsrail yasaları çerçevesinde ve onun onayı ile yardım edilmelidir. İsrail’e karşı ve İsrail’e rağmen kimse kimseye yardım filan edemez. Bu kafayla gidilirse askere zor alınır tezkere. Bu topraklar halihazırda İsrail Yahudi Devleti topraklarıdır, başkasının değil. Bunu bilen ve buna saygı duyacak olan bir anlayış ile uzlaşılabilir. Başka hülyaları olanların niyetleri ile bir yere varılamaz. 

Umarım bu sözlerim de dikkate alınır. 

Saygılarımla.

Not: Bu yazım ilk olarak shemanews.com sitesinde yayınlanmıştır.

Etiketler:  Rafael Sadi Diplomasi