İnsanın özüyle çalışabilmesi

İnsanın özüyle çalışabilmesi

4 Nisan 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

"Kendime yaklaşabilmek için yeterince zaman ayırabiliyor muyum? Sevdiğimi düşündüğüm şeyler gerçekten benim hakikatim mi? Sistem, dışarıda mevcut olduğuna inandırdığı mutluluk ve tatmin üzerine bizi sürekli tetiklerken nasıl özümle çalışabilirim?Yok, ben aslında istesem haftaya başlarım, şu ayı atlatayım…"

Dışsal, maddi olana harcayacak zaman adına bahaneler zihnimizi öpedursun…

Bu uyarıcıların ve tetiklenmelerin bizleri yönlendirdiği durum, tüket-mutlu ol yanılgısıdır. Bir türlü tatmin olmayan bir boşluk ya da uyarılardan yorulmuş tükenmişlik duygularını yaşam olarak nitelendirebiliyoruz. 

Bu yanılgılı durumlar yaşamın içerisinde dikkatimizi sürekli dağıttığı için kendi özümüzle çalışma pratiklerimizin devamlılığını da etkiliyor.  

“Niyamalar” kendimize yönelik tutumlara olan yaklaşımımızla ile ilgili disiplin kuralları içermesinin ötesinde insanın kendi özüyle çalışabilmesi için kişisel pratikler öneren muazzam birer haritadırlar. 

“Niyama”lardan dördüncüsü, kutsal metinlerin içeriklerini pratik etmek anlamına gelen “Svadhyaya” ilkesidir. Benlik “Sva” ve tefekkür yoluyla çalışma “Adhyaya” anlamına gelir. Bu bağlamda, “Svadyaya” tefekkür yoluyla benliğin incelenmesi anlamını taşır. 

Hem içsel benliğin incelenmesine ancak bunu yaparken benliğin keşfine yol açan bütün bilimin incelenmesine vurgu yapar.  

“Svadhyaya” kutsal olarak adlandırılan yazıtların okunması veya geleneksel bilgelik metinlerinin sürekli okunması olarak tanımlanmanın ötesinde, tüm bu bilgilerin kişisel pratik yoluyla deneyimlenerek daha yüksek bilgi ve farkındalık düzeylerini deneyimlemekten bahseder.  

Felsefi bir akım olarak görülüp, sadece ihtiyaç halinde okunmasının ötesinde, sürekli okunup pratik edilmesi, insanın kendi özüyle çalışabilmesi demektir. Bu durum devamlılık ile disiplin edilebildiğinde, kişi yeni zihin durumlarını deneyimlemenin yolunu sürekli kılar. 

Böylece dışsal, maddi olanlara harcadığımız zaman azalabildikçe kendi özümüzü araştırmaya ve çalışabilmeye daha çok zaman ayırabiliriz. 

Düzenli okuma ile pratik edilmeyen ve anlamları öze yansımayan hiçbir bilgi ise bireyin kendini gerçekleştirmesine imkân tanıyamamaktadır. Derin bilgide uyanabilmek, bireyin hayatın içerisinde kolaylıkla harekete etmesine vesile olur. 

“Svadhyaya” ilkesi zayıf ve güçlü olarak adlandırabileceğimiz yönlerimizi anlamamıza yardımcı olur. Bu karmaşık gözükenleri anlamamıza, bırakmamız gerekenleri bırakabilmemize ve alanımızda güçlendirmemiz gerekenleri güçlendirmemize aracılık eder. 

Yoga yolu ile ilgili olarak başlangıçta tavsiye edebileceğim birkaç kitap: 

• Zen Zihni Başlangıç Zihnidir – Shunryu Suzuki 

• Bhagavad Gita  

• Upanishads 

• Hatha Yoga Pradipika 

• Patanjali’nin Yoga Sutraları 

Genellikle, geleneksel metinler yalnızca çeviride mevcuttur. Ne yazık ki, çeviri yoluyla orijinal anlamın çoğu kaybolur. Aynı metinlerin ikiden fazla çevirisini okuyarak  ve teknik terimlere ve çoklu anlamlarına aşina olmaya çalışarak pratiğinize katkıda bulunabilirsiniz. 

Bhagavad Gita’ dan duyuları tatmin etmekte yanlış yönlendirilen enerji ile ilgili bir alıntı ile bitirmek isterim: 

“Duyu nesnelerini düşünmek 

Seni duyu nesnelerine bağlar; 

Bağlandıkça müptela olursun; 

Bağımlılığının önüne geçince öfkeye dönüşür; 

Kızınca zihniniz karışır; 

Zihniniz karışınca deneyim dersini unutursunuz; 

Deneyimi unutunca ayrım yeteneğini yitirirsiniz; 

Ayrım yeteneğini yitirince yaşamın yegane amacını kaçırırsınız.” 

Namaste...