İnsan hiç olur eşya yok olur

İnsan hiç olur eşya yok olur

23 Aralık 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

Hiçlik, göz önünde canlandırılamayan  temsili olmayan, sunulamayan, ifade edilemeyen, beş duyu ile anlaşılamayan şey demektir. Hiçbir şey olmasa da hiçbir şeye dönüşemeyen ve hiçbir şeyle  oluşturulamayan bir hiçlik alanı gibidir.  

Beş duyumuz vasıtasıyla algılanan ve algılanamayan şeyler var, işte bunlara “yok” diyoruz. Halbuki beş duyu ile anlayamadığımız ama akla göre var olan varlıklar da bulunuyor, öyle değil mi? Fark ettiniz mi, ne kadar zor bir konu?.. Söylemek istediğim hiçlik, görülmeyen bir şeydir.

Hiçliği var eden, evrenin de varlığının nedenidir. Bizim var olmamızın nedeni de hiçliktir. Yaşadığımız evren duygunun ya da düşüncenin zihindeki soyut, genel tasarımı, anlamıdır. Böylece kavramların, simgelerin olduğu bir dünyada doğup, yaşayıp, göçüp gidiyoruz... 

Benliğimiz nesnel kavramlardan beslendiği için hiçbir zaman bir hiç “olduğunu” kabul etmez. Yaşadığımız sürece soru işaretleri ile karşı karşıya kalırız. Hatta ve hatta ölümden sonrası için bile var olma savaşı verir, bir anlamda hiç olmama çabasına gireriz. İnsan varlığını benlik düşüncesinden uzak tutmadıkça, varlıkla kendi arasına mesafe koymadıkça hiçliği doğru göremez. Benlik hiçlik olgusunun düşmanıdır. 

Aslında varlığımız boşluklar üzerine kuruludur. Bir şeyin parçaları gibi bize hep var olacağımız duygusunu ve düşüncesini veren, gerçeği görmemizi engelleyen, bu dünyada kalıcılığımızı hissettiren zihinsel ve bilişsel ruh halidir. Bu durum ara sıra bilinçli ya da bilinçsiz varlıktan yokluk hissine dönüşür. İşte o zaman üzüntü ve kaygı bizi sarar, hiçlikten gelip hiçliğe dönecek olduğumuzu hatırlatır. Bu üzüntü, bilinmezlik ve gelecek kaygısı bizi hiçlik duygusu ile yüzleştirir. 

Öne sürülen hiçlik savı, varlığın yokluğu, olmayışıdır. Bu yokluğu tanımama, onu yok sayma, olumsuzlamadır. Gerçekte bu kavramın içeriğinin, anlamının, kapsamının kesin olarak belirlenmesi, bir şeyin var olmayışı bizde hiçlik olgusunu ortaya çıkarır. Hiç, var olmamak demektir. Hiçlik, yokluk gibi kavramlar sadece algılarımıza girmediği sürece dünyamız içerisinde yoktur. 

Bunu söylerken yaşadığımız dünyanın kendisine, koşullarına, mekana ve zamana göre diyorum. İnanın bu dünyada her şey olabilirsiniz ama hiç olmak kolay değildir. Hiçlik, varlık, yokluk, biz insana özgü özelliklerdir. Hiçlik her insanın kendine özgü, öznel farklı durum ve tutum tercihlerinde ortaya çıkar. Bu durumda öne çıkan vurgu her insanın kendine özgü bir hiçliği varoluşu, yokluğu anlama sorunudur. Her insanın yokluk, varoluşsal, hiçlik nitelikleri birbirinden farklıdır. İçimizde devam eden yalnızlık duygusundan sonra ortaya çıkan savaş ise hiçliktir. 

Mitopoetik düşünce bize eksiksiz, tüm hayatı bir bütün olarak anlamlandırmak, varlığı delilleriyle anlaşılabilir kılmak amacıyla fikir verir. Bu düşünme tarzı, düş gücü ve akılla birleşirse, rasyonel, tutarlı, art arda olan ve doğrusal akan zaman anlayışı ile anlama çabasına girer. Diğer bilimlere baktığımızda durum pek farklı değildir. Matematik biliminde yokluğun, hiçliğin sembolü varlık sebebi olan “0” sayısıdır. Anladığım kadarıyla fizikte de bir insanın ya da bir nesnenin devrilmeden, dikey durması, stabil kararlılığın, değişmezliğin ana özelliklerinin sürekli sabit kalması olarak ifade ediliyor. Aslında var olmayan zıtlıklarla anlaşılabilen gizli güçtür. Felsefede ise hiçlik, üzerinde günlük hayatta konuşulamayan, fazla dile getirilemeyendir. Aristo hiçlik için "Tarif edilemeyen (ineffable)" der. İlk Çağ filozoflarına baktığımızda genelde hiçlik konusunu varlık ile açıklama çabası içerisine girmişlerdir. 

Dinlerde de bu durum pek farklı değildir. Budizm'de Nirvana kesin bir hiçlik kavramıdır. Uzak Doğu'daki bazı felsefi akımlara göre, yokluk insanın egosundan arınması ve kişinin kendisini evrenin ufak bir parçası olarak kabul etmesidir. 

İslam tasavvufuna göre varlık, yokluktur; gerçek varlık insan yok olduktan sonra başlar. Evrenin mutlak yokluktan, hiçlikten yaratılması, tasavvufta hiç olma hali ve ölümün yokluğa geçiş olup olmaması sorununa odaklıdır. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da Allah tarafından yaratılan varlıklar içerisinde insan, hem bedenen hem de ruhen en güzel şekilde yaratılmış, akıl, irade ve sorumluluk sahibi olan tek varlıktır. Hiçlik olgusunu var oluşta ararlar. Hıristiyan teologlara göre Tanrı evreni hiçlikten, yokluktan yaratmıştır 

Düşünme biçimi olarak bir çok alanda görüş ifade eden Nihilizm, aslında anlamsızlık, boşluk ve hiçlik duygularının telkin ettiği bir düşünme ve yaşama biçimini ifade eder. İnsanları var eden bağlı oldukları, bağlı kaldıkları değer ve ideallerin gerektiği gibi toplumda yer tutamamasıdır. Bu değer ve idealleri, hayalleri yerine getirmediklerinde hem kişide hem de toplumda ortaya çıkan bir ruh halidir. Bu ruh haliyle değerlerin kaybedilmesiyle devam eden bir yaşama ve düşünme biçimidir. Nihilizm, yaşama yüklenen değersizlik ya da hiçlik değeridir.  

M.Heidegger'e göre hiçlik insan varlığının kendi özüne hakiki dönüşümüdür. Hiçliğin bu biçimde ortaya çıkışı bir nesne yahut bir şey formunda değildir. J.P.Sartre, fizikî anlamda varlığın objektif olabileceğini ama yokluk, hiçlik, boşluk gibi kavramların ancak bilinçli  bir gözlemci için var olabileceğini savunur. Başka bir deyişle, hiçliğin dünyaya gelmesine ayna tutan, aracılık eden varlık, kendi öz hiçliği olmak zorundadır. Hegel hem  varlık hem de hiçlik için "İçi boş soyut, her ikisi de aynı derecede boştur” der.

Ben şunun özellikle altını çizmek istiyorum: Hiçlik ya da yokluk bildiğimiz gibi bir şeyin yokluğudur. "Masada kitabım yok" dersem gerçekte kitap diye bir şeyin var olduğunu ama o anda masada bulunmadığını dile getiriyorum. Bu cümleyi kurabilmem için kitap diye bir olgunun önceden var olması gerekir.  

Son dönemlerde insanlarda hayatın hiçbir değer ve anlamının olmadığı inancı hâkim. Evren, hayat ve insanların ontolojik olarak varlıkları anlamsızdır. Tarihin yazamadığı, çok zor olan bu hiçlik savaşıdır. Savaşların en çetini, en güç olanıdır. Hiçlik kendine, özüne dönme arzusunun simgeleşmiş halidir, insanın kendisiyle kavgasıdır. İnanın gerçekten hiçbir şeyin değeri yoktur. Evrende bizim değerlerimizin, hiçbir şeyin anlamı yok, her şey boş. Demek istediğim, somut maddesi olmayan, soyuttur.

Bir paradoksun içinde yaşıyoruz. Bazı zamanlar varlık içinde yokluksun, bazen yokluk içinde varlıksın. İster kabul edin ister etmeyin olsak da olmasak da hiçiz. Varlığımız ya da yokluğumuz evrende hiçbir şey ifade etmiyor. Hiçlik için hiçbir şey değişmiyor. Hiç olmak hem hiçbir şey olmak hem de her şey olmaktır. Keşke hiç olabilsek, öyle hiç kalabilseydik. 

İnsan hiç olur, eşya yok olur...