İngiliz planına Rum-Yunan darbesi

İngiliz planına Rum-Yunan darbesi

18 Şubat 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Hasan Erçakıca

Geçen hafta Kıbrıs Rum tarafını ziyaret ederek Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis ile Kıbrıs sorunun içinde bulunduğu durumu değerlendiren Yunanistan Başbakanı Kiriyakos Miksotakis’in açıklamaları ve bu ziyaretten sonra basına yansıyanlar, beşli konferans umutlarını söndürdü. Mitsotakis ve Anastasiadis’in basın toplantısında kullandığı ifadeler ve ortaya koydukları görüşler, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öfkesini davet etmekle kalmadı, İngiltere tarafından sürdürülen “arayı bulma” faaliyetlerinin de ortadan kalmasına neden oldu.

Eskide ısrar

Miktotakis ve Anastasiadis, 8 Şubat tarihinde bir araya gelerek yaptıkları değerlendirme sonrasında, Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm konusunda eski tutumlarını tekrarlamakla kalmadılar, Mart ayında toplanması beklenen Gayrı Resmi Beşli Konferans’ta “Türk tarafı ile tartışmaya niyetleri olmadığını” da açıkladılar. Rumca gazeteler, Yunanistan ile Kıbrıs Rum tarafının, “çözümün şekline ilişkin hiçbir tartışmaya girmeyecekleri yani Türk tarafının ileri götürdüğü çözüm şeklini doğrudan veya dolaylı tartışmayacakları konusunda anlaşmış olduklarını” duyurdular. Böylece, zaten bir “arama konferansı” olarak düşünülen beşli konferansı işlevsiz hale getirdiler. 

Bununla kalsa neyse… 

Rum-Yunan tarafı, Kıbrıs Türk tarafından yükselen “federal çözüm” istemlerine de sert bir darbe indirmekten çekinmedi. Anastasiadis, “çağ dışı kalmış garantörlük sistemini sona erdirecek ve ortaya çıkacak yeni oluşumun fonksiyonelliğini sağlayacak bir çözüm” istediklerini duyurdu.  

“Garanti sisteminin olmaması” demek, Ada’daki Türkiye etkisinin sıfırlanması; “yeni oluşumun fonksiyonel olması” ise Rum çoğunluğun, bazı prosedürler tamamlandıktan sonra bile olsa, istediği kararı tek başına alabilmesi demektir. Kıbrıs sorunu ile az veya çok ilgilenmiş olan herkes de bunları bilmektedir. 

Mitsotakis ile Anastasiadis’in bu yaklaşımlarına yanıt Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi… Üstelik çok sertti: “Haddini bil” dedi; “Bak sen bazı dağlara güveniyorsun. O güvendiğin dağlara kar yağdı, hiçbirinden fayda gelmez. Biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. Çılgın Türkleri iyi tanıyacaksın.” 

Konferans ne olacak? 

Taraflar arasında yaşanan bu gerginlik, Gayrı Resmi Beşli Konferans’ın yapılmasını tehlikeye attı tabii. Daha önce Şubat sonu toplanması hedeflenen konferansın Nisan başında ancak toplanabileceği konuşuluyor. Üstelik ara yerde, 25-26 Mart’ta toplanacak olan AB liderleri, Türkiye’ye yaptırım önerilerini yeniden ele alacak. 

Yunanistan ve Rum tarafı, Gayrı Resmi Beşli Konferans’ın başarısızlıkla sonuçlanmasını ve yaptırımların böyle bir ortamda ele alınmasını tercih ettiklerini çeşitli şekilde ortaya serdiler. Rum basını, Beşli Konferans’ın Mart sonuna veya Nisan’a kalmasını “Türkiye’nin planlaması” olarak sunuyor ve feveran ediyordu. 

Artık çok geç! Zaten ortada Covid-19 salgınından kaynaklanan dünya kadar “teknik zorluk” da var. Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis bile, konferansın bu teknik zorluklar nedeniyle ötelenebileceğini söyleyip durdu ve sonunda konferans tarihi olarak 7-8 Nisan tarihleri konuşulmaya başlandı. 

İngiliz planı  

Bu arada İngiliz Planı da hasır altı ediliyor galiba... Hristodulidis, İngiliz Planı konusunda da kaçamak konuşuyor: “Bizlere bazı fikirler sundular, bu fikirleri mutlaka Kıbrıslı Türklere de sundular. Sunulan bu fikirler üzerinde tartışıldı. Ancak yazılı bir plan yoktur. Zaten iki kesimin isteği dışında ne bize ne de Kıbrıs Türk kesimine bir plan dayatılamaz.” 

Beğenmediler yani! 

Özellikle “toplum devlet” yaklaşımı Rum tarafının kabul edebileceği bir yaklaşım değildir. Onlar, Annan Planı’nda yer alan “kurucu devlet” tanımından bile memnun olmamışlardı zaten. O zamanki liderleri Papadopulos, “Devlet aldım, toplum devredemem” diyerek TV kameraları karşısında gözyaşı dökmüş ve halkı “hayır” demeye çağırmıştı. 

“Toplum devlet” yaklaşımını başlangıçta ihtiyatla karşıladığı gözlemlenen Türk tarafı da, son haftalarda yeniden “iki devlet” ve “egemen eşitlik” kavramlarına sarıldı. Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerekse Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, bu konuda vurgulu konuşmalar yapıyorlar.  

Anladığımız şudur: Rum-Yunan tarafının Gayrı Resmi Beşli Konferans’ı işlevsiz hale getirme gayretkeşliği, tarafları eski mevzilerine dönerek karşı tarafı top ateşine tutmaya yöneltmiştir.  

Artık atış da, ateş de serbest!  

Yeni bir evreye kadar!