İnat, ego ve kapıdaki tehlike

İnat, ego ve kapıdaki tehlike

2 Ağustos 2021 Pazartesi  |   Mentor

Mentor

Ülke yangın felaketi ile sarsılırken ve büyük acı çekerken bir futbol yazısı yazmak oldukça zor ama bir başka büyük felaketin Fenerbahçe için yaklaştığına inanıyorum.  

Fenerbahçe'ye, yönetimine, takıma destek olmayı "hiç eleştirmemek" sığlığına sıkıştıran bir kafa yapım yok. Çok seslilik gelişmenin anahtarıdır, şartlar ne olursa olsun destek olmayı öneren söylemler sadece diktatörler yaratır ki şu an dahil olmak üzere bu içeriksiz destek söylemleri yüzünden Fenerbahçe sürekli "tek adam" anlayışı ile yönetiliyor. Yönetimde uzmanlık ve çok seslilik olmayınca da doğal olarak hata üstüne hata oluyor.  

Belki erken olabilir ama benim bağlılığım Fenerbahçe'ye, gelen tehlikenin de büyük olduğuna inanıyorum, o yüzden yazacağım.

Fenerbahçe'nin geçen yıldan oluşmuş bir kadrosu var ve mali durumu da kötü bile değil, eğer futbol kulübü olmasa tüm diğer kulüpler gibi iflası istenmiş olurdu. Kısacası Fenerbahçe'nin ne maceraya ne de sahip olduğu herhangi bir futbolcusunun değersizleştirilmesine ihtiyacı var. Oysa Vitor Pereira (VP) tercihinin tam tersi bir sonuç doğuracağı görülüyor. VP hepimiz tanıyoruz, egosu şişik ve inatçı biri, kolay kolay da tavsiye dinlemiyor; oysa Fenerbahçe'nin mevcut malzemesinden en iyi helvayı yapmaya çalışması gerekiyor.  

Hazırlık maçlarından anladığımız VP tavrı tam tersi, "züccaciyeci dükkanına fil girmiş gibi" davranıyor. Caner, MHY, Ozan, İrfan çoktan gözden çıkarılmış, yeteneklerine uygun olmayan bir pozisyonda oynamaya zorlanan Szalai çoktan geriye gitmeye başlamış. Mesut'tan doğru düzgün faydalanılamıyor, ligde kendini ispat etmiş oyuncular olan Nazım, Coulker ve Sosa çoktan feda edilmiş. Beyimiz, 4-5 yeni transfer daha istiyormuş. Gözden çıkarılmış oyuncuların Transfermarkt değeri neresinden baksan 22 milyon euro (Bu piyasada bir de tu kaka deyince 2 milyon euro etmezler) gelecek 4-5 oyuncunun değeri de bir o kadar olsa Fenerbahçe'ye maliyeti 44 milyon euro yani 450 milyon TL.  

Ona rağmen hazırlık maçlarında gösterilen performans hiç de parlak değil, daha önce ligde denenmemiş üçlü defans macerası, küstürülmüş oyuncular, rakibe baskı kuramayan, geçen seneden daha kötü, çok kolay gol yiyen defans organizasyonu, topu ceza sahasında kullanma yetersizliği, hepsi devam ediyor.  

Fenerbahçe taraftarı ise klasik sezon başı sarhoşluğu içinde gelişmeleri görmekten uzak "Polyannacılık" oynuyor. Oysa Fenerbahçe'nin ne sportif olarak ne de finansal olarak macera arama şansı var. Şişik egolu, taviz vermeyen, inatçı Pereira bu kadroya hoca olmamalıydı. Daha uyumlu, eldeki malzemeyi tu kaka yapmayacak bir hoca tercih edilmeliydi ama VP tercih edildi; nedenini sadece Ali Koç biliyor, geçmiş yıllardan da ne kadar bildiği malum artık.  

Açıkçası benim umudum yok, sanki büyük hayal kırıklığı yaşayacağımız ve tekrar ayağa kalkmamızı sağlamamızın çok zor olacağını hissine kapılıyorum, umarım yanılırım.  

Sportif yanlışlar konusu deyince basketboldaki skandalları konuşmamak imkansız. Basketbol şubesinde bir sözleşme yönetimi varsa Kokoşkov neden elini kolunu sallayarak gitti? Eğer Kokoşkov'un böyle bir karakteri olduğunu anlamayan bir yönetim varsa basketbol şubesi yönetimi ne iş yapar? Transferleri yapıp piyasada koç seçeneği kalmamışken koç seçmek zorunda kalmak tam bir yönetim fiyaskosudur. Efendim "Kokoşkov karaktersizmiş" vs. bunlar Fenerbahçe yöneticisine yakışmayan ucuz mazeretler. Eğer sen Fenerbahçe'de yönetici isen Kokoşkov'un ne olduğunu analiz etmelisin, gerisi o koltuğu hak etmediğini gösterir.  

Sonuç: Ali Koç Fenerbahçe'yi yönetme konusunda çok üstün bir performans göstermiyor ve lütfen "şu kadar para verdi" saçmalığını bir daha kimse söylemesin çünkü verdiği maddi manevi zararı ölçmenin imkanı yok.  

Volkan Demirel'le Emre Belözoğlu ile olmaz demiştim. Bence Emre ve özellikle Volkan ve yaşlı tilkiler olmasa hem Ersun Yanal hem de Erol Bulut başarılı olabilirdi. İkisini de başımıza saran Ali Koç, 3 yıl boyunca "...boncukları var" dedi ama gördüğümüz sadece beceriksizlik oldu.  

Yazının başında söylediğim gibi benim borcum ve bağlılığım Fenerbahçe'ye, fikrim bu yazmanın gerekli olduğunu düşündüm, ev soyulduktan sonra kapı kilitlemekten bıktık...

Etiketler:  Futbol