İkiyüzlülük ya da yüzsüzlük

İkiyüzlülük ya da yüzsüzlük

25 Kasım 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

Kısır döngülerle, çelişkilerle hayatın içinde boğuluyoruz. Hele bir de etrafındaki insanların Sezen Aksu’nun ”Seni hem sevdim hem de senden nefret ettim” şarkısındaki gibi davranması...  

Günümüzde tahammül, müsamaha, saygı ve sevgi tamamen içi boşaltılmış duygu ve davranışlar olarak sözde kalıyor. Sadece bana mı öyle geliyor, aynı ülkede, şehirde, caddede, sokakta hatta aynı çatı altında insanlar birbirine o kadar acımasız ki, ikiyüzlülük böyle bir şey olsa gerek…

En yakınında bulunan insanların sana yaşattıklarını, ne kadar zarar verdiğini bilip içten içe kendini yiyip  bitiriyorsun. Ne diyordu Özdemir Asaf ; ”Sen… Pardon... 'Siz' demeliydim. Siz kaç yüzlüydünüz? Ben yanlışlıkla hanginizi sevdim?” 

Gerçekten etrafımızdaki insanların hangi yüzünü sevdik? Shakespeare'in dediği gibi; "Göründükleri gibi olmalıdır insanlar. Eğer değillerse; hiç görünmesinler daha iyi.” Görmek bile istemezsin! Kendin için bir öyle, bir böyle karar verirsin. Bir bakmışsın çelişkilerinle oyun oynuyor; kalbinle aklın savaşıyor, beyninle karar veriyor, kısacası ne yapacağını şaşırıyorsun. Kime değer versen, hangisini sevsen, saysan pişman olup çelişkilerinle avunup duruyorsun. Gündelik hayatta sıkça rastlıyoruz: Sevdiği insanı tam sevemeyen, başkalarının mutsuzluklarından kendilerini şanslı hisseden, saygı duyduğunu söylediğine anında sırtını dönebilen, yediği sofraya bıçak saplayan, kendi konforu için başkalarına durmadan yalan söyleyebilen, vasıfsız, duygusal zekaları gelişmemiş, kompleksli, duyguları ve davranışları tutarlı olmayanlar topluma çok pahalıya patlıyor. Nasıl desem bilemiyorum ki; toplumdaki bu insanları anlayabilmek, duygu ve düşünce dünyalarını okuyabilmek için hep bir çaba içerisinde olmalı mıyız? Hem hayatın hem de bu tür insanların yaşattığı ikiyüzlülüğün, sahtekarlığın çıkılmaz dar düşünsel ve duygusal sokaklarında insanın aynı kalabilmesi kendini istediği gibi ifade edebilmesi gerçekten çok zor. İnsani özelliklere sahip bu insan türünün kime, neyi, niçin yaptığını anlayabilmek zor.  

Çünkü ilişkide ya da iletişimde olduğunuz insanların ortaya koydukları farklı karakterler ne denli fazlaysa karşınızdaki kişiyi tanımanız o derece zor oluyor. Siz istediğiniz kadar insanlara ön yargısız nispi değerlerle, en yüce duygu, düşüncelerle yaklaşım gösterin, hiçbir şey ifade etmiyor muhatabı olduğunuz kişi sizi tasavvur ettiği, özleştirdiği, imgelendirdiği, anımsadığı biri olarak kabul eder. Kime sorsam gündelik hayatın içinde sürekli böylesi birbiri ile çelişen insan davranışları ile karşı karşıya kaldığını söylüyor. Ben toplumsal ahlaktan çok bireysel ahlaka inanan birisiyim. Bir toplumda iyi veya kötü olarak değerlendirilen şeylerin o toplumun kendi ahlâkî inançlarına göre olanını kabul etmiyorum. Ben ahlakın evrensel boyutta, bütün insanlık için tutarlı olan tutum davranış düşünceleri kabul ediyorum. Bana göre ahlakın en yüksek biçimine iyi bir duyguyla, düşünceyle, iyi bir davranışı hayata uyarlayarak anlamlı bir yaşama ulaşılabilir. Hayat, iyi şeyler değerini iyi olanın ahlaklı olan ideasından alıyor. Benim anladığım ahlaka iyi bir yaşamla, yaşama da iyi bir duygu ve düşünce ile ulaşabiliriz. Bu hayatta tüm sorgulamaları doğru yaptığımız sürece hedefe ulaşır mutlu oluruz. İnsanoğlunun hayatındaki zihinsel durumlar, nitelikler, işlemler ve acı tatlı arzular, düşünce, duygular ve bilinç dahil tecrübeler, istek, tutumlar, benlik kişiliğini akıl yolu ile oluşturur. Bu da insanın kendisini farklı hissetmesine, beğenmişlik duygusuna sebep olur. Fakat bu insani duygu ve düşünceler olumlu olmadığı sürece insan toplumda çeşitli sorunların yaşanmasına yol açar. 

Bazı yazarlar sözüm ona ikiyüzlülüğü; insanın hayvani duyguları olarak insanın sürekli öne çıkaran egonun yükselişiyle, hiçbir sınır ve kural tanımadan her türlü çıkarın adamı olmakla açıklıyor. İkiyüzlü olmak kesinlikle insana ait olan bir durumdur. 

İkiyüzlülük aslında çok da kötü değil gibi görünüyor, en azından onların iki yüzü var! Bence asıl korkulması gereken yüzsüzler var, onları konuşmak gerek. Günümüzde her şey öyle birbirine karışmış ki doğruyla yanlış, gerçekle yalan, ikiyüzlülük ve samimiyet birbirleriyle çok fazla iç içe geçmiş durumda… Kısacası şunu öğrendim ki ;sözcükler tek başına insanları kırmaz. En çok yaralayan, sözcüklerin arkasına saklanan ikiyüzlülük ya da yüzsüzlüktür...