İki devletli çözümün ilk basamağı

İki devletli çözümün ilk basamağı

12 Mayıs 2022 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Kıbrıs. 

Akdeniz’de bir ada. 

Adada iki devlet. 

Kıbrıs dendiğinde Türkiye buna "milli meselemiz" der. Doğrudur. 

Kıbrıs ve KKTC Türkiye’nin milli meselesi olduğu kadar, Türkiye de Kıbrıs Türk halkının, KKTC’nin milli meselesidir. 

Türkiye’nin, Kıbrıs Türk halkının KKTC’nin gönülden bağlı olduğu bir milli mesele olması, KKTC devletine ve Kıbrıs Türk halkına Türkiye’nin iç işlerine karışma hakkı vermediği gibi, Kıbrıs’ın KKTC’nin milli mesele olması da Türkiye hükümetlerine, partilerine, medyasına KKTC’nin iç işlerine karışmasına sebep olmamalıdır. 

Türkiye’nin iktidar ve muhalefet partileri ile iki yıldan beridir ağız birliği ettiği iki devletli çözüm için çok özenli bir siyaset izlemesi sürdürmesi gerekmektedir. 

Cansiperane bir şekilde savunulan iki devletli çözüm şeklinin dünya indinde kabul edilmesi saygı görmesi için Türkiye hükümetlerinin, tüm partilerinin ve medyasının KKTC devletine karşı bırakın asgari saygıyı ve özeni, azami derecede saygı ve özen göstermesi gerekmektedir. 

Türkiye medyasında kalem oynatanların ve siyasetinde de mikrofon başına, TV ekranlarına geçenlerin "Kıbrıs bizimdir/82-83. vilayetimizdir/sizi biz besliyoruz – beslemelerimizsiniz" gibi veya "Akıncı Rum ağzı ile konuşuyor/CTP kime hizmet ediyor/HP’ye de ne oluyor hepiniz bize muhtaçsınız" gibi kırıp döken, züccaciye dükkanına giren filler gibi davranışların ve söylemlerin, Kıbrıs Türk halkını ve aralarında çok sayıda TC vatandaşlığına da sahip olan KKTC vatandaşlarını rencide ettiğini, derin yaralar açıyor olduğunu bir an önce anlamaları gerekiyor. 

Kıbrıs Türk halkının yüz yıldan fazla devam eden ve Türkiye hükümetlerinin ve halkının eşsiz desteği ile süren, hür bir halk bağımsız bir devlet (KKTC) direnişi sonrasında ve hele de KKTC devletinin kurulmasından neredeyse yarım asır sonra, yukardaki uyarıları yazmak zorunda kalmış olmam, her iki devlet Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC hükümetlerinin özensiz, hoyrat nezaketten, vefa duygusundan uzak olarak da algılanacak söylemleri ve eylemlerinin sonucudur. 

Her hangi bir Türkiye siyasetçisinin Kıbrıs Türk halkına yönelik olarak "beslemelerimizsiniz" demesinin alkışlarla karşılanmasını kimse beklemesin, böylesi söylemler Ömer Seyfettin’in ünlü ve ibret verici Diyet hikayesini akla getirmektedir. 

Türkiye’nin Kıbrıs Türklerinden diyet borcunun ödemesini beklemediğini biliyorum ve düşünmeden mikrofon başında, TV ekranlarında konuşan medya mensupları ile siyasilere de aman dikkat, lütfen biraz özen diyorum. 

İki devletli çözüm şeklinin ilk basamağı Türkiye devletinin KKTC devletine saygı göstermesidir.