İdlib saldırısının perde arkası

İdlib saldırısının perde arkası

14 Eylül 2021 Salı  |   Günlük

Karar gazetesinden Eda Narin, üç askerin şehit olmasıyla gündemin yeniden ön sıralarına tırmanan İdlib'deki gelişmeleri Medya Günlüğü yazarı Aydın Sezer'le konuştu:

"İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'nde arama tarama faaliyeti sonrası intikal halinde olan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarına yapılan saldırıda 3 asker şehit olmuştu. TSK'ye yapılan saldırı sonrası saldırının arkasında hangi örgütün olduğu hakkında ise iktidar cephesinden hala açıklama gelmedi. 

Saldırı sonrası Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Şehitlerimizin kanları yerde kalmadı, kalmayacak" dedi. 

İdlib'de son zamanda artan saldırı ve kayıplara ilişkin Karar'a konuşan Medya Günlüğü yazarı Aydın Sezer, saldırının arkasında Türkiye'nin terörist örgütler listesine aldığı IŞİD, EL -Nusra, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) gibi örgütlerin uzantısı olan cihatçı terörist gruplardan birisinin olduğunu belirterek, "İsimlendirmek önemli değil. Zira şu an İdlib’de isimlerini sayabildiğimiz 20 cihatçı terörist örgüt var. İsimlerini bilmediklerimiz ayrı. Sürekli olarak yeni örgüt isimleri duyuyoruz. Bu saldırıda ismi geçen örgütün 'Ensar Ebu Bekir es Sıddık' daha önce de TSK’ye yönelik saldırıları olmuştu" dedi. 

Sezer, saldırının detayları ve saldırıyı gerçekleştiren örgütün ismi konusunda bir 'karartma' uygulandığını düşündüğünü vurgulayarak, şunları söyledi: "Belki bir mahcubiyet söz konusu. Eğer gerçekten bilinmiyorsa bu zaten başlı başına bir zafiyet konusu. Bu saldırıya ilişkin detay bilgiler Rus medyasında da yer almadı. Sadece MSB’nin açıklamasına yer verildi." 

Türkiye’nin şu an sergilediği genel veya bölgeye yönelik dış politika stratejisinden kaynaklı bölgede rahatsızlıklar olabileceğini ifade eden Sezer, "Malum, Türkiye, 2020 Temmuz ayından beri dış politikasında U dönüşü sürecinde. Ayrıca, Astana mutabakatları çerçevesinde bölgedeki terör örgütlerine yönelik, ağır silahları toplamak da dahil çeşitli sorumluluklarımız var. Bu silahları toplamak bizim sorumluluğumuzdaydı. Bu örgütün bu silahlara nasıl ulaşabildiği ayrı ama çok ciddi, çok önemli bir soru" diye konuştu.

Sezer, Rusya ve Suriye ordusunun İdlib’deki cihatçılara yönelik saldırıları giderek artırdığını belirterek, şunları söyledi: 

"Son günlerde saldırıların sıklaştığını görüyoruz. Birliklerimize çok yakın bölgelerde de saldırılar gerçekleşiyor. Ancak, bu saldırılar gizli saklı saldırılar değil. Zaten bölgedeki Rus birimleri resmi açıklamalar da yapıyor. Resmi açıklamamızda son saldırılarının terörist gruplarca gerçekleştirildiği belirtildi. Hatta 'şehitlerimizin kanları yerde kalmadı' da denildi. Ancak, teröristlerin arkasında elbette 3'üncü bir ülke olabilir. 'Hangi ülke ve gizli servisler olabilir' sorusu yerine 'hangi ülke veya gizli servisler olmayabilir' sorusu bence daha mantıklı. Rusya Türkiye’den taahhütlerini yerine getirmesini istiyor ve bunu sıklıkla gündeme getiriyor." 

Sezer, Türkiye'nin İdlib'de bulunmasına ilişkin "TSK’nin İdlib’te bulunması, Astana’da 2017 Mayıs ayındaki toplantılarla gündeme gelen 'çatışmasızlık bölgesi' kurulmasıyla ilgili. Biz, İdlib çatışmasızlık bölgesindeki ateşkesi korumakla ve teröristleri, ılımlı silahlı muhaliflerden (o zamanki ismiyle ÖSO) ayırmakla yükümlüyüz. 2018’de Rusya ile imzaladığımız Soçi mutabakatıyla da, teröristlerin elindeki ağır silahları toplamak da dahil olmak üzere, teröristlerin Rus ve Esad birliklerine yönelik saldırılarını önlemek gibi sorumluluklarımız da vardı" dedi. 

"Ancak, bilindiği gibi Rusya sık sık bu görevimizi yerine getiremediğimize dair açıklamalar yapıyor" diyen Sezer, son olarak 9 Eylül’de Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un 'Türkiye’nin bu görevi tamamlamaktan çok uzak olduğunu' vurguladığı açıklamalarını hatırlatarak, "Türkiye’ye yönelik olarak terörist örgütleri korumak ve kollamak gibi bir suçlamanın da muhatabıyız" ifadelerini kullandı. 

Sezer, İdlib'deki saldırının Afganistan'da gelişen son durumla da ilgisi olabileceğini ancak bunun tek bir neden olduğunu düşünmediğini belirterek, "Türkiye’nin Körfez ülkelerine yönelik açılım çabaları, özellikle Mısır ile yürütülmekte olan müzakerelerin Esad ve Suriye’yi de kapsaması ihtimali bölgedeki teröristleri ve gizli servisleri endişelendiriyor olabilir. Son günlerde, Suriye’ye yönelik bazı açıklamalarımıza şahit oluyoruz. Her ne kadar Suriye tarafından yalanlansa da, temas arayışında olduğumuz yönünde işaretler var" dedi.