İçimizdeki cehaletin kaynağı

İçimizdeki cehaletin kaynağı

8 Haziran 2021 Salı  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

Benim anlayışıma göre cahil, hiçbir şey bilmeyen değil, her şeyi bildiğini zanneden, başkasının fikirlerine karşı ön yargılı, anlama ve kavrama sorunu olandır. Bu tür insanlar doğruyu bildiklerini sandıkları için kendilerinden o kadar emindirler ki... 

Klasik toplum anlayışında genellikle cahil sözcüğü yanlış anlaşılmış ve yorumlanmıştır. Toplum öğretisine göre bilgisiz, eğitimi olmayan, okula gitmemiş, okuma yazması olmayan insanları ifade etmek üzere kullanılmaktadır. İşte hepimizin en büyük yanılgısı budur. Bana göre bir kişinin cahil sayılabilmesi için bilgisiz ve eğitimsiz olması yeterli bir sebep değildir. Tam tersine, okuma yazması olmayabilir, bazı şeyleri hiç bilmeyebilir ama toplumda ya da insanlar arası ilişkilerde geçerli etik, ahlak kurallarını, değerlerini bilip ona göre davranan bir kişi cahil sayılamaz. Buna karşılık, bildiklerini, inandıklarını doğrular karşısında bile inatla ve kinle savunan insan benim için sorunlu, hastalıklı ve cahildir. Sonuç olarak cahil dediğimizde aklıma ilk gelen; bildiğinden şaşmayan, iddiacı, fikrini değiştirmeyen, hiçbir şekilde ikna olmaya yanaşmayan ve kesinlikle ikna edilemeyen kişidir. Bunlara hiçbir şey öğretemezsiniz çünkü öğrenmek istemezler. 

Hazreti İsa`nın meşhur, "Ben ölüleri dirilttim fakat cahilleri diriltemedim" sözü benim için hayat prensibi olmuştur. Bu söz cahil insanlara bir şeyleri anlatmanın ya da kabul ettirmenin ne kadar zor olduğunu ifade ediyor. Bu tür kimseler bildikleri şeyi yanlış anlayanlar, yanlış bilenler, doğrusu söylense, kanıtlansa bile kabul etmeyen sabit fikirlilerdir, bir anlamda diriyken ölü insanlardır. 

Bilgiyi kabul etmeyen bu insanların bilgisizliği kendilerine güven duymalarını da sağlar. Cahil insan bildiğini zanneder ve sürekli iddia eder. Şunu belirteyim ki öz güven sahibi görünür ama aslında öz güven sorunu yaşar. Her zaman, her yerde karşılaşabildiğimiz kimileri durmadan başkalarını kötüleyerek alay etmeye çalışıyorsa, sohbetinin ana konusu hep buysa bilin ki aslında zayıf olan karakterini ve cahilliğini gizleme çabası içerisindedir. Bir insan ne kadar iyi olduğunu gösterme çabasına giriyor ve bunu göstermeye  çalışıyorsa, o insanda öz güven var denemez. Cahil insan kendini öne çıkaracak tüm koşulları, unsurları kullanır. 

Çünkü kaybedecek hiçbir şeyleri olmadığı için cesur ve saldırgan bir yapıya sahiptir. Onlara göre kendileri hep iyi, diğerleri hep kötüdür. Toplum tarafından beğenilen, takdir gören, saygın ve aydın insanları eleştirmelerinin nedeni mutlu olmamalarıdır. Günübirlik anı yaşayıp anlık doyuma ulaşmak onları mutlu etmeye yeter. Burada ortaya başka bir sorun çıkıyor: Pragmatist ve cahil olan insan kendisinden başkasını düşünmediği için de cahildir. Onların malzemesi yaşam tarzlarıyla, aile yapılarıyla, giyimleriyle, yedikleriyle, içtikleriyle diğer insanlardır. 

Cahil insanın bir diğer özelliği de kendisine söylenen hiçbir sözü araştırmamasıdır. Çünkü sorgulama, okuma ve düşünme yeteneği olmayan kişi söylenen her şeyi doğru kabul eder. Eğer karşısında sayıp sevdiği, beğendiği, takdir ettiği bir kişi varsa onun her sözünü doğru kabul eder ve ona karşı itaatkâr olur. Söylenen sözün, yapılan bir davranışın doğruluğunu ya da yanlışlığını araştırmaya tenezzül etmedikleri için çok kolay kandırılmaları mümkündür. 

Günümüzde yeryüzünde yaşadığımız bütün sorunların kökeninde bilinçli bir cahillik yatmaktadır. İnsanoğlu, dünyanın var olan zenginliğini, güzelliğini, yaşanabilirliğini cehaleti ile yok ediyor.

Cehaletin sebep olduğu o kadar şey var ki, cehalet öyle derin bir kuyu ki karanlık, sonunu bilmediğimiz bir boşluk, dönüşü olmayan bir yol gibi. Cahil kişi bilimden uzak, bilgisiz, tecrübesiz, eğitimsiz, bilinçsiz, herhangi bir yeteneği olmayan, kaba ve sert davranışlı, tüketen, tükettikçe de tükenen insandır.