Hoş olanı görebilmek

Hoş olanı görebilmek

18 Nisan 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Antalya, temmuz-ağustos-eylül aylarında bu ilkeyi hatırlamak için bana harika pratik imkânı sunar... 

Antalya’da bu aylar, klima tercih etmemeye çalışan biri olarak, gece bol dönmeli ve uyanmalı ve sabah ise yorgun uyanarak geçer. Neden mi? Nem çok nem… 

Neme alışık olan bünyem için bile bu ağır ve yapışkan durum baskıcı olabiliyor. İnanın, bu durum sürekli memnuniyetsiz, geçimsiz, uyumsuz ve gergin bir ruh hali ile dolaşabilmek için gerçekten iyi bir neden olabiliyor. Yaşayan bilir. 

Tam bu memnuniyetsizlik noktasında yaptığım bir şey var. Kendimi durdurmak ve etrafıma dikkatli bakmak. Burası birçok yer gibi harika bir şehir. Güneş parlıyor. Denizin rengi, suyun sıcaklığı, doğası, tarihi… Böylece sahip olmadığım şeyden ziyade sahip olduğum şeylere odaklanmaya başladım. Bu nem gerçeğini değiştirmiyor ama enerjimi şikâyet ile tüketmek yerine, enerjimi hoş olanı görebilmeye yönlendirebilmeme alan açıyor. 

Şu an içinden geçtiğimiz virüs salgını dönemi içinde de uygulanabilecek isabetli bir pratik olabilir. Şikâyet etmek en azından bizi içsel alanımızda bir yere götüremeyebilir. Hatta beraberinde bizi aşağı çeken birçok duygu durumu ile baş etmeye zorlayabilir. Kabulleniş gösterip uyumlanabileceğimiz alana doğru enerjimizi yönlendirebilirsek, pratiği de başlatmış olabiliriz. 

“Niyamalar”ı kısaca yapılması gerekenler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, “Niyamalar”ın ikinci ilkesi, sahip olduğumuz şey ile mutlu olabilmek anlamına gelen “Santosa”dır. 

Tüketiciliği yaşayan ve soluyan bir kültürün içerisinde elbette, “Santosa” nın uygulanması zor olabilir. Bu ilke üzerine pratiği sürekli kılabilmek tüm zihinsel etkinliklerimizi kapsar. Bu çaba hayatımızı nasıl yaşadığımız konusunda bize ışık tutabilir. "Gerçekten neye sahibim, nasıl hissediyorum, neye ihtiyacım var..." sorularının düşünülmesi bizi doğru çaba üzerinde tutabilir. 

“Santosa”, zorlukları yaşarken bile kişinin zorluğun içinde ki kolaylığı da görebilmesine imkân tanır. Yaşamı, olgunlaşabilmemiz için bir süreç olduğunu kabul ettiğimizde, kendimiz için yarattığımız tüm koşullar ve deneyimler, en yüksek doğamızı ifade etmek için geçerli öğretmenler ve araçlar haline gelir.  

“Yoga Sutralar” 2.42’ de “Santosa” şöyle açıklanır: 

“Kanaatin sonucu tam mutluluktur. Arzuları tatmin etmekten duyacağımız mutluluk, geçici olmaktan öteye gitmez. Bu tür bir mutluluğu sürdürmek için yeni arzular edinip onları da tatmin etmeniz gerekir. Bunun sonu yoktur. Kanaat etmek ise eşi benzeri olmayan bir mükemmeliyettir ve bizi eksiksiz mutluluğa ve neşeye götürür.” 

Yazarken kendime de tekrar hatırlatmak ne güzel oldu. Sahip olmadığımız şeylerden ziyade sahip olduğumuz şeylere odaklanabilmek bize farkındalık, içsel huzur ve neşe hissini getirmenin iyi bir yoludur. 

Yoldayken kendimize tekrar hatırlatalım mı? Buradayız ama sadece buradan ibaret değiliz. 

Namaste...