Hint bilgi geleneğinde bütünsel sağlık

Hint bilgi geleneğinde bütünsel sağlık

23 Ekim 2021 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Geleneksel bilgi, bir topluluk içinde geliştirilen, sürdürülen, yeni kuşaklara aktarılan belirli kültürleri ifade eder. Hindistan, sanat, bilim, edebiyat, din, mitoloji, felsefe ya da şifa yöntemleri alanındaki geleneksel bilgi birikimiyle insanlığın ilgisini çeken bir yer olmuştur.  

Hindistan'ın kadim kültürleri, antik Yunan da dahil olmak üzere dünyanın çeşitli toplumlarını yüzyıllar boyunca etkilemiştir ve etkilemeye devam etmektedir. Kökleri böylesine zengin bir kültürel geçmişe dayanan ve dünyanın en eski sağlık felsefesi olan Ayurveda, Türkçeye kısaca "yaşam bilgisi" olarak çevrilebilir.  

Modern araştırmalar Ayurveda'nın tüm dünyada bilinirliğinin arttığını ortaya koymakta. Birçok ülkede Ayurvedik çalışmalara hükümet desteği sunulmakta. Yoganın Türkiye'de artan popülaritesi göz önüne alındığında, Ayurveda'nın da önümüzdeki yıllarda daha büyük ilgi ve beğeni kazanacağını öngörebiliriz. 

Sağlıklı, güvenli, mutlu ve uzun yaşam arayışımız insanlık tarihi kadar eskidir. Bu arayış boyunca sağlıkla ilgili sorunları aşma çabaları kesintisiz sürmüştür. Ayurveda özellikle stresi azaltmak, sağlığı korumak, dayanıklılığı ve esnekliği artırmak bağlamında insanlığa farklı bakış açıları sunmakta. 

Organizmik dengelerdeki olası uyum ve sapmaların önlenmesi konusu Ayurveda'nın öncelikli hedefleri arasındadır. Mide ısısı dengeli ve metabolik atık boşaltımı düzenli olduğunda, vücudun temel fizyolojik yönetim enerjileri uyumlu çalışır, dokular gerektiği gibi beslenir.  

Optimum sağlık; beden, düşünce, bilinç, akıl ve sosyal refah arasında oluşan bütünsel uyum, denge ve içsel mutluluk ilişkisidir. Yaşam temelde beden, duyu organları, düşünce, bilinç ve aklın birliğinden doğan deneyimler bütünüdür. Her yaşam kendine özgü bir Dharma ile varlaşır. Dharma, kişinin doğa ilkeleri ve sosyal görgüler dahilinde gerçeğin özünü ve yaşam amacını arama görevidir. 

Ayurveda'da optimum sağlığı korumak için, vücuda kendi kendini iyileştirme yeteneğini aktive etme şansı verilmesi önerilir. Ancak ne yazık ki, doğadan kopuk yaşam ve beslenme alışkanlıklarımız nedeniyle bağışıklığın baskılanmasının önüne geçemiyoruz.  

Bağışıklığı baskılanmış kişi, herkesi etkileyebilecek sıradan enfeksiyonlara ek olarak, özellikle fırsatçı enfeksiyonlara karşı savunmasız kalmış olabilir. Hücrelerin kendini iyileştirme düzeneğinin devreye girebilmesi için vücudun stratejik savunma yeteneğini sürekli canlı tutmamız gerektiği belirtilir. 

Bağışıklık sistemi, vücudu virüs, bakteri, mantar ve toksin gibi dış saldırganlara, enfeksiyonlara karşı koruyan doğal savunma düzenidir. Bu sisteminin temel mimarisi, çok katmanlı bir hücre, doku, organ ve protein ağı yapısına sahiptir.  

Bağışıklık sistemi, doğuştan gelen hızlı yanıt sistemi yardımıyla vücudu saldırılardan korumak için devriye gezen antikorlar üretir. Sistem, çarpıştığı virüsler ve diğer patojenlerin kaydını tutar, böylece yeniden karşılaştığında tanır ve ona göre savunma pozisyonu alır. 

Ayurveda'da bağışıklığı güçlendirmek için taze, temiz, mevsimlik yiyecekler tüketerek, yaşam ve beslenme biçimini doğal çevreyle yeniden uyumlaştırmanın gerekli olduğu vurgulanır. Her bireyin beslenmesi fiziksel sağlık, cinsiyet, zihinsel ve fiziksel aktivite, yaş grubu ya da coğrafi çevre gibi etkenlere göre farklılık gösterebilir.  

Ayurveda'da beslenme, yalnızca yaşamı sürdürmek için gerekli makro ve mikro besinleri organizmaya sağlanmak olarak değil, aynı zamanda tıbbi bir aktivite olarak ele alınır. Maalesef zamanı paraya dönüştürmenin peşinde koşarken beslenmeye özen gösteremiyor, mevsimlik doğal gıdalar yerine paketlenmiş abur cubur ve "Fast food" ile öğün geçiştirmeye yöneliyoruz. 

Bağışıklık sistemini anlamak için sindirim, emilim, özüştürüm, boşaltım süreçlerini tanımanın yanı sıra, doku sağlığının özgün bünye yapısı içindeki işleyişini öğrenmek önemlidir. Düzenli egzersiz, yoga, meditasyon, masaj gibi ek önlemlerle doğala yaklaşmak, sağlığı geri kazanma sürecini destekleyecektir.  

En az dört bin yıllık bir bilgelik olan Ayurveda'ya göre, bağışıklığı ve doku sağlığını güçlü tutan araçlar şunlardır: Bencil olmayan düşünce, temiz eylem, doğru beslenme, doğru metabolizma, doğru uyku  ve düzenli egzersiz.  

Karma yasasına göre, her etkiye karşılık gelen bir tepki vardır. Bir başka deyişle, ne ekerseniz onu biçersiniz. Nasıl ki, havuç ekilen yerden lahana değil de havuç bitiyor; sağlıksız beslenen bir bedenin sağlıklı olması beklenmemeli. 

Fiziksel, psikolojik ve sosyal bakımdan sağlıklı olmak, iyi bir yaşamın temel bileşeni olarak benimsenir. Buna göre, fiziksel ve duygusal kirlerden arınmak, içsel enerjiler arasındaki denge ve uyumu sağlamak, böylece bağışıklığı güçlendirmek ve sağlıklı bireyler olarak yaşamak, günümüzün dünyasında bile mümkündür.