'Hemşince biliyorum ama...'

'Hemşince biliyorum ama...'

30 Ocak 2021 Cumartesi  |   Günlük

Adnan Genç, serbest gazeteci

Gurbetçilik, yüz yılı aşkın bir zamandır bu ülkenin; Karadenizlinin ve bu söyleşi bağlamında Hemşin halkının neredeyse kaderi olmuştur. Hemşin’in kültürel coğrafyası hep ama hep göç vermiştir. Sadece ekmek kapısı olarak görülmemiştir; başka kentler ve ülkeler; aynı zamanda, ‘yeni yurt’ edinilmiştir. Sadece ekmek kapısı da değil; aslında yüz yıldan önceki zamanlarda da Ordu’dan Hopa’ya değin dağlarda yaşayan Hemşin halkı, düze inip öncelikle doğuya, yakın tarihte ise batıya yönelerek, gurbetçilik, maişet motorunu çevirebilme kaygısı ve ne yazık ki, çok eskilerde kalmış da olsa yaşamsal var olma mücadelesi nedeniyle, gurbet ellere göç etmiştir. 

Hatta bazı meslektaş dostlarla kimi araştırmalarımızdan söz temeliyim… Gazeteci dostum İsmail Kayhan, Avustralya’ya çağrı yaptı ama bir kişi dışında kimseyi bulamadık. Onun da konuşmaya pek hevesi yoktu… Latin Amerika için de gazeteci, yazar dostum Metin Yeğin’den rica ettim. Bilirsiniz, bölgeyi defalarca gezmiş, üzerlerine kitap yazmış biridir. O da bakındı ama bizim Hemşinliler galiba sadece işlerine bakıyorlardı koca kıtada. Bulabildiklerimiz ve konuşma sözü verenleri de anlamıyım ki, genel çerçeveyi kavrayabilelim. ABD ve Avrupa’da uzun yıllardır göçen ve yerleşik düzene geçip, iş sahibi olan sayılamayacak kadar çok hemşehrimiz var. Ama yüzyıldan fazla bulundukları yerlerde yaşayanlar ise; Ukrayna, Polonya, Rusya’nın Moskova ve Soçi kentlerinde, Kırım, Abhazya, Ermenistan, Kazakistan ve Kırgızistan’ın kimi yerleşkelerinde ve genç bir öğretmen olarak Vietnam’da yaşayan bir dostumuz var. Afrika’ya da baktık ve gide gele yeni yerleşen bir mimar arkadaşımızda Kamerun ve Dominik’te çalışıyor… Daha ne olsun…  

-Sizi tanıyalım, lütfen? Nereden kalkarak, bulunduğunuz yere geldiniz? Ne zamandır buralardasınız ve sonrası için niyetiniz nedir? Buraya sizden önce gelenler olmuş mu ve ne iş yapmışlar? Kendinizi ve yaşadığınız yeri de anlatabilir misiniz? 

-Trabzon’da doğdum ve Kocaeli’nde büyüdüm. Üniversiteyi Ankara’da bitirdikten sonra Avrupa’da master yaptım. Master sonrasında Almanya’nın Münih şehrinde çalışmaya başladım. 8 yıldır bir uydu kontrol merkezinde mühendis olarak çalışıyorum. İlerde farklı Avrupa Birliği organizasyonlarında başka şehirlerde çalışma imkânlarına da açığım fakat kariyerim için büyük bir avantaj getirmiyorsa Münih’ten ayrılmayı düşünmüyorum. 

Benden önce buraya gelen bir tanıdığım yok. Münih şehir merkezinde tek başıma yaşıyorum. İş yeri şehrin dışında olduğu için işe toplu taşıma araçları ile gidip geliyorum. 

-Hemşinli olmanız bulunduğunuz yeni topraklarda halkın ilgisini çekti mi; etnik köken olarak Türkiyeli biri olmaktan ziyade Hemşinlilik vurgusu yaptınız mı? Bunu merak ettiler mi? 

-Çok evrensel bir çalışma ortamında olduğum için arada bir insanlar nereden geldiklerini, konuştukları dilleri falan birbirleri ile paylaştıklarında ben de Hemşinli olduğumu anlattım. İlgi duyan bir iki arkadaş oldu. Ana dilimi çok genç öğrenmiş olmamı, dilin uzun yıllar boyunca yazılmamış olmasını da ilginç bulan arkadaşlarım oldu. 

-Hemşince biliyor musunuz? Yaşadığınız bu yeni yerlerde dil bilen Hemşinliler var mı ve anadilinizi sürdürme konusunda neler yaşıyorsunuz?  

-Ben Hemşince öğrenmeye çok geç başladım o yüzden çok iyi konuşamıyorum ama genelde akrabalarım konuştuklarında anlamakta çok zorluk çekmiyorum. Münih’te tanıdığım Hemşinli kimse yok. İş yerinde İngilizce, iş yeri dışında Almanca, ailemin bireyleri ile Türkçe iletişim kurmaktan Hemşince hayatımda artık pek yer etmiyor. Arada bir ekstra çaba sarf ederek Hemşince kullanmaya çalıştığımız oluyor ama pek uzun sürmüyor.

1. Bölüm

2. Bölüm