Hem ağlarım hem giderim

Hem ağlarım hem giderim

22 Temmuz 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

İnan Özbek

Anadolu’da eski zamanlarda kızlar evlenip kocaya giderlerken hüzünlenip ağlarlardı. "Hem ağlarım hem giderim" sözünün dilimize yerleşmesine sebep olan bu durum, toplumumuzun muhafazakârlarının modernlikle ve modernizmin getirdiği yaşam pratikleriyle olan ilişkilerini kısa ve çarpıcı bir biçimde anlatmakta aslında. 

Kendisini geleneksel dini ve milli değerler üzerinden tanımlayan muhafazakâr insanımız, kimliğini söz konusu değerler üzerine inşa ediyor, yaşam biçimini geleneğin korunması ve yaşatılması çerçevesine oturtmaya çalışıyor. Öte yandan da kapitalist modernleşmenin getirdiği sayısız yeniliği ve değişikliği, bu yenilikler korumaya çalıştığı geleneksel değerlerine açıkça ters düşen, onları zayıflatan ya da parçalayan şeyler olsa da alıyor ve yaşam pratiklerine dahil ediyor. 

Küreselleşme olgusunun kültürel boyutunun ve modernizmin her şeyi önüne katıp sürükleyen azgın bir seli andıran gücü karşısında, tutarlı ve dört başı mamur bir muhafazakâr olabilmek neredeyse imkansız esasında. 

Hele hele mevcut ekonomik sistemin tüketimi tabana yayarak demokratikleştirdiği, tüketim ideolojisini tüm öteki ideolojilerin üstüne çıkardığı, akıl almaz sayıdaki ürün ve hizmetleriyle insanları ayartarak baştan çıkardığı bu ortamda, geleneksel ve dini değerler olan kanaatkârlık ve israf yapmama ilkelerine uymak çok çok zorlaşmış durumda. 

Modern yaşamın çekiciliğine karşı koyamayan, son yıllarda çok üst seviyelere çıkmış bulunan teknolojik konfora ve imkanlara sonuna kadar uyum sağlayan zamane muhafazakârı, bütün bunların ruhunda yarattığı fırtınayı bir nebze olsun dindirebilmek ya da yaşadığı güçlü savrulmayı biraz olsun dengeleyebilmek için sık sık geçmişe referans verir, tarihten avuntular bulup çıkarır oldu. 

Mevcut modern kapitalist sistemin o büyük çekim gücüne karşı duramayan ve en az toplumun seküler yaşam biçimine sahip kesimleri kadar hazcılaşmış bulunan muhafazakârlarımız, geleneğin özünü korumanın artık neredeyse imkansızlaştığı bir ortamda, dış görünüme ve kimi ritüellerin yerine getirilmesine indirgenmiş şekli bir muhafazakârlıkla, en azından zevahiri kurtarmaya çalışmaktadırlar. 

Anlaşılan o ki muhafazakârlığın işi hiç bu kadar zor olmamıştı.