Hatalar zinciriyle gelen yenilgi

Hatalar zinciriyle gelen yenilgi

20 Mart 2021 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, geçen hafta kazandığı Kayserispor maçının ardından hem milli ara hem de bu hafta oynanacak olan derbi öncesi hata yapmak istemiyordu. Maçtan önce her iki takımın da kadrosunu gördüğümde, ÇAYKUR Rizespor’un daha kompakt kontra futbolu ile öne çıkacağından emindim. Samudio ve Boldrin ile öne çıkacakları belliydi.

Maçın ilk yarısı ile beraber, ÇAYKUR Rizespor altın buldu diyebilirim. Kapalı oynayacaklarını düşündüğüm Uygun’un öğrencileri hemen maçın başında öne geçince ekstra motive bir şekilde maça başlamış oldu. Aynı taktiğin yarı boyunca devam edeceğini tahmin etmek zor değildi. Galatasaray’ın reaksiyon vererek dönüş yapacağını tahmin etsem de nasıl olacağını ben de merak ediyordum çünkü ilginç olan istatistiklerden bir tanesi de Galatasaray’ın geriye düştüğü maçlarda galip gelememesi idi. Galatasaray dikine oynaması gerekirken oyunu yavaşlatmayı seçiyor. Oyuncuların bu huylarından vazgeçmesi gerek. İlk çeyrekte buna fazlasıyla şahit oldum. Topu kritik diyebileceğimiz bölgeden çıkartıncaya kadar riski minimuma indirmezseniz, zaman zaman başınız ağrır. Aynı hata Kayserispor maçında da yapıldı.

Kapanan savunmalara karşı genel olarak sıkıntı yaşayan Terim’in öğrencileri, golü hemen bulunca adaptasyon sıkıntısı çekmese de bana göre ikinci bölgeden yapılması gereken bağlantılarda sıkıntı yaşadı. Emre Akbaba’nın dikine oynayamayışının da cezasını çeken Galatasaray, "şut çekmeli" diye düşündüğüm anda golü bulunca maçın bir daha dönmeyeceğini hesap etmiştim. Dürüst olmak gerekirse, takımın yarı boyunca neden geriye döndüğünü anlamlandıramadım. Hızlı ve dikine oyun ile ilk kırk beş dakika bitmeden üçüncü gol bulunabilirdi. Stoper ikilisinin psikolojik olarak maça adapte olamayışı, sarı-kırmızılılara pahalıya patladı. Soyunma odasına girildiğinde Galatasaray adına "hızlı oyuncular şart"’ diye düşünürken, Rizespor’un aynı tempoda devam edeceğini biliyordum.

Sumudica daha çok defansif role bürünerek hücum gücünden Rizespor’da fayda sağlayamazken Bülent Hoca bu durumu tersine çevirerek takıma bir özgüven getirmiş. Sumudica döneminde takımın hemen hemen her hücum denemesi Samudio üzerinden döndüğünden, bir çeşitlilik sağlayamayan Rizespor izlerdik. Bülent Uygun ise ileri dörtlünün gücünün farkında. Hatayspor maçında ileride kompakt bir şekilde pas oyununu öne çıkardığından takım birden fazla pozisyona girdi. 

İkinci yarının başlamasıyla kafamda Galatasaray adına, birçok formasyon vardı ama neler olacağına dair hiçbir fikrim yoktu. ÇAYKUR Rizespor genel hatlarıyla ne düşündüyse yaptı. Savunma olarak iyi kapanan ve konsantre olan taraf Uygun’un öğrencileriydi.

Galatasaray’a gol, Rizespor’a ise puan lazımdı. Terim ve öğrencilerinin ikinci yarı Kayserispor maçı formatına döneceğini biliyordum ama değişikliklerin devre başında gelmesi gerekiyordu. Oyunun kontrolünü elinde tutsa da atak sonlandıramayan Galatasaray, kendi işini zora soktu. Sofiane Feghouli ve Henry Onyekuru girdikten sonra üçüncü bölgede hem tehditkâr hem de hareketli olan Galatasaray, tam oyunun kontrolünü alacakken tekrar geriye düşünce psikolojik olarak maçtan koptu diyebilirim. Oyunun kilidini bu tip maçlarda açmakta zorlanıyorsanız kaleye her zamankinden daha çok şut atmanız gerekiyor.

Galatasaray’ın bulmuş olduğu ikinci gol, analizimi destekler nitelikte. Pozisyon vermeden bu kadar bireysel hata yapmak akıl kârı değil. Özellikle Yedlin’in gördüğü sarı karttan sonra ısrarla hakemin üstüne gitmesine bir anlam veremedim. Oyun ikinci yarıda zaman zaman Galatasaray adına iyi olsa da "hemen gol bulmalıyım" diye düşünülmesinin hata olduğuna inanıyorum. Galatasaray, bu maçı çok daha sakin oynasa farklı şeyler yazılabilirdi.

Sarı-kırmızılıların uygulamış olduğu çift forvet varyasyonunun eğer devam edilecekse, klasik 4-4-2 olması gerektiğini düşünüyorum. Mevcut kadroda isimlerden bir ya da birkaçı eksilince takımda anlamlandıramadığım bir uyuşmazlık oluyor. Bu durumun önüne geçebilmek için, sezon başından beri uygulanan 4-4-1 tercihi ilk seçenek olabilir.  Bu saatten sonra Galatasaray adına kaybedilmiş hiçbir şey yok. Terim ve öğrencileri on haftada otuz puan alıp beklemeye geçecek.

Galatasaray, rakiplerinin birbiri ile oynayacağı kritik haftada beraberliğe tahammülü yokken mağlup oldu. Henüz biten bir şey olmasa da psikolojik üstünlüğün yitirilmesi takıma negatif yönde yansıyabilir. Neler olacak, merak içerisindeyim.

Bülent Uygun ve ekibini gerçekten tebrik etmek istiyorum. Ligin dibinde son sekiz haftasını kazanamayan bir takıma gelerek ilk olarak ligin en flaş ekiplerinden bir tanesini yenip, şampiyonluğa oynayan bir ekibi deplasmanda devirebilmek kolay bir iş değil. Bu iki haftadan Rizespor puansız dönse kimse anormal karşılamazdı. Sonuçların bu denli iyi olması ligin kalan haftalarında takıma ekstra bir itici güç olacak. Bana soracak olursanız, ÇAYKUR Rizespor, ligde kalmayı garantiledi.

Sizce, lig sonunda dengeler nasıl değişecek?..

Etiketler:  Futbol