Halkların eşitliği tabiatın gereğidir

Halkların eşitliği tabiatın gereğidir

25 Temmuz 2022 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

KISIM III - CUMHUR BAŞKANI, CUMHUR. BAŞKAN MUAVİNİ VE BAKANLAR KURULU 

MADDE 36:

1. Cumhur Başkanı Devlet Başkanıdır ve Cumhuriyetteki bütün şahıslara tekaddüm eder (önündedir). 

Cumhur Başkan Muavini Devlet Başkan Muavinidir ve Cumhur Başkanından sonra Cumhuriyetteki bütün şahıslara tekaddüm eder. 

Geçici olarak gaybubeti veya görevlerini yapamaması hallerinde Cumhur Başkanına vekalet etmek veya onun yerini almak bu maddenin 2'nci fıkrasında gösterildiği tarzda olur. 

2. Cumhur Başkanının veya Cumhur Başkan Muavininin geçici olarak gaybubeti veya görevlerini yapamaması halinde, kendisine, bu halin devamınca, hale göre, Temsilciler Meclisinin Reisi veya Reis Vekili ve onun gaybubeti veya bu makam münhal bulunduğu takdirde, 72'nci madde gereğince ona vekalet eden Temsilci vekalet eder. (Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 Anayasası)

İşte çok dikkatle okunması gereken bir Anayasa maddesi daha. Çok yüksek bir ihtimaldir ki KKTC Meclisinde çeşitli partiler adına milletvekilliği yapanların çoğu ve dahi iki parti başkanı dışında parti başkanları ve medyada kalem oynatanların neredeyse tümü ile ilk gençliğinden bugüne kadar Kıbrıs sorununa kafa yorduğuna inananlar, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhur Başkan Muavini olan Dr Küçük’ün, bu ‘‘muavinlik’’ dolayısı ile Cumhurbaşkanı Makarios’un herhangi bir sebeple Ada'dan ayrılması halinde Makarios’un Cumhur başkanlığına vekâlet ettiğini / edebileceğini sanıyorlar (ettiğine / edebildiğine inanıyorlar) Doğrusunu isterseniz bu sanıya şaşırmamak gerekiyor çünkü yardımcı anlamına da gelebilen ve öyle algılanması gayet normal olan MUAVİNLİK makamı Kıbrıs Cumhuriyeti özelinde, eşine başka hiçbir kuruluşta ve devlette bulunmayan bir özelliğe sahip. 

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, cumhuriyet anayasasına göre ancak ve yalnız Ortodoks Elenler arasından ve yine ancak ve yalnız Ortodoks Elen seçmenlerce seçilebileceği içini yokluğunda ona vekalet edecek olanın da Ortodoks Elen olması Kıbrıs Cumhuriyeti devletinde ta kuruluşundan itibaren var olan çift ve eşit egemenliğin bir gereği ve göstergesidir, aynı durum ancak ve yalnız Türkler arasından, Türk seçmenlerce seçilen Cumhur başkan Muavini için de geçerlidir.  

Cumhurbaşkanı Ortodoks Elen olduğu ve ila nihai öyle olacağı için, yokluğunda ona vekalet edecek olanın da, sürekli olarak Ortodoks Elenlerden biri olarak Ortodoks Elen seçmenlerce seçilen Kıbrıs Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi Başkanı olarak saptanmıştır. 

Temsilciler meclisinin üçte ikisi Ortodoks Elen üçte biri de Türk temsilciden oluşur ve bu temsilciler her Cemaatin / halkın / toplumun ayrı seçim listelerinden ayrı seçmen kütükleri ile seçilir. 

Temsilciler Meclisi Başkanı sürekli olarak bir Elen olur / olacaktır ve Temsilciler Meclisi Başkan Vekili de sürekli olarak Türk olur / olacaktır, bu bağlamda, Rum Cumhur Başkan’ına Rum Temsilciler Meclisi başkanı ve veya onun vekili vekalet etme hakkına haizken,  Cumhur Başkan Muavini’ne de Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı ve / veya vekili vekalet edecektir 

Aa böyle şey mi olur demeyin, eğer bunu diyorsanız, buna hayret ediyorsanız, Kıbrıs Adası'nın kendine özgül olan koşullarından bihabersiniz demektir. 

Günlerdir anlatmaya, göstermeye çalıştığım gibi Kıbrıs Adası'nda yaşayan iki belirleyici halkın (Elen–Türk) ortak ve eşit egemenliği Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960 Anayasasında yazmaktadır / saptanmıştır ve sabitlenmiştir ve hem de BM Anayasasından kaynaklanmaktadır, zaten halkların eşitliği en yüce doğa kuralıdır.