Halkın takımına 'mahalle baskısı'

Halkın takımına 'mahalle baskısı'

16 Mart 2022 Çarşamba  |   Mentor

Mentor

Ali Koç yine "ne şiş yansın ne kebap" türü liderlikten uzak eylemlerinden birini gerçekleştirdi ve yine ne İsa'ya ne Musa'ya yaranabildi. Kolej'i tamamen kapatması gerekirken Fenerbahçe'yi sadece kendi yaşam alışkanlıklarında gören bir grubun tepkisinden korktuğu için Bahçeşehir Grubu'na devretti ve yine bir çuval inciri berbat etti. 

Neresinden başlasam bilmiyorum. Neresinden tutsan elinde kalacak bir tartışma ve bakış açısı. 

Fenerbahçe bu ülkenin en önemli markalarının başında geliyor. Peki Fenerbahçe Koleji aynı durumda mı? Bence kesinlikle hayır. Robert Kolej, TED, Bilkent, Galatasaray Lisesi'nden daha iyi bir okul mu? Elbette hayır, eğitim kalitesi açısından üst sıralarda olmayan ortalama bir okul. 

Peki Fenerbahçe markasına çok güçlü katkı yapma olanağı var mı? Buradan mezun olanlar toplumun her alanında önderlik ediyor mu? Cevap yine hayır. Ülkeyi yönetenlerin orta öğrenim CV'sine baksanız çoğunda Robert Kolej, TED, Bilkent, Galatasaray Lisesini görürsünüz, Fenerbahçe Lisesi yine ortalamanın altında kalır. 

Peki Fenerbahçe'ye ekonomik katkı yapıyor mu? Yine hayır çünkü zarar ediyor, öyleyse 30 milyon Fenerbahçelinin birkaç yüz ailenin eğitimini finanse etmesi sosyal olarak haksızlık değil mi? Evet. 

Bu "Kolej kapatılamaz" konusu tamamen "Beyaz Fenerbahçeli" refleksi; Fenerbahçe'yi kendi bakış açılarından, yaşam tarzlarından görüyorlar, "Kolejimiz olsun, üniversitemiz olsun, tesisimiz olsun halkla karışmayalım..." mantığı. Oysa Fenerbahçe bir takım aristokrat geleneklerin artığı değildir, gelenekleri bu aristokrat kurumlar tarafından oluşturulmamıştır, tam tersine o aristokrat kurumlara başkaldıran ve modern toplum olmaya öncelik eden Cumhuriyet burjuvazisi ve Cumhuriyet ile birlikte yeni oluşan çalışan kesim tarafından desteklenen bir kurumdur. Sadece Fenerbahçe'ye has kurumlar yaratmaya çalışmak Atatürk'ün takımının "halkın takımı" misyonuna da aykırıdır. 

Dahası var, Fenerbahçe Koleji arazisi 2014 yılında 70 milyon TL. bedelle alındı, o günkü kurla yaklaşık 35 milyon dolar. Arsanın bugünkü değeri ise 600 milyon-1.2 milyar TL arasında görünüyor. Diyelim 500  milyon TL olsun, Fenerbahçe A.Ş.'nin son açıkladığı mali tablolara göre 3.5 milyar TL. finansal borcu var, yani bu arsa için yılda 100 milyon TL faiz ödüyor. 2014 yılında alınan bu arsanın Fenerbahçe'ye maliyeti 1.3 milyar TL neredeyse mevcut borcun % 40'ı. Böyle bir tabloda o arazinin elde tutulmasını veya Kolej'in açık kalmasını önermek Fenerbahçe'ye karşı büyük haksızlık. 

Ali Koç cesur biri değil, mahalle baskısı aleyhine kararlar alamıyor ve çoğu zaman herkesi memnun etmeye çalışan liderlikten uzak bir tavır sergiliyor. Kolej konusu da öyle, orayı kapatıp araziyi satmak veya üstüne proje geliştirmek yerine hep yaptığı gibi geçici bir çözüm üretiyor ve bedelini Fenerbahçe ödüyor. 

3.5 milyar TL borcun ve daha fazlasının sorumlusu bu tür "Zihni Sinir" projeleridir. Otel, Kolej, Topuk Yaylası, televizyon, radyo hepsi satılmalıdır. 

Neymiş, Fenerbahçe'nin topluma karşı sorumluluğu varmış? Peki o zaman milli uçağımızı da biz yapalım, öyle ya topluma karşı sorumluluğumuz var!  Bunlar, Fenerbahçe'yi çürüten saçma, içi boş ve gerçek yaşamda karşılığı olmayan ucuz hamaset. 

Etiketler:  Futbol