Gölgede kalan AİHM kararı

Gölgede kalan AİHM kararı

4 Ekim 2021 Pazartesi  |   Mentor

Mentor

Bildiğiniz gibi 3 Temmuz yeni bir aşamaya geçti ve Fenerbahçe adli yargıda aklandı, geriye UEFA ve TFF kararı kaldı. "Kaldı" derken bunun zamana bağlı olduğunu düşünüyorum çünkü bu iki kararın da çöp olması sadece zamana bağlı.

Sanırım önce Sayın İlhan Ekşioğlu ve Sayın Şekip Mosturoğlu'nun TFF kararı aleyhine AİHM'e başvurmasını ve Mahkemenin her ikisinin de haklı olduğuna hükmetmesini söylemek gerekiyor. Bundan bahsetmişken biraz geri dönerek benim için 3 Temmuz'un en karanlık noktalarından biri olan UEFA sürecine dönmek istiyorum. Bildiğiniz gibi UEFA'da kişilere ilişkin dosya hâlâ açık ve soruşturma devam ediyor!!

Bu konuda benim kafama takılan sorular var:

1-Fenerbahçe İsviçre Federal Mahkemesi kararı için neden AİHM'ne başvurmadı? 

2-TFF kararı için AİHM'ye başvuran yöneticilerimiz UEFA kararının kendilerini suçlamasına neden izin verdi?

Bildiğiniz gibi Fenerbahçe tüzel kişidir ve hukuki ehliyeti sadece gerçek kişiler aracılığı ile yaşama geçer. Yani "Fenerbahçe şike yaptı" demek "yöneticileri şike yaptı" demektir ve onları örtülü bir şekilde de olsa suçlu ilan etmektir. 

Bu durumu taraflar açısından değerlendirirsek...

UEFA açısından: CAS tarafından "şike yaptı" denilen kişileri cezalandırmıyor, ilginç çünkü bu konuda oldukça katı UEFA, en küçük izi bile cezalandırıyor. 

Fenerbahçe yöneticileri açısından: Ortada bir karar var ve o karar sizi "yüz kızartıcı bir suçtan" suçlu bulmuş ama siz Türkiye'deki bütün hukuk yollarını tüketirken İsviçre'deki hukuk yollarını tüketmeden yarım bırakıyorsunuz, sanki ortada üstü örtülü bir uzlaşma var, değilse de ortada çok ciddi şüphe uyandıracak bir durum var.  

Ancak AİHM kararı, UEFA ve CAS kararlarının çöp olması için önemli çünkü AİHM aynı zamanda CAS ve UEFA kararlarını da İsviçre Federal Mahkemesi üzerinden denetliyor. 

Gelelim kumpas kararına: Bildiğimiz gibi spor hukuku delillerin elde ediliş biçiminin hukuka aykırı olmasını umursamıyor yani Fetö polislerinin bize kumpas kurması UEFA ve CAS'ın umurunda değil. Onlar için tek önemi olan konu "telefon konuşmalarının gerçekten yapılıp yapılmadığı veya yapıldıysa bile suç oluşturma amacı ile manipüle edilip edilmediği." Yani UEFA ve CAS kararının çöp olması için kumpas kararında buna ilişkin bir husus olması ve hüküm altına alınması gerekiyor. 

Kumpas kararını veren mahkeme bu davada çalışan polisleri üst rütbeliler, dinlemeciler, tapeciler, fiziki takipçiler ve yazıcılar diye 5 gruba ayırmış; fiziki takipçiler ve tapeciler davada ceza almadı. Fetö artıkları ve Trabzonlu bazı şöhret meraklısı insanlar bunu istismar edip, "Gördünüz mü tapeler doğruymuş" diyor. Oysa durum böyle değil çünkü asıl dinlemeleri yapan ve kaydeden "dinlemeciler", tapeciler sadece onların sisteme yüklediği şeyleri kağıda döküyor. Peki "dinlemeciler" için ne demiş mahkeme? Mahkeme kararından aynen yazıyorum (Sayfa 416); 
   
"Dinlemeci polis memurları gibi dinleme ağının genişletilmesi, içerik ve şekil bakımında eksik rapor ve tutanak tanzimi ile başka istem ve kararlara sebebiyet vermedikleri..." 

Yani mahkeme açıkca, "Dinlemeci polisler delil uydurdu" diyor ve bence bu durum AİHM kararı ile birlikte UEFA, CAS ve TFF kararının çöp olmasına yeter. 

Eğitimim gereği güçlü bir hukuk nosyonum olsa da hukukçu veya spor hukukçusu değilim ama 10 yıldır bu işi didik didik etmiş, her detayı incelemiş biri olarak fikrim bu. 

Yalnız hukuk soyut bir kavramdır ve içinde yaşadığı toplumdan etkilenir, serbest bırakıldıktan sonra sosyal medya etkisi ile tutuklanan veya cezalandırılan örnekleri hepimiz hatırlıyoruzdur. Bu anormal bir durum değil, bu hukuk düşüncesinin doğasında var çünkü hukukun kaynaklarından biri de toplumdur. 

Bunu niye yazdım?

Kulübümüzün ilgili yöneticilerinin açıklamalarında yukarıda yazdığım hususlarda hiçbir detay bulamadığım gibi AİHM kararının kamuya duyurulmaması gibi eksikler var. Kulübün bu konuda liderlik etmesi çok önemli çünkü benim gibi binlerce blogger var onlar açıklayacak, biz yazacağız, kavramlar dalga dalga yayılacak ve toplum haklılığımızı kanıksadıktan sonra UEFA ve CAS yan çizemeyecek. 

Açıkçası, bu konuda yeni yönetimi de eski yönetim kadar isteksiz ve zorlama bir çaba içinde görüyorum. En kısa zamanda bir lobi ve halkla ilişkiler şirketi ile anlaşılarak bu konular hem ulusal hem de uluslararası düzeyde anlatılmalı, anlatılmalı ki herkes doğruyu bilsin ve doğru toplumda reddedilemez hâle gelsin. 

AİHM'nin Şekip Bey ve İlhan Bey lehine karar verdiğini bırakın ülkeyi, Fenerbahçelilerin bile çok küçük bir kısmı biliyordur, büyük eksiklik.

Etiketler:  Futbol