'Gerçek enflasyon' tartışmaları

'Gerçek enflasyon' tartışmaları

8 Ocak 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

Bir ekonomideki en önemli üç makro gösterge enflasyon, büyüme ve işsizlik oranlarıdır. Bu konulara yönelik doğru politikalar üretilmesi için de ilk şart bu göstergelerin teknik açıdan doğru ölçülmesi ve açıklanan verilere kamuoyunda güven duyulmasıdır. Çünkü örneğin enflasyon verisi birçok diğer göstergeyi etkileyen ve beklentileri şekillendiren önemli bir veridir. 

Bu nedenle ülkeler istatistiklerin bilimsel temellere ve kabul görmüş uluslararası kriterlere uygun hesaplanması için kurumlara önemli kaynaklar ayırır ve yüzlerce çalışan ve uzman istihdam eder. 

Türkiye’de son olarak 2020 Aralık ayı için aylık enflasyon (TÜFE) yüzde 1,25, yıllık enflasyon ise yüzde 14,60 olarak açıklandı malum. Fakat bir süredir kamuoyunda gerçek enflasyonun daha farklı olduğu yönünde bir tartışma var. Tabii bu üzücü bir durum. Örneğin Metropoll Araştırma'nın Aralık anketine göre halkın yüzde 51,3'ü enflasyonun yıllık yüzde 30'dan daha fazla olduğuna inanıyor. Yine örneğin ENAG enflasyon araştırma grubu kendi hesapladıkları yıllık enflasyonun yüzde 36,7 olduğunu açıkladı.  

Peki TÜİK enflasyonu nasıl hesaplıyor? Tartışmalar hangi noktalardan kaynaklanıyor? 

Bizim günlük hayatta enflasyon olarak kullandığımız asıl veri Tüketici Fiyat Endeksindeki (TÜFE) yüzde değişme. TÜFE temel olarak bireylerin ortalama tüketim alışkanlıklarını yansıtacak şekilde seçilen mal ve hizmetlerden oluşan bir sepetin belirli bir zaman aralığındaki fiyat değişimini ölçüyor. Yaşanan tartışmalar da bu tanım içinde yer alan bazı unsurlardan kaynaklanıyor.  

Bir defa tüketicilerin kullandığı binlerce mal ve hizmet söz konusu. Bu malları satan binlerce birim var. Farklı fiyat dinamiklerinin olduğu şehirler ve ilçeler var. Ayrıca kişilerin bütçelerindeki harcama ağırlıkları birbirinden farklı. Dolayısıyla oldukça karmaşık bir hesaplama söz konusu. Ancak kurumların artık uzmanlaştığı, yüzlerce çalışan ve uzman istihdam ettikleri, dünya çapında kararlaştırılan ortak yöntemleri kullandıkları ve bugünkü teknolojik imkanların büyüklüğü gibi hususlar dikkate alındığında sanıldığı kadar zor bir hesaplama da değil. 

En önemli hususlardan biri gizlilik. TÜİK hesapladığı enflasyonu her ayın 3’ünde saat 10:00’da ve herkesin aynı anda öğreneceği şekilde açıklıyor.  

Harcama ağırlıklarını hesaplamak için her yıl tüm sosyoekonomik grupları temsil edecek şekilde 15 bin kişi ile “Hane Halkı Bütçe Anketi” gerçekleştiriyor. TÜİK’in son açıkladığı bültene göre, örneğin gıda ve alkolsüz içeceklerin yüzde 22,7, ulaştırmanın yüzde 15,6, konutun yüzde 14,3, lokanta ve otellerin yüzde 8,6, giyim ve ayakkabının yüzde 6,9 payı bulunuyor. 

Ancak takdir edileceği üzere bunlar ortalama oranlar ve bütçe ağırlıkları kişiden kişiye değişebiliyor. Örneğin kimi ailede eğitim bütçesi yüzde 50’yi, kimi ailede de gıda ve konut ağırlığı yüzde 50’yi geçebiliyor. Yani ağırlıklar değiştiğinde enflasyon da değişmiş oluyor. Dolayısıyla eleştirilerden biri orta ve alt gelir grubundaki insanların bütçe ağırlıklarının biraz daha farklı olması. Yani malların ve mal gruplarının vatandaşın bütçesindeki ağırlığının doğru tespit edilmesi önemli. 

TÜİK’in hesapladığı endekste 418 madde, 12 ana grup ve 43 alt grup bulunuyor. 

Endekste 81 il merkezinin tamamından ve 225 ilçeden derlenen fiyatlar bulunuyor. TÜFE kapsamında ayda 28.019 işyerinden 553.064 fiyat derleniyor ve 4.274 kiracı endeks kapsamında takip ediliyor. 

TÜİK metodolojisindeki açıklamaya bakılırsa endeksin fiyat kapsamı, satın alış fiyatları olarak tespit ediliyor. Fiyatlar, vergiler dahil peşin ödemeler olarak belirleniyor ve taksitli satışlar üzerinden fiyatlandırmalar veya anlaşmalı fiyatlar dikkate alınmıyor. 

Bu kapsamda bakıldığında da gerçek enflasyon tartışmalarındaki bir diğer konu, fiyatların alınış biçimi, zamanlaması ve alınan fiyatların tüketicilerin gerçekte yüz yüze kaldığı fiyatlar olup olmadığı. 

Neticede önemli olan husus soru işaretlerini giderecek şekilde kamuoyunun ikna edilmesi ve aydınlatılması. Kurumların zarar görmemesi için herkes elinden geleni yapmalı. 

Enflasyon ülkemizde sürekli önemli bir konu olmaya devam ediyor maalesef. Ciddi enflasyon dinamikleri söz konusu iken hem enflasyonla mücadele eden hem de onu hesap eden kurumlarla ilgili tartışmalar yaşanması ise gerçekten üzücü.  

Diğer taraftan, Türkiye’de yıllardır kredi genişlemesinin, döviz kuru artışlarının ve tarım ülkesi olan ülkemizde gıda fiyatlarındaki yükselmenin enflasyonu ciddi ölçüde artırdığı bilinmesine rağmen bu durumun sürekli yaşanıyor olmasını hayretle karşıladığımı belirtmek isterim.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın 

Etiketler:  Ekonomi