Gençlik pınarı

Gençlik pınarı

22 Ağustos 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Çocukluğumda bana anlatılan bir mistik hikâye aklıma geliyor. Orada, gençlik pınarını arayan bir kişinin yolculuğu ve pınara ulaşma hikâyesi vardı. Bugün, bu hikâyenin aslında içsel yolculuğu anlatan yönünü anlayabiliyorum. 

Yoga ile ilgili bilgilerle buluştukça, bu gençlik pınarının dışarıda değil, insan bedeninde bulunan bir enerji merkezi olduğunu kavrayabiliyorum.   

Çoğu yoga kitaplarında bu gençlik pınarından (Bindu Çakra) bahsedilmemektedir ancak “Tantra Yoga”da bu enerji merkezinin bedene canlılık ve şifa vermesinden, iyileştirici ve gençleştirici etkilerinden bahsedilir.  

Anatomik olarak yeri kafatasındadır. Arka ve yan kemiklerin (Oksiput ve Parietal ) birleştiği yerde bulunur. Atkuyruğu yapıldığı zaman saçın toplandığı üst nokta diye daha kaba bir tarif mümkündür. 

Bu yere el parmağınızın tırnağa yakın olan yeriyle temas ederek, hafif bir basınç ile masaj yaparak dokunursanız, burada akan kozmik enerjinin akımını ve bedene yaydığı iyileştirici etkiyi hissetmeniz mümkün olabilir. Kalbe doğru yayılan bir mutluluk hissi ile buluşabilirsiniz. Uykuya dalmakta zorluk çeken çocuklarda oldukça işe yarayan bir yöntemdir, tecrübeyle sabittir. 

Sanskrit dilinde “Bindu” nokta veya damla anlamlarına gelir. Sembolü ay olduğu için “Ay Merkezi (Chandra Chakra) olarak bilinir. Ay mükemmelliğin, nektarın ve enerjinin sembolüdür. Rengi yoktur, şeffaftır. Niteliği erdemli olmaktır. Sesi “OM”dur (A-U-M).  “Bindu Çakra” uykudayken sadece bir noktadan ibarettir. Uyandırıldığı zaman enerjisi akmaya başlar.  

Ay’ın sembolü olduğu nektar, ölümsüzlüğün nektarı diye tanımlanan “Amrita” dır. Yoğunlaştırılmış ay enerjisi olarak tanımlanır. 

“Amrita”yı fiziksel düzeyde tanımlamak gerekirse, “Bindu Çakra”nın uyanışıyla bu merkeze bağlı olan “Pineal bez” aktif hale gelerek, hem beden hem de zihin için gençlik pınarı etkisi yaratacak bir hormon üretir ve yayar. Yogada bu hormonu, ölümsüzlüğün nektarı olan “Amrita” olarak tanımlamışlardır. Kafatasında ki bu nokta ne kadar aktif tutulursa o kadar bol “Amrita” üreteceği anlatılır.  

Hiç yemek yemeden sadece “Bindu çakra”dan gelen nektar ile beslenen yogiler olduğundan bahsedilir. Bu yogilerin özel uygulamalar ile bu nektarı boğaz enerjisi (Vişuddha çakra) içerisinde zehir olmaktan çıkarıp, beden-zihin-ruh için şifaya dönüştürebilme becerisini kazandıkları ifade edilir. Bu nektarın boğaz enerji merkezinde kullanılamadığı zaman göbek enerji merkezine (Manipura çakra) inerek sindirim ateşinde telef olduğu ve bedene zarar verdiği anlatılmaktadır. 

Yogi, çalışmalarda ustalaşıldığında ve tam bir yoğunlaşma derinliğine ulaşıldığında “Bindu”dan boğaza yönlendirilen bu nektar-damla enerji boyutunda kullanılmakta ve bedene yayılmaktadır. Bu dağılışın, bedende doku yıkımının azalmasına, doku yenilenmesinin artmasına, zindelik ve gençlik kazanmaya, beden enerjisinin yükselmesine neden olduğuna inanılmaktadır. 

“Amrita”yı daha ezoterik bir tanım ile anlatacak olur isek; “Bindu çakra”nın ikinci çakra olan cinsel çakra (Svadhishana çakra) ile arasındaki döngüsüne bakmamız gerekecektir. Çakralarla ilgili ilk yazımızda bahsettiğimiz şu tanımı tekrar hatırlayalım: 

“'Kundalini” kelimesi 'Kunda'dan geliyor. “Kunda demek kendi etrafında dönmüş demektir (spiral bir dönüşü tasvir ediyor ). İma ettiği şey 3-5 kez erkek cinsel organı etrafında dönen dişi yılandır. Yılanın başı, eril organın tümseğini kapattığı sürece hâlâ o kişinin bilinci uyanmamıştır. Yoginin amacı o “kundalini” yılanını uyandırıp omurgadan enerjiyi yükseltebilmektir.  

Burada ifade edilen yılanın başını eril organın tümseğine dayadığı nokta “Bindu”dur. Oradan akan nektar ise “Amrit sıvısı” yani spermdir. Aslında yaratımı besleyen bu sıvı cinsel bölgeye inmeden önce “Bindu çakra”da üretiliyor. Sperm “Bindu çakra” merkezinden ortaya çıkan nektarın (damlanın) maddi damıtılmasıdır. 

Hindistan’da bazı kadınların iki kaş arasında kırmızı nokta (Bindu) bulunmaktadır. Bu nokta (Bindu) evli olduklarını ifade etmektedir. Geleneksel yapılarında, bu çakranın niteliği olan erdemli olmayı ifade edebilmek adına bu uygulamanın yapıldığını düşünüyorum. Tabii artık derin ifadelerini kaybetmiş ve etikete dönüşmüş bu geleneksel durumların da evrimleşmesini ve özellikle kadınlar üzerinden kısıtlayıcı simge-sembol ifadelerinin kaldırılmasını diliyorum. 

Şimdi tüm bu bilgilerden sonra bireysel olarak “Bindu çakra” noktasını uyandırmaya yönelik günlük birkaç uygulamayı paylaşmak isterim: 

• Haftada en azından 2-3 gün güneş doğmadan 96 dakika önce uyanmayı deneyin. Çünkü bu zaman diliminde bedenimizdeki yaşam enerjisinin aktığı enerji kanalları en açık potansiyellerinde oluyorlar. 

• Ses, titreşim (Nada) bilincimizi geliştirecek “Mantra lar söyleyebiliriz. En bilinen “OM” mantrasını söyleyebiliriz. Dinlemek bile iyidir. 

• “Bindu noktamıza” sabah-akşam dairesel masajlar yapabiliriz. Sandal ağacı yağıyla bu masaj önerilir ama bu yağ pahalı ve zor bulunuyor. Piyasada satılanlar ise orijinal değildir. 

• Sabahları duş altında bu noktaya 1 litre suyun akışına izin verebiliriz. 

• Okyanus nefesi-muzaffer nefes ( Ujjayi pranayama) çalışmasını yapabiliriz. 

• Haftada iki kez “yapıcı dinlenme” çalışabiliriz. Bu çalışma için yere gözler açık kalacak şekilde (anda ve bedende olabilmek adına gözlerin açık olması tavsiyedir) sırt üstü uzanın. Bacaklar bükülü ve ayak tabanları yerde olsun. Dizlerin sağa, sola veya içe, dışa açılmasına izin vermeyin. Başın arkasındaki bu enerji noktası ile kuyruk sokumunuzun her nefes alış-verişte zemine kendilerini bırakmasına, yayılmasına izin verin. 20 dakika boyunca bu pozisyonda kalın. Nefese ve bedenin duyumlarına odaklanın. Baskıdan dolayı biraz ağrı normaldir. Ancak tahammül edemeyeceğiniz bir uyuşukluk veya ağrı hissederseniz çalışmayı sonlandırın. Bu çalışma, kraniyal ile sakral arasındaki ilişkiyi tetikler ve omurilik sıvısının sağlıklı bir akışa geçmesine yardımcı olur. Tüm beden beslenir.  

“Güneş göbekte ise Ay kafadadır. Güneş büyütür, Ay besler.” Gheranda Samhitā

Namaste...