Gençlerin demokrasi özlemi

Gençlerin demokrasi özlemi

24 Nisan 2021 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Uygarlıklar beşiği olmuş bu topraklar neler gördü neler... Geçmiş neyse de bugün de her yönüyle sürprizlerle dolu bir coğrafyada yaşıyoruz. Daha ne olabilir ki, dediğimiz dönemlerde gene acımasız bir takım gelişmelere tanık oluyoruz. İleri gitmek, yerinde saymak ya da gerilemek arasında savrulup duruyoruz.

Türkiye'nin oldukça eskiye dayanan bir çağdaşlaşma girişimi var. III. Selim, II Mahmut ve Abdülmecit zamanında ordu, eğitim, ekonomi ve yönetim yapısına ciddi yenilikler getirilmiş ancak tutucu yaşlı kuşak yenileşmenin karşısında engel oluşturmuş.

Türkiye toplumu çağdaş demokrasi yolculuğunda iki ileri bir geri gidiyor. Düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü, parlamenter demokrasi, güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü, bilimsel eğitim, cinsiyet ve fırsat eşitliği gibi konulardaki kazanımlarımız kayboluyor. Topluma düşünce ve ifade özgürlüğü alanında umut vererek seçim kazanan yönetimler, bir zaman sonra eleştiriden nefret eden rejimlere dönüşebiliyor.  

Hukuk, toplumsal uzlaşı kültürüne sahip gelişmiş demokrasilerde tüm kurumların üstünde konumlandırılır. Ancak Türkiye'de devletin kendini hukukun üzerinde görmek gibi bir alışkanlığı bulunduğundan hükümetler hukuki olaylara karışma yetkisi olduğuna inanır. Böyle bir ortamda doğal olarak hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığı tesis edilemez.

Anadolu'da 11. yüzyılda başlayan İslamlaştırma 1950'lerde hızlandı ve son 20 yılda hiç olmadığı kadar yoğunlaştı. Gençlerin en azından bir bölümü bu sürecin toplum üzerindeki dönüştürücü etkisine tepki duyduğunu saklamıyor. Cami merkezli bir yaşamın getirilmesini doğru bulmadıklarını ve deizmin bundan dolayı yaygınlaştığını söylüyorlar. 

Öte yandan, sürekli aynı kaynaklardan beslenen sol hareketlerin hiçbir zaman geniş çerçeveli ideolojik bir altyapı geliştiremediğinin de farkındalar. Sol hareketler iktidara gelme iddiasından uzaklaşmış, "kronik muhalif" rolünü benimsemiş görünüyor.  

Gençlerin taleplerini göremeyen Millet İttifakı, bazılarının beklediği dinamizmi bir türlü yaratamıyor ve rejimle ekonomik konular dışında kapışmaktan kaçınıyor. Oysa gençler çölleşme, suların kirlenmesi ve ormanların azalması gibi çevre sorunlarının yanı sıra çağdaş eğitim, diplomalı işsizlik ya da hayvan hakları gibi konularda daha doyurucu söylemler bekliyor.

Gençler bir yandan çağdaş demokrasinin inşa edileceğine ve olayların hukuk içinde yorumlanacağına dair umudunu korumaya çalışırken, diğer yandan yeni normalle uyumlaşmanın yollarını arıyor. 

Sohbet ettiğim liseli gençlerin çoğu şöyle diyor: 

"Politikacılar gençlerin içindeki özgürlük ve demokrasi özlemini fark etsin. Kutuplaşma dili yerine birleştirici dil kullanılsın. Kanal İstanbul gibi projeler en azından referanduma sunulsun. İstanbul Sözleşmesi'ne dönülsün. Yönetim ile gençlik arasında iletişim mekanizması kurulsun. Yandaşlık gözetilmesin. Medya tek sesliliğe zorlanmasın ve Twitter'da farklı görüş paylaşanlara 'Welcome to Silivri' ayarı çekilmesin. Çağdaşlaşmanın tüm gerekleri yerine getirilsin, biz de yurt dışına gitme hayali kurmayalım."

Bir de, "Ülkedeki tüm damatlara eşit davranılmasını istiyoruz!" diyorlar.