Gazeteciliğin tabutuna çakılan çivi

Gazeteciliğin tabutuna çakılan çivi

28 Nisan 2022 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Mustafa Kemal Eriç

Türkiye’de gazeteciliğin çoğunlukla “yandaş”, bazen de “yalaka” veya “yavşak” (yılışık) olarak nitelenen medya organları tarafından, gerçek gazetecileri utandıracak ölçüde yozlaştırıldığını artık kimse yadsımıyor. 

Haberlere “çaktırmadan” (olduğu sanısıyla) katılan yorumlar, çarpıtılan ayrıntılar, tahrif edilen alıntılar artık herkesin bildiği günlük olaylar haline geldiğinden tüketici kitlesi, yani haberleri izleyen herkes tarafından adeta kanıksanmış durumda. 

Ne var ki, yandaş olmayan medya bile bu genel seviyedeki düşüşten etkileniyor, bunu gazetecilik eğitimindeki gerilemeye mi yoksa yazı işleri kadrolarındaki deneyimsizlik ya da boşvermişliğe mi bağlamalı, bilmek zor. 

Ancak bu kısa yazıda değinmenin zorunlu olduğu bir gerçek var ki, gerçekten haber yazmış gazetecileri çileden çıkarıyor, başta bu satırların yazarı olmak üzere. 

Bu çerçevede yandaş olduğu iddia edilemeyecek medyadan Sözcü ve Cumhuriyet gazetelerinin 26 Nisan’da attıkları haber başlıklarından birkaçına bakalım: 

- Emre Kınay’ın yargılandığı davada karar (Cumhuriyet) 

- İSKİ’den Heybeliada açıklaması (Cumhuriyet) 

- Corona’da son durum belli  oldu (Sözcü) 

- Fenerbahçe’den teknik direktör açıklaması (Sözcü) 

İster alaylı, ister “mektepli” olsun, her gazeteci mesleğe başladığında  “mutfak” deneyimi kazanırken, özellikle haber başlığının nasıl atılması gerektiği konusunda en azından birkaç fırça yemeden baskıya girecek başlık atamaz, daha doğrusu atmamalı. 

Yukarıdaki başlıklara baktığımızda ise başlığın nasıl atılmaması ve haberin nasıl yazılmaması gerektiği konusunda mükemmel, ders kitaplarına girmesi gereken yanlış örneklere rastlıyoruz. Örneğin Emre Kınay’ın davasına ilişkin haberde başlık neden “Kınay beraat etti” değil de “davada karar” diye başlık atılmış? Hatta öylesine sakarca bir başlık ki “davada karar” ifadesinden ne anlamamız gerektiği bile kuşkulu: karar çıktı mı yoksa ertelendi mi o bile verilmemiş. İşin daha komik tarafı, Kınay’ın beraat ettiğini öğrenmek için haberin son paragrafına kadar okumak zorunda kalmak, bu zorunluluk insanı çileden çıkarıyor. 

“Corona’da son durum belli oldu” başlığından ne anlayacağız? Vaka sayısı arttı mı azaldı mı, vakaların dağılımında yeni bir gelişmeye işaret eden değişiklik var mı? En azından başlıkta genel gidişi yansıtacak bir cümle kullanılamaz mı? 

Bu uygulamaların nedeni bilinmiyor değil: İnternet okuyucusunun gazetenin ya da medya organının  sitesinde mümkün olduğunca uzun zaman harcamasını sağlayıp bundan dijital bağlantı geliri sağlamak. 

Türkiye’deki medyayı ancak internet üzerinden izleyebilenler için çekilir bir eziyet değil ama maalesef olan gerçek gazeteciliğin en önemli ilkelerinden birine oluyor ve iyi gazeteciliğin tabutuna çakılan bir çivi daha yerine iyice yerleşiyor.