Galatasaray'dan derbi provası

Galatasaray'dan derbi provası

3 Mayıs 2021 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, geçen hafta kazandığı Antalyaspor maçının ardından şampiyonluk yolundaki en ciddi rakibi olan Beşiktaş’ın sansasyonel galibiyetinden sonra tek hedef olan üç puanı almak için Ankara’ya gidiyor, buradan kayıpsız dönmek istiyordu. Bu maçın hikayesinin özellikle sarı-kırmızılı ekip adına Beşiktaş derbisinin provası olacağını düşünüyordum. Alınan galibiyetin teknik analizi ve Galatasaray’ın 11 seçeneği ile yedeklerinin hemen hemen hepsinin neden  "as takım oyuncusu" olduğunu değerlendirdiğimiz bir analiz olacak.  

Gençlerbirliği geride kalan 36 haftada 35 puan alan ligin en kötü kadrolarına sahip olan takımlarından bir tanesi diyebiliriz. Özcan Bizati’nin gelişi ile birçok şey değişse de kadro mühendisliği açısından geçmiş yıllara göre en pasif takım olan kırmızı- kara, oyuncu grubuna göre taktik varyasyonu oluşturamadı. 

Sezonun ilk bölümünü şu anda PTT 1. Lig ekiplerinden Altay’ın teknik patronu olan Mustafa Denizli’nin yardımcılığını yapan Mert Nobre ile başlamış olmalarının da etkisi büyük. Sistemi bambaşkaydı ama bunun için süre gerekiyordu. Mağlubiyetler silsilesi takımın psikolojik durumunu da çok etkiledi.  

Tam bir sistem oturuyor derken devre arasında takımın en önemli silahlarından biri olan Berat Özdemir’de Trabzonspor’a gidince elde oyuncu da kalmadı diyebiliriz.   

Sezon boyunca mevcut taktik varyasyonunu 4-2-3-1 olarak oynayan kırmızı-kara, çabalasa da oyundan çabuk kopuyor. Dürüst olmak gerekirse takımın Galatasaray’a direnemeyeceğini bilsem de ne yalan söyleyeyim bu kadar da "pasif’" olmalarını beklemiyordum.  

Baştan sonra Terim ve öğrencilerinin istediği bir maç oldu. Başlama düdüğü ile beraber Galatasaray için sahaya çıkan kadroyu değerlendirdiğimde "Antalyaspor deplasmanının kopyası olacak" diye düşünmeden edemedim. 

Yazımızın başında da bahsettiğim gibi, Başkent ekibi alternatifsiz bir kadroya sahip. Geçen hafta oynadıkları Hatayspor maçını gözlemlediğimde takımın her alandan pozisyon verme olasılığının yüksek olduğu analizine varmıştım.  

Yarı boyunca sabırla en uygun adamı bulmak adına pas yapan Galatasaray, denemekten vazgeçmedi. Gençlerbirliği adına hem maç boyunca hem de ilk yarı için yazılacak bir analiz olduğunu düşünmüyorum. Düşme potasında olan bir camianın daha "cesur" futbol oynaması gerekiyor. Rakibiniz sizden üstün oynasa da, eğer Süper Lig’de mücadele veriyorsanız birkaç şeyi daha farklı yapabilirsiniz demektir. 

İlk yarı çok pozisyon olmayınca kilidi açacak oyuncunun Galatasaray adına Halil-Babel ikilisinden birinin olacağını tahmin etmek zor değildi. Takımın aklının Beşiktaş derbisinde olması yarının bu kadar pozisyonsuz olmasında değerlendirilebilecek ayrı bir etmen. 

Her iki oyuncu da maç "hücum" konusunda sıkışınca takımı sırtlayabilecek tipte yeteneklere sahip. Halil Dervişoğlu son haftalarda attığı gol gibi denemelerini çok sık yapsa da şanssızlığını kıramıyordu.  

Genç yaşına rağmen sorumluluk alabilmesi, neden ona güvenildiğinin kanıtı. Attığı golü daha önce Brendford forması ile çok buldu. Durum bu iken benim için sürpriz yaratan bir vuruş değildi. Kerem için söylediğim şeylerin hepsi Halil Dervişoğlu için de geçerli. Süre, süre, süre...  

Pozisyonsuz geçen bir yarıda skoru alan Galatasaray için maçın ikinci kırk beş dakikası daha rahat geçecekti. Gençlerbirliği adına Sio-Sefa Yılmaz değişikliği bekledim. Candelas ile ilişkileri iyi olduğundan pozisyon zenginliği yaratabilecek bir isim gerekiyordu. Nitekim Candelas, zaman zaman uzun top denese de, Galatasaray’ın savunma çizgisi ve bekleri önde olduğundan bu plan işlemedi. İkinci yarı adına Galatasaray’ın biraz daha tempo düşüreceğini düşünsem de tam tersi oldu.  

Takım set oyunu oynayarak belli bir şablonun içinde hücuma çıktı. Hafta başı antrenman da ne çalışıldıysa olmuş gibiydi. Beklerin daha aktif olduğu bu yarıda Galatasaray hızlı oynayarak rakibini bunaltınca son haftaların formda ismi Emre Akbaba ile maçı kopardı. 

Yaşadığı sakatlıktan dolayı fiziksel olarak her sezonun sonunda ancak kendine gelebilen genç yıldız, yeni sezonda Galatasaray’ın anahtar ismi olabilir. Ömer Bayram’ın etkisiz performansından ötürü hemen hemen her hücumunu Şener Özbayraklı kanadından oluşturan Galatasaray, sezonun en rahat oyununu oynadı diyebilirim. Belirleyici ismin ise Halil olduğunu düşünüyorum. 

Hareketli yapısı ile stoperleri çok rahat bir şekilde kendine çekiyor. Bu, oyun vizyonunun ne kadar yüksek olduğunun göstergesi. Yapılan değişiklikler ile beraber iki farklı skordan sonra bana soracak olursanız son yirmi dakika Fatih Terim, kafasında Beşiktaş maçını oynadı.  

Oyuna giren isimlere bakılacak olursa, derbi de mevcut 11 bu isimlerden oluşacak. Saracchi-Emre Kılınç ikilisi bol bol deneme yaptı. Ceza sahası içerisinden çok pozisyon izleyeceğiz gibi görünüyor. Gençlerbirliği adına bu yıl için Süper Lig serüveni bitti diyebiliriz. Ne yalan söyleyeyim üzüldüm…  

Efsane Başkan İlhan Cavcav’ın vefatından sonra bizi şaşırtan transferleri ile her sezona damga vuran takım da gitti dersek yanlış olmaz. Pozisyon açısından olmasa da Galatasaray’ın bol bol pas yaptığı "psikolojik" anlamda saha içerisinde farklı şeyler denediği bir maç oldu.  

Son olarak Galatasaray’ın iptal edilen golünün temiz olduğunu düşünüyorum. Sırtı dönük olan bir oyuncu topu eli ile nasıl kontrol edecek?.. Puan farkı 6…. Haftaya her şey netleşecek. Mükemmel bir derbi bizleri bekliyor. Pozisyonu bol, skoru bol bir maç olacağını düşünüyorum.  

Beşiktaş, Arena’dan bir galibiyet ile dönerse şampiyonluğunu ilan edecek. Galatasaray ise, son haftaları kayıpsız geçip rakibinin puan kaybını bekleyecek. Uzun süredir ligde böyle heyecan olmamıştı. Sizce, bu kritik maçı kim alacak?..
 

Etiketler:  Futbol