Galatasaray'a umut Altay'a tebrik

Galatasaray'a umut Altay'a tebrik

5 Aralık 2021 Pazar  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray ligde art arda aldığı sonuçların ardından kendi evinde bir çıkış kapısı arıyor ve Altay maçına büyük bir ciddiyet ile hazırlanıyordu. Takımın Avrupa performansını yakalayabilmesi için ligde bir kıvılcıma ihtiyacı var. Bana soracak olursanız, o kıvılcım geldiğinde sarı-kırmızılı ekip durdurulamaz bir hâl alacak. Hep beraber bu maçın analizine ve Türk futbolunun kanayan yarası olan hakemlerin tutarsızlığına bir değinelim…. 

Maçın başlama düdüğünden önce her iki takım adına genel bir yorum yaptığımda karşılaşmanın hareketli geçeceğini düşünüyordum. Mustafa Denizli’nin öğrencileri ligde farklı bir oyun ortaya koyuyor. Takımın genel oyun şablonu ise uzun top. Hızlı ve kompakt bir şekilde kanatlardan hücuma çıkıp rakip kalede tehlike yaratıyorlar. Maçın ilk çeyreğini Denizli’nin öğrencileri iyi geçirdi diyebilirim. Galatasaray’a karşı Galatasaray gibi oynadılar.  

Ön alanda basıp alan daraltan siyah-beyazlı ekip, Galatasaray’ın geçiş oyununa müsaade etmedi. Altay, garanti oyunu seviyor. Her iki kanat oyuncusu da içeri kayan ve ters ayak oynayabilen isimler. Sık sık yer değiştirdiler, bu sayede sürekli hücumun yönü değişti. Takımın oyununu oturttuğu an gol bulmuş olması, böyle bir deplasmanda hem motivasyon hem de skor avantajını getirdi. Futbolda bazı anlar vardır, ufak bir tokat ile kendinize gelirsiniz.  

Galatasaray için yenilen gol tam da böyle bir etki yaptı. Bu sayede düşünmeksizin topu rakibin birinci bölgesinde oynayan Terim’in öğrencileri, sayısız pozisyona girdi.  Birçoğunuz belki bana kızacak ama benim için önemli olan bu. Bitiricilik bir şekilde gelişir. Bu takım hiçbir şey başaramayacak olsa, Avrupa’da liderliğe oynayamaz. Baskıdan sonra golün geleceğini hissettiğimden benim için sürpriz olmadı. Galatarasaray  ilk yarının son yirmi dakikasından maçın neredeyse sonuna kadar rakibini yarı sahasından çıkarmadı. 

İkinci yarı için aynı oyunun devam edeceğini, golün hatta gollerin de geleceğini düşünüyordum. Altay ise aynı oyununa devam edip, kontradan gol arayacaktı. Alışkanlıklar yavaş yavaş oturduğu gibi oyun içerisinde de ciddi gelişim var. Takım adım adım ezbere oynamaya alışıyor. Bunu ikinci bölgede yapılan geçiş oyununun hızına bakarak anlayabilirsiniz. Ön bölgede Halil-Kerem ilişkisi, sırtı dönük oynayan Dervişoğlu’nun daha fazla sprint atarak hızlı hücumları denemesi ve her şeyden önemlisi kaleye atılan şutlar.  

Galatasaray, ikinci yarı rakibine tehdit olmak için her şeyi yaptı. Bulunan golde ise dikkat edilmesi gereken detay duran top.  

Takım bu konuda da aşama kaydediyor. Morutan’ın oyuna girmesi bir nebze de olsa hareketlilik getirdi. Özellikle Diagne sırtı dönük oyunda çok iyi olduğundan atak sürekliliği konusunda ciddi gelişim yaşandı. Bunu görünce notlarımın arasına ‘’bu maçta golü var’’ diye de eklemeden edemedim. Rakip ceza sahası içerisinde 41 kere topla buluşan Cimbom, rakip kaleye ise en fazla şutunu çektiği maçı geride bıraktı. Bu sayı ise 24… O olmasaydı, böyle olurdu demek yerine kaçan pozisyonları ‘’futbol şansı’’ olarak değerlendirmek lazım. Golden sonra şahsen Galatasaray’ın geriye dönmesi normal. Ciddi bir efor sarf edildi…. 

Altay’ın ise 5’li savunmayı çok iyi oynadığını düşünüyorum. Saha parselasyonunda mükemmele yakın oynadılar. Her şeye rağmen takımın inancı denemesi takdir edilesi.  

Bu maç için verilen penaltı olmasaydı, moral olarak ciddi bir değişime şahit olacaktık. ’’Öyle penaltı mı olur’’ demek istemesem de demek zorundayım. Yapılan ciddi olarak kural ihlali çünkü…. ‘’Vücuttan seken top penaltı olamaz’’ Bu kural ne zaman değişti ki….. O pozisyon penaltı ise, son dakikada Nelsson-İbrahim Öztürk pozisyonu için bir değerlendirme almak zorundayım. Aynısı çünkü. Bu düzen değişmedikçe, her takım ayrı ayrı yanacak gibi geliyor. Sizce, neler olacak?..

Etiketler:  Futbol