Galatasaray taraftarı bölünüyor mu?

Galatasaray taraftarı bölünüyor mu?

21 Eylül 2021 Salı  |   Köşe Yazıları

İlhan İlmenöz

Sosyal medyanın hayatımıza girmesi sonrası her alanda olduğu gibi futbol ve taraftarlık konusunda da birçok değişiklikler olduğunu düşünüyorum. Bu başlık altında yazdıklarım tamamen benim kişisel düşüncelerim olup sübjektiftir. Katılır ya da katılmazsınız onu bilemem ama en azından uygarca karşılayabilirsiniz. Biraz uzun bir yazı olacak ama inanın mümkün olduğu kadar kısaltmaya çalışsam da  konu çok önemli. 

İnternetin ve sosyal medyanın çok yaygın olmadığı yıllarda yani yaklaşık 20-25 yıl önce hatta daha da önceleri taraftar gruplarının etkileşim kaynakları tribünler, maç öncesi/sonrası toplanılan alanlar, gidilen mekanlar ve 2000'li yıllardan itibaren yeni oluşmaya başlayan forumlardı. Buralarda takımla ilgili fikir alışverişleri yapılır, güncel başarı/başarısızlıklar tartışılır, gündem ve durum değerlendirildi.  

Aynı şekilde tribün grupları ve liderleri de günün özelliğine göre, bazen tepki koyarak takımı protesto ederler ya da tesislere çiçek-baklava vs getirerek futbolculara destek olurlardı. Kötü sonuçlar sonrası bazen yine tesisler basılır ya da antrenmanlara gidilerek sert uyarılarda bulunurlardı. 

Özellikle son 10-15 yıldır sosyal medyanın etkinleşmesi sonrası yeni bir taraftar profili doğmaya ya da taraftarlık yapısı değişmeye başladı. Artık herkesin her şeyden anında haberi oluyor ve herkes düşüncelerini başkaları ile anında paylaşma olanağı bulabiliyor.  

Sosyal medya ile birlikte yavaş yavaş aynı düşüncede olanlar bir araya gelmeye ve kendi gibi düşünmeyenlerden ayrışmaya başladı. Sadece ayrışma değil, aynı takıma gönül vermiş farklı düşünceye sahip taraftarları arasında sert tartışmalar, küfürleşmeler, karşılıklı hakaretler de olağanlaştı. 

Şimdi biraz somut örnekler üzerinden giderek konuya detaylandıralım. 2009 yılından beri sosyal medyanın-bence en etkin platformu olan Twitter- ve Galatasaray taraftarının içinde biri olarak gözlemlerimi ve deneyimlerimi aktarmak istiyorum. 

Twitter'ın yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı 2009-2010 yıllarında Galatasaray taraftar profili bugünkü gibi değildi. Yeni üye olanlar bir yandan bu yeni sosyal medya aracını tanımaya çalışırken öte yandan aynı renklere gönül vermiş kişiler, ülkenin hatta dünyanın farklı yerlerinden yeni dostluklar arkadaşlıklar edinmenin heyecanını yaşıyordu. 

Yine maç öncesi ve sonrası takımın durumu tartışılıyor, sevinçler ve üzüntüler paylaşılırken kişisel dostluklar gelişiyordu. Farklı fikirlere saygı, büyüklere hürmet ve ortak payda Galatasaray altında birlik ve beraberlik daha yaygın olarak görülüyordu. Ortak duygu Galatasaray olunca küçük sorunlar ve tartışmalar da anında kolayca çözümlenebiliyordu. 

Hemen günümüze dönerek Galatasaray taraftarının bugün sosyal medyada neden ayrıştığını, hangi konuda keskin olarak ikiye bölündüğünü sorarsak bu konuya hakim olan herkes "Fatih Terim" yanıtını verecektir. 

Bir taraf Galatasaray'ın kötü top oynadığını, yanlış transferler yapıldığını, maçlarda kadro tercihlerinin, oyuncu seçimlerinin vb. konularda tek sorumlunun Fatih Terim olduğunu ve artık miadını doldurduğunu, hocanın devrinin kapandığını öne sürerken diğer taraf her konuda ve sonuna kadar Fatih Terim'e sahip çıkarak yola hoca ile devam etmenin gerekliliğini savunuyor.   

Her iki taraf da kaybedilen ya da kazanılan maçlar sonrası kendi argümanları ile ortaya çıkarak, "Gördünüz mü, biz demiştik" diyerek karşı tarafı suçluyor. Kaybedilen maçlar sonrası Fatih Terim ve savunucuları ağır eleştirilere hatta hakaretlere maruz kalırken kazanılan maçlar sonrası bu sefer de Fatih Terim övülüyor, ona karşı olanlar, eleştirenler  yerin dibine geçiriliyor. Sadece kaybedilen değil, kazanılan maçlar sonrası bile ortalık yangın yerine dönebiliyor. Her iki taraf birbirini suçlayacak ve saldıracak konu bulmakta çok da zorlanmıyor. 

Bu kısır döngü ve bölünme aslında yeni oluşmadı, şu anda özne Fatih Terim olduğu için onun üzerinden kamplaşma, ayrışma yaşanıyor. Bugün Fatih Terim yerine kim gelirse gelsin benzer tartışmalar, kavgalar yine yaşanacak. Bu anlamda Galatasaray taraftarının ruhen ve fikren bölündüğünü düşünüyorum. Yakın geçmişten de benzer örnekler verebilirim. 

Biraz geriye, Ünal Aysal dönemine gidelim. 2011-2014 yılları arası Galatasaray başkanı olduğu dönemde futbol  ve basketbolda yaşanan başarılar, kazanılan kupalar, ses getiren dünya çapında transferler yapılmasına rağmen son döneminde Galatasaray taraftarı ve üyeleri içinde onu istemeyen büyük bir kitlenin varlığından söz edebiliriz. 

Bence sosyal medya üzerinden yoğun tartışmaların başladığı ve Galatasaray taraftarının bölünmeye başladığı yıllar Aysal dönemine kadar uzanır. Ondan sonra sosyal medyanın gücünün de anlaşılmasıyla kulüp ile ilgili her konuda fikir beyan eden, gelen giden her futbolcu ile ilgili yorum yapan, başkan yönetici ve hoca ile ilgili gündem oluşturan kitlenin varlığı ve gücü yönetimleri de ürküttü.

Linç kültürü  

Sosyal medya kişilerin özgür alanı haline gelince ve bu aracın gücü anlaşılınca herkes aklına geleni yazmakta ve bu gücü bir silah olarak kullanmakta hiç çekinmedi. Benim gibi düşünmeyenler burada olmamalı diyenler linç kültürünü karşı tarafı yok etmekte kullanmaya başladı. Sadece Twitter değil, Youtube gibi platformlarda veya sohbet odalarında isteyen istediği gibi yönlendirmelerde bulunabildi veya gündem oluşturabildi. 

Artık başkan ve yöneticiler sosyal medyada neler konuşulmuş, neler söylenmiş yakından izlerken kendileri ve trolleri ile bu etkili araçları zaman zaman kullanma yolunu seçtiler. Futbolcular da çeşitli sosyal medya araçları ile paylaşımlarda bulunurken yaşamları veya söylemleri ile bazen tepki çekti, bazen alkış aldı. Sosyal medya sayesinde taraftar, istediği futbolcunun kendine, eşine, ailesine kadar rahatça ulaşabiliyor istediklerini söyleyebiliyordu. 

Yani artık sosyal medya, kulüp başkanından taraftara kadar artık herkes için hayatın vazgeçilmez bir parçası ve aynı zamanda etkili bir silahı haline geldi. Öyle bir silah ki hiçbir denetim ve kısıtlama olmadan herkes olumlu veya olumsuz istediği gibi kullanabiliyordu. 

Galatasaray taraftarının ayrışması ile ilgili örneklere devam edelim; Hamza Hamzaoğlu Galatasaray'da 3 kupa birden kazanarak tarihe geçse de, tüm taraftarlar arasında kabul görmüş bir teknik adam olamamıştır. Özellikle Wesley Sneijder konusunda taraftarın bir bölümü yanında yer alırken bir bölüme de kendine cephe almıştır. 

Galatasaray taraftarının sosyal medyada ayrışma yaşadığı bir başka konu da başkanlık seçimleridir. Dursun Özbek ve Mustafa Cengiz'in başkanlık yaptığı yıllarda bu iki başkana karşı olanlar ve destekleyenler arasında sosyal medyada yaşanan sert tartışmalar, hakaretler hâlâ akıllardadır. 

Futbolcular üzerinde yaşanan tartışmalar ve ayrışmalar da örnekler arasındadır. Wesley Sneijder-Selçuk İnan-Burak Yılmaz-Belhanda-Arda Turan-Ömer Bayram-Babel vb. futbolcular Galatasaray tribünleri ve taraftarı arasında zaman zaman fikren bölünmeye yol açmıştır. 

Son örnek Marcao ile Kerem arasında yaşanan tatsız olayla ilgili verilebilir. Gelinen noktada bazı taraftarlar Marcao'nun yaptığını üstü kapalı bir şekilde desteklemekte ve olay sonrası tavırları nedeniyle Kerem'i de bu konuda suçlamaktadır. 

Yani sonuç olarak bu örnekler daha da çeşitlendirilebilir. Demek istediğim o ki; sosyal medya sonrası özellikle büyük kulüplerin taraftar profilinde bence önemli değişiklikler olmuştur. Geldiğimiz noktada 14 yıl şampiyonluk yaşamamış ama takımın peşinde gitmiş taraftarlar artık küçümsenir hale gelmiştir. Hatta bu konuda yeteri kadar tepki göstermedikleri için suçlanmaktadırlar. 

Peki şimdi diyecekseniz ki, "Taraftar koyun gibi her söyleneni yapmalı ve her şeyi olduğu gibi kabullenmeli midir?" 

Asla öyle bir şey demiyorum. Eleştiri elbette olmalı. Kulüp başkanından teknik direktörüne, futbolcusundan masörüne kadar herkesi eleştirebilirsiniz hatta eleştirmelisiniz. Hiç kimse eleştirilmez değildir. Size göre hata yapan, yanlış bulduğunuz kişiyi veya durumu eleştirmek en doğal hakkınızdır. Eleştiri hakkını kullananlara da kimsenin hakaret etme, aşağılama hakkı yoktur. 

Eleştiri ve tartışma, demokrasi kültürünün vazgeçilmez ögeleridir. Bunlar doğru ve uygarca yapıldığı takdirde son derece yararlı ve yapıcıdır. Ancak eleştiri adı altında hiç kimseye küfür edemezsiniz, hakaret edemezsiniz, etmemelisiniz.  

Yeni taraftar profili ya da başka bir deyimle "sosyal medya sonrası taraftarlar" daha sabırsız, her konuda daha etkin, "Para veriyorsam ben de konuşmalıyım" diyen ve kendi gibi düşünmeyenleri asla kabullenemeyen bir topluluk haline geldi. 

Artık arma ve aynı renklere gönül vermiş olmak bir araya gelmek için yeterli olmuyor. Linç kültürü, hakaret, küfür, saygısızlık aynı takımın peşinden giden insanlara yakışmıyor. Büyük bir çoğunluk sadece kendi gibi düşünenler olsun, farklı düşünülmesin istiyor. Öte yandan hiçbir eleştiriyi kabullenmeyen, sadece kendi doğruları ile yaşayanlar da aynı yöntemleri kullanıyor. 

Sosyal medya üzerinden kulüp başkanına, hocasına, futbolcusuna küfür edenler son yıllarda hızla arttığı gibi bunu olağan görenler ve destekleyenlerin artması son derece üzücü. 

Yazının başlığında sorduğum "Galatasaray taraftarı bölünüyor mu?" sorusuna bu anlamda yanıt verdiğimi düşünüyorum. Kişisel düşüncem evet Galatasaray taraftarı şu günlerde ruhen, kalben ve fikren bir arada değil.  

Artık öyle bir noktaya geldik ki özneler/kişiler değişse bile bu bölünmüşlük ruhu daha devam edecek görünüyor.. 

Bu nasıl düzelir? Düzelir mi, yoksa ayrışma daha da derinleşir mi onu da bilmiyorum.  

"Şereftir Seni Sevmek 

Senle Ağlayıp Gülmek 

Galatasaray Sevgisi 

Sürecek Sonsuza Dek"  

diyenlerin en kısa zamanda birlik ve beraberlik ruhu ile  takımlarını karşılıksız desteklediklerini görmek en büyük arzum... 

Sarı-Kırmızı sevdamız hiç bitmesin...

Etiketler:  Futbol