Galatasaray takıla takıla gidiyor

Galatasaray takıla takıla gidiyor

19 Aralık 2021 Pazar  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray'ın ligde aldığı sonuçların ardından artık kazanmak için hamle yapması gerekiyordu. Bu maçın en zor sınavlardan biri olduğunu söylemem gerekiyor. Açıkçası nasıl bir performans geleceğini ben de merak ediyordum. Hadi gelin hep beraber maçın analizine geçelim…. 

Maç başlangıcından önce kadroları gördüğüm zaman her iki takımın da nasıl oynayacağını tahmin etmiştim. Başakşehir genel olarak deplasmanda 4-5-1 ve 4-1-4-1 varyasyonunda oynuyor. Emre Belözoğlu geldiğinden beri kadro sürekliliğini sağlayarak doğru bir hamle yaptı. Galatasaray ise, uzun süre sonra Morutan-Feghouli ikilisi ise maça çıktı. Maçın ilk çeyreğinde Galatasaray’ın doğru oyunu oynadığını söylemem gerekiyor. Takımın uzun süre sonra, ön alanda oynadığı ve topu rakibin birinci bölgesinde kalması için elinden geldiğini yaptığına şahit oldum.  

Bana soracak olursanız önemli olan kısmı da bu. Takımın genel bir oyun şablonuna sahip olabilmesi için bunu yapması gerekiyor. Ön alanda yapılan alan baskıları ve rakibe pas opsiyonunun tanınmaması bu maçın pozitif taraflarına yazılabilir, yazılmalıdır da… Başakşehir’in kümeleşerek bu durumu iyi çözdüğünü söylemem gerekiyor. Galatasaray, topa sahip olsa da oyunun bir kısmında kaleye gitmekte zorlandı. Açıkçası, oynanmak isteyen oyun ile beklerin verdiği verimin az olması bu durumu etkiliyor diye düşünüyorum.  

Hızlı geçiş oyununda çok ciddi gelişim var. Top, üçüncü bölgeye rahat taşınıyor fakat karar mekanizmasının daha fazla gelişmesi gerekiyor. Ciddi seviyede pozisyonlar olsa da, takım fazla cömert davranıyor. Diagne’nin kaçırdığı pozisyonlar gol olsa ilk yarı 2-0 bitecekti. Başakşehir, oyunu rahat okudu ve yavaş yavaş kendi sistemini oturttu. Hücum organizasyonları, Chadli üzerinden gerçekleşiyor.

Kontra oyununa da zaman zaman bekler katılıyor. Takım toplu şekilde kapandığı gibi, toplu hücum ediyor. Organizasyonlar tehlikeli olmasa da, bir şekilde sonuçlandırıldığı için rakipler psikolojik baskı altına alınıyor. Başakşehir, yarı özelinde tam da istediğini aldı. Galatasaray’ın bölge geçişlerinde etkisiz kaldığını düşünüyorum. Açıkçası, ikinci yarı başlarken daha farklı hamleler bekliyordum. Kulübede olsam Feghouli–Halil değişikliği ve Oğulcan–Yedlin ikilisi ile başlardım. Değişikliklerin geldiği dakikaya kadar Galatasaray, topa sahip olsa da sonuç alamadı. 

Başakşehir’in ise erken değişiklikler ile fazla kapanmayı düşünmesi, maçı almalarını engellese de, takım ve hoca iyi yolda. Önümüzdeki haftalarda daha farklı yerlerde göreceğiz. Gelen değişikliklerden sonra üçüncü bölgede daha hızlı bir takıma şahit oldum. Bunun da etkisinin Halil Dervişoğlu’ndan kaynaklandığını düşünüyorum. Sırtı dönük oynadığı için topu rahat şekilde ileriye taşıdı. Örnek olarak, Halil–Muhammed–Kerem üçgeninde kurulan hücuma bakabiliriz. Baskının artmasından sonra takımın öz güveni de yerine geldi. Pozisyon üstüne pozisyon elde eden sarı-kırmızılılar, en sonunda golü de buldu. Son topta Halil, pas opsiyonunu kullansa maç Galatasaray lehine sonuçlanabilirdi.  

Bu organizasyonlar ile takım yavaş yavaş gelişecek. Ligdeki durumun motivasyon ile çok etkili olduğunu söylemeliyim. Art arda alınan mağlubiyetler, takımın üstünde baskı oluşturuyor. Bu durum bir maç kazanıldığında sona erecek. Her yapılanma sürecinde bu tip sonuçların olması normaldir. Her zaman söyledim, yine söylüyorum. Sabır, sabır, sabır… 

Takım gerçekten kötü olsa, Avrupa’da bu durum olur mu?.. Maç sonunda Necati Ateş’in yapmış olduğu açıklamalar ise şok edici. Gerçekten ülke olarak bu durumda mıyız… Söyleyecek söz bulmak güç. Rica ediyorum bu duruma son verin, sadece saha içi konuşalım. Bıktım usandım hakem konuşmaktan...

Peki ya sizce, Galatasaray, haftaya neler yapacak? 

Etiketler:  Futbol