Galatasaray takibe devam

Galatasaray takibe devam

25 Nisan 2021 Pazar  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray geçen hafta kaybettiği kritik Trabzonspor derbisinden sonra kendi işini zora sokarak, kalan bütün maçlarını kazanıp, her iki rakibinin de puan kaybını beklemek zorundaydı. Bu noktada, takımın nasıl reaksiyon vereceğini merak ediyordum. Nitekim ligin ilk yarısında oynanan maçta Ersun Yanal ve ekibi Terim’in öğrencilerine büyük sıkıntı çıkarmıştı. Oyun açısından baskın taraf Galatasaray olduğundan ağırlıkla Galatasaray’ı derinden incelediğimiz bir analiz olacak. Hazırsak başlayalım… 

Maçın ilk düdüğü ile beraber Galatasaray sahaya yayılma konusunda hayli değişikti. Her bölgede oynayan oyuncunun rakip 11’e göre daha yakın ve geniş yayıldığı bir dizilimi seçen Fatih Terim, oyunu domine etmek adına top Antalyaspor’da olduğu an iki oyuncu ile ‘’sert baskı’’ ile Yanal’ın öğrencilerini rahatsız etti. Bu durum, Antalyaspor’un pas yapmasına engel olurken, sezon başından birçok spor otoritesi tarafından eleştirilen Peter Etebo'nun başka bir oyun stiline bürünmesine sebep oldu diye düşünüyorum. Gedson’un oyun alanını açmak için olabildiğince her yere yetişip rakibe basmaktan çekinmeyen Nijeryalı oyuncu müdahalelerin hemen hemen hepsinde pas aralarını ve dönen topları iyi karşılayarak kendisinden beklenen performansı bu maç özelinde kusursuz yaptı.  

Antalyaspor’un ikinci bölgesine maç başında anlam veremedim. Nuri Şahin yerine tercih edilen isim olan Bünyamin Balcı mevki olarak sol bek oyuncu. Hal böyle iken, Halil Dervişoğlu’nun bu maç sahada olması Terim’in ikinci bölgede oyunu kontrol etmesinde ayrı bir üstünlük olurken, kırmızı-beyazlıların pas bağlantısı çöktü. Hatay spor maçında bulunan tüm ataklarda yönlendirmeleri Hakan Özmert ve Doğukan Sinik önderliğinde kanatlara yaydılar. Merkez yumuşak olunca, oyun şablonu çöktü ve sistem 4-2-3-1 varyasyonundan 4-6-0 ‘a çevrildi. Gedson Ferdane’sin müthiş performansı ilk yarı adına Galatasaray için belirleyici etmenlerden biri olurken, Kerem – Gedson ikilisi hız ve oyun görüşü ile Halil Dervişoğlu isminin ileri uçta daha serbest dolaşmasına sebep oldu.  

Uzun süre sonra şut sayısını artıran Galatasaray, oyunu çok rahat domine etti. Kanat forvet olan Halil Dervişoğlu mutlaka daha fazla süre almalı. Fatih Terim, Kerem-Halil ikilisi ile ileri uçta değişimli oynuyor. Antalyaspor’un stoper tandemi kaliteli ayaklar olsa da sprinter oyunculara karşı çare üretemiyorlar. Maç içerisinde, Kerem’i arkaya kaçırıp içeriye atan sarı-kırmızılılar ilk defa merkez bölgedeki akışı iyi sağladığından hem oyunun hızını rahat ayarladı hem de rakip kaleye 12 kez şut girişiminde bulundu. Bu, mental olarak çöktüğünü düşündüğünüz bir takım için kısa sürede müthiş bir olay.  

Antalyaspor, zaman zaman denese de, çok kapandı. Fredy'i serbest oynatamadığından Podolski’yi topla fazla buluşturamayınca kaleye gidemedi. Bu durumun değişebilmesi için net bir şekilde ikinci bölgede oyunu kontrol edip yönlendirebilecek ve sorumluluk alabilecek isim olan Nuri Şahin’in maça dâhil olması gerekiyor diye düşünüyordum. Galatasaray için, hızlı olan bu oyun stiline ara ara bekler de katılacaktı. Maç sıkışınca oyun şablonunu daha farklı seviyeye çekecek olan isimler, kenarda olurken ilk yarıda bol bol ceza sahası içi denendiğinden ‘’Moustafa Muhammed’in zamanı’’ dedim… 

İkinci yarının başlaması ile beraber Galatasaray’ın rakibinin üstüne daha çok gideceğini kestirmek güç değildi. Oyunu rakip sahaya yığarak son derece dominant oynayan ve sürekli ara top deneyen Galatasaray, rakibini öncelikle "psikolojik abluka" altına aldı. Bu durum, Ersun Yanal’ın ligde herhangi bir sorunu olmadığından hücumu düşünmemesini sağladı.

Bana soracak olursanız takımın son haftalarda yaşadığı düşüşün sebebi de bu. Finalde olabilirsiniz ama önümüzdeki maçta alınacak bir mağlubiyet 42 puanda olan bu takımın aniden alt potaya düşmesine sebep olur. Bu tecrübeye sahip olan bir teknik adamın kafasında ligi erken bitirmemesi lazım. Alt taraflarda çok kritik maçlar oynanacak. Umuyorum, bu durum Yanal ve ekibine pahalıya patlamaz. 

Ne yazsam, ne söylesem az… Galatasaray, ikinci yarının yarım saatlik diliminde öyle bir top oynadı ki, maç çok erken kopabilirdi ve çok farklı bir skor olabilirdi. Değişikliklerin tam da zamanında geldiğini düşünüyor, ek olarak giren isimlerin de doğru olduğunu düşünüyorum. Oyun ritmine bir türlü ayak uyduramayan Emre Akbaba’yı oyundan alıp Muhammed’i sahaya sürmek, üçüncü bölge üstünlüğünü ele alıp rakip savunmayı şaşırtmak demek. Fizik gücü ile stoperleri karıştırarak, Halil Dervişoğlu’na alan açan Muhammed, Galatasaray’ın hemen hemen her topunu ceza sahası içinde değerlendirmesine sebep oldu. 

Fizik kondisyonu olarak yüksek bir yarım saat oynayınca ister istemez maçın belli bölümlerinde vites düşürüyorsunuz. Tam da burada devreye giren isim ise Arda Turan… Top ayağına yapışıyor, tecrübesi ile deyim yerindeyse durarak çalım atıyor ve oyunun yönünü değiştiriyor. Maç içinde her şey doğru gitti. Muhammed, golden önce iki kere kaleyi denedi ve attığı şut ile Boffin’i sersemleterek adeta "Ben bu adamdan gol yiyeceğim" dedirtti. Galatasaray adına oyun içi kazanımı çok fazla olan bir maç oldu. Dürüst olmak gerekirse, Muhammed’in "aktif" olduğu, Kerem Aktürkoğlu’nun daha fazla süre aldığı bu sistemin kalan haftalarda devam etmesi gerekiyor. Sprint gücü yüksek olunca rakip takım yıpranıyor. E haliyle, bir şekilde gol buluyorsunuz…

Galatasaray, kritik bir üç puan alarak takibe devam etti. Sizce, bir diğer rakip olan Fenerbahçe ne yapacak?..

Etiketler:  Futbol