Galatasaray rahat kazandı

Galatasaray rahat kazandı

5 Aralık 2020 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, geçen hafta aldığı Çaykur Rizespor galibiyetinin ardından, ligde iyi bir konuma ulaşma adına sağlam adımlar atıyordu...

Skordan daha ziyade mücadele isteği ve taktiksel anlamda bir şeylerin değişebilmiş olması hem takım hem de teknik ekip adına umut verici bir detaydı. Lider Alanyaspor’un ilk mağlubiyetini aldığı haftada kazanılan üç puan sarı-kırmızılı ekip için çok değerli. Takım, yavaş yavaş ritmini buluyor. Koronavirüs ile mücadele eden futbolcuların olmadığı maçlarda ne hikmetse daha tempolu ve istekli bir Galatasaray görüyoruz. Yazılarımda birçok kez bahsettiğim, belli başlı isimlerin takımda olmayışı, hak edenin oynaması seri galibiyetleri getiriyor. Bununla beraber Terim, geçen hafta kazanan kadroyu bozmadı; yeni bir sistem oturtmaya çalışıyor. İlk etapta başarılı oldu diyebiliriz.

Galatasaray, ilk yarıya baktığımızda Rizespor maçının kopyası şeklinde oyuna başladı. Yarıyı değerlendirirken bir nebze de olsa aklıma geçen sezonun futbolu geldi. Terim ve ekibi çok ciddi bir çalışma içerisinde. Terim’in geçtiğimiz haftalarda yapmış olduğu ‘’ Avrupa Futboluna uygun oynamaya çalışıyoruz ‘’ açıklaması ve son haftalardaki futbol, ekibin bu seneyi ne denli ciddiye aldığının göstergesi. Takım için dikkatimi çeken net özelliklerden bir tanesi de, son iki haftada verilen pozisyon sayısının azalması. Bu noktada Galatasaray, saha yayılımını çok iyi yapıyor. Rotasyonlu kadroya rağmen oyunda olan her oyuncu verilen görevi eksiksiz yapma gayretinde.

İlk yarıda  oyunun tek hakimi olan Galatasaray, maçı istediği gibi oynayamaya başlayınca, düşündüklerini daha rahat sahaya aktardı. Linnes-Emre Taşdemir ikilisinin oyuna katkısı üçüncü bölge için takımın elini kuvvetlendiriyor. Hatayspor takım savunmasını çok iyi yapan ve kontra futbolunu kısa sürede de olsa bizlere iyi benimseten bir ekip. Bu maç için, takımın yarı boyunca yaptığı en büyük yanlış ise karşısında Galatasaray olduğunu unutması oldu. Maç öncesi Ömer Erdoğan’ın yapmış olduğu ‘’Futbol oynayacağız‘’ açıklaması beni biraz olsun ümitlendirse de sahadaki takım bu mantaliteden çok uzaktaydı. Öyle ki, Akdeniz temsilcisi uzun süredir maç yapmadı. Süreç takım adına daha farklı işleyebilirdi. Her maçın sonunda galibiyet ya da mağlubiyetler olabilir lakin korkak futbol ayrı bir durum. Bir takım, kırk beş dakika boyunca savunma yapamaz, bu futbola aykırı. Oynayacaksınız, elinizden ne geliyorsa yapacaksınız. İyi bir oyun oynayıp sahadan mağlup ayrılırsanız kimse skoru bahane ederek üstünüze gelemez. Hal böyle iken, Galatasaray bulduğu fırsatlardan bir tanesini gole çevirerek, Kayserispor maçında yaşanan travmaya engel oldu. Terim ve ekibi aldığı bu galibiyet ile zirveye biraz daha yaklaşarak ‘’ben buradayım‘’ mesajını vermiş oldu. Galatasaray’da her şey iyi gittiğinde tüm medya tarafından tekrar gündeme gelen ‘’yabancı sınırı’’ konusu bu sefer algıya dönüştürülemiyor. Sebebini öğrenmek istiyorsanız, sahaya çıkan isimlere bakabilirsiniz. Fatih Terim bu kez çok ciddi. Kendini aşağı çekmek isteyenlere hiçbir şekilde koz vermeyecek…

İkinci yarı öncesi "Acaba nasıl bir futbol ortaya koyacaklar’’ diye düşünmeden edemedim. Maç başladığında ise aynı takım için siyah ile beyaz kadar fark vardı. Kaybedecek bir şey olmadığını anlayan Ömer Erdoğan ve ekibi Galatasaray’ın üstüne daha fazla gitmeye başladı. Pozisyon üstüne pozisyon bulan, kaçırdıkça öz güveni artan bordo-beyazlı ekip futbolun şanssızlığını yenemedi diyebiliriz. Elinizde fazla alternatif yok ise oyun formatını değiştirebilirsiniz. Hatay ekibi bunu yaptı ve "Galatasaray gibi’’ başladı. İlk çeyrekte Galatasaray’ı sahadan silen, elinden gelenin fazlasını yapan Akdeniz ekibi, son vuruşlarda sıkıntı yaşamasa idi, çok farklı şeyler konuşabilirdik. Galatasaray’ın ikinci golünden hemen önce kaçan çok net bir pozisyon var. Futbolda bu hataları yapmayacaksınız. Burada Ömer hoca ve ekibine bir soru yöneltmek istiyorum… Bu maçta çok net görmüş olduk ki, takım akan futbolu çok iyi oynayabiliyor. Hücum konusunda sıkıntı yaşamıyor. Hal böyle iken, sezon başından beri aynı taktikle devam etmek ne kadar doğru?

Ömer Erdoğan genç ve idealist bir teknik adam. Bir sistem oturup ona göre devam etmek istiyor. Bu durum da bir noktada kabul edilebilir fakat futbol adil bir oyun değil, iyi olan her zaman kazanamaz. Özellikle ülkemizde gerek basın mensupları ve spor yorumcuları yanlışı çok rahat bir şekilde teknik adama keserler. Durumun değişebilmesi için, hocanın takıma göre bir şablon çizmesi şart. Maraton uzun, bakalım neler olacak...

Etiketler:  Futbol