Galatasaray kendine geldi

Galatasaray kendine geldi

26 Aralık 2021 Pazar  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, uzun süre kazanamamanın ardından üzerinde oluşan psikolojik baskıyı yönetebilmek ve takım halinde ayağa kalkmanın yollarını arıyor, ne yapıp edip maçı kazanma hesabı yapıyordu. Antalyaspor, Nuri Şahin ile oyun sistemini oturtarak başka bir noktada. Hızlı ve pozisyonu bol bir maç olacağını tahmin etmiştim…  

Maç başlangıcından önce kadrolara baktığımda Antalyaspor’un olağan şablonunu görsem de Galatasaray’ın bu sezon özelinde hatta uzun süredir yapması gereken ama pek uygulamadığı bir varyasyon ile sahada olduğunu görünce, maçın sarı-kırmızılılarda olacağını tahmin etmiştim…. Fatih Terim, 2011-2012 sezonunda takıma döndüğü dönemde işlerin ilk sekiz haftada çok iyi gitmemesi ile hocanın her takımın rahatlıkla adapte olabileceği 4-4-2’ye dönüşü, akımın kurtuluş reçetesi olmuştu. 

Uzun süre devam eden yenilmezlik serisi, bu durumun başlangıcıydı. Açıkçası bu maçın da takım adına lig serüveni için bir ışık olduğu kanaatindeyim. Uzun süre sonra orta saha tandeminin değişmesi, Aytaç’ın dikine daha net oynadığı oyun ile geçiş oyununda rahatlayan Galatasaray bu sayede daha rahat hücum etti. Geçen haftaların hemen hemen hepsinde üçüncü bölge sorunlarından bahsettik.  

Takımı bu maçta çoğu pozisyonu sonlandırdı. Skora aldanmamak gerek. Daha farklı bir senaryo yazabilirdik. Bu durumda Antalyaspor’un da etki ettiğini söylememiz gerekiyor. Oyunu çirkinleştirmeden açık bir şablon ile sahadalardı.  

Kırmızı-beyazlılar için de maçın birden fazla kırılma anı var. Çift santrafor ile Mostafa Muhammed’in de daha rahat oynadığını söylemek gerek. Üçüncü bölge aksiyonlarının hepsinin içerisindeydi. Ceza sahası içinde ne kadar etkin olduğunu görmüş olması sürekliliğe fayda sağladı diye düşünüyorum... Açıkçası uzun süre sonra takımın daha öz güvenli oynadığını gördük. Uzun süre sonra devre sonunda "Galatasaray bu maçı kazanacak" dedim…   

Maçın ikinci yarısı için kanatların daha fazla rol alacağını tahmin etmiştim. Takım önde olduğu zaman, Kerem gibi, Halil gibi isimler daha rahat sorumluluk alabiliyor. Takımın oyunu rakibin birince bölgesinde kurma isteği iyice oturdu.  

Örnek verecek olursak, sağ bek rolüne Oğulcan Çağlayan’ın daha fazla hücum katkısı vermesi ve zaman zaman "Half-Space" bölgesine inerek, Halil ile girdiği aksiyonları daha net bitirmesi, oyunun seyrini başka bir tarafa çevirdi. Genelde topun sahibi de oyunun hâkimi de Galatasaray olurken, bu sezon ilk defa bu kadar kararlı oynadılar.  

Takımın üstündeki psikolojik baskının azaldığını düşünüyorum. Önümüzdeki haftalarda 4-4-2 varyasyonu ile takımın yapmak istedikleri daha net ortaya çıkacaktır. Birkaç pozisyonda oyuncular kendi üzerindeki baskıyı atabilmek için pas opsiyonu yerine süreci bireysel olarak değerlendirdiler. Bu döngü zaman içinde kırılacaktır.  

Muhammed Kerem Aktürkoğlu…… Bu futbolcuyu geldiği yerden itibaren takip eden bir spor yazarı olarak, neden burada olması gerektiğini her geçen gün daha fazla kanıtladığı için mutluyum. Kerem, bu kadroya hemen dahil olmadı, kenardan geldi maç aldı. Bekledi, bekledi… Bu anlarda ne motivasyonu düştü ne de bu süreç performansına etki etti. Kaldı ki, sporcuları performans olarak süreklilikte tutmak çok zor bir şeydir. Bekledi, istedi ve vazgeçilmez oldu…. Zaman zaman 10 numara, yeri geldi kanat forvet, istediği zaman da 9 numara…. Ne verirseniz oynuyor ve kusursuza yakın oynuyor.

Tebrik etmeliyim… Bu maçta attığı gol, abartmıyorum, dünya standartlarında. Kerem değil Brezilya vatandaşı Keremhinho olsaydı, en az 50 milyon euro bonservisler konuşuluyordu. Gelin görün ki, ligimizin tanınırlık düzeyi çok düşük seviyede. Gün geçtikçe daha da iyi olacak. Peki sizce, Galatasaray kötü gidişatı artık tersine çevirdi mi?

Etiketler:  Futbol