Galatasaray istediğini aldı

Galatasaray istediğini aldı

29 Kasım 2020 Pazar  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, geçen hafta oynadığı Kayserispor maçında istediklerini sahaya yansıtmasına rağmen sahadan boynu bükük ayrılmıştı. Lig her hafta olduğundan daha farklı bir hal alıyor. Maraton uzun olsa da, her takım birbirini yenebilecek seviyede olduğundan bu sene favori yok. Temel amaç, bu uzun periyotta toplanabilen maksimum puana ulaşmak. Şampiyonluk yarışında birden fazla takım göreceğimiz aşikar. Geçen hafta yapılan hatalardan ders çıkaran Fatih Terim ve ekibi işi baştan sıkı tuttu. Rakiplerinin birbiri ile oynayacağı haftada Galatasaray rahat bir nefes aldı.  Başta ben olmak üzere spor yorumcularının defalarca eleştirisine maruz kalan Terim, bu kadar eksiğe rağmen oynattığı futbol ile takdiri hak ediyor.

Maçın ilk yarısında, geçen hafta oynayan kadrodan sadece Marcelo Saracchi yerine Emre Taşdemir’i ekleyerek, işleyen makinayı bozmayan Fatih hoca, idmanlarda ne kadar sıkı çalıştığını, bu kadro ile neler yapabileceğini herkese gösteren bir oyun oynattı. Başlama düdüğünden itibaren Kayserispor maçında olduğu gibi sahanın tek hakimi olan Galatasaray, maçı izleyen herkese ‘’ne olursa olsun bu takım kazanacak’’ izlenimi verdi diyebiliriz. Öyle ki, maç boyunca ceza sahasına yapılan kırk beş orta var. Galatasaray oynadı, ÇAYKUR Rizespor izledi. İlk çeyrekte kaleye atılan beş isabetli şut, takımın kazanma arzusunu ortaya koyuyor.

Açıkçası maçı izlerken ‘’Kayserispor maçının kopyası olacak’’ diye düşündüm. Bitmek tükenmek bilmeyen ataklar sonucunda Rizespor daha fazla dayanamadı ve sarı kırmızılılar devreyi önde kapattı. Bu durumun takıma özgüven kazandırdığını düşünüyorum. Kaybedilen Alanyaspor maçından sonra takımda Sivas ve Başakşehir maçlarını da düşündüğümüzde çok ciddi bir artış var. Sarı-kırmızılı ekibin deplasmanda aldığı galibiyet sayısı, evinde kazandığı galibiyet sayısından fazla. Geçen sezona göre deplasmanda daha rahat oynayan bir takım var. Galatasaray, bu sezon oynadığı üç deplasman maçından dokuz puan çıkardı. Şampiyonluğa oynayan her takım kendi evinde öyle ya da böyle kazanıyor. Belirleyici faktör derbiler ve deplasmanlar. Bu noktada, sarı-kırmızılılar kendi ile yarışıyor. Özellikle ikinci bölgede çok aktif bir takım gördük. Galatasaray, oyunun temposunun düşmesine bir an olsun müsaade etmedi. ÇAYKUR Rizespor kalecisi Gökhan Akkan’a ayrı bir parantez açmak gerek. Türk futbolunun yetiştirdiği ender yeteneklerden. Bu maç bir an olsun kalede onun olmadığını düşünebiliyor musunuz? İlk yarıda çok net pozisyonlar çıkartarak, takımını maçta tuttu. Performansını düşürmez, herhangi bir sakatlık ile karşılaşmaz ise, kazanan hem ÇAYKUR Rizespor hem de Türk futbolu olacak. Bundan önceki yazılarımda Galatasaray için her zaman skoru belirleyen etmenin bireysel yetenek olduğunu söylemiştim. Bu maç ise sarı-kırmızılı ekip, ‘’Galatasaray gibi’’ oynadı. Takım olarak iyi bir performans sergilediler. ÇAYKUR Rizespor için ilk yarıda konuşabileceğimiz çok bir şey yok. Devrenin sonlarına doğru yenilen gol, takımın bütün performansını etkiledi.

İkinci yarıya gelecek olursak, Galatasaray bulduğu skor avantajı ile daha rahat oynayan taraftı. Maçın tamamını düşündüğümde sanki takım kendi arasında antrenman  yapıyormuşçasına sahaya daha rahat yayıldı. Kadroda çok ciddi eksikler var. Sezon başında zaten istenilen takviyeler yapılmamış, elinizde alternatif de yok. Fatih Hoca, yoktan var ederek Taylan Antalyalı diye bir futbolcu kazandırdı. Performansını gördükçe, aklıma geçtiğimiz senelerde ortalarda pek görünmeyen Ryan Donk  ismi geliyor. Mevcut pozisyonu on numara olan bir futbolcudan, hem merkez orta saha hem regista yaratmak kolay bir iş değil. Terim, bu yüzden Türk futbolunun en değerli isimlerinden bir tanesi. Taylan Antalyalı ilk yarıda pas hatası yapmadan oynadı. Takımın hücuma kalkmasında büyük rol oynayan genç yetenek, bu maçta gösterdiği müthiş performansı bir de gol ile süsleyerek öz güven tazeledi. Sezon başından beri beklenileni veremeyen Sofiane Feghouli, bu maçta adeta ‘’ben serbest on numara oyuncusuyum’’ dedi. Maç içinde adını pek duymayışımız yanıltmasın , takımını rahatlatan, özellikle defansif anlamda büyük katkı veren bir Feghouli izledik. Büyük umutlar ile transfer edilen ama ne hikmetse her hafta başka bir kas grubundan sakatlanan  Radamel Falcao’nun yerine Mbaye Diagne ile yola devam eden Terim, istediğini aldı. Diagne, sorunlu bir futbolcu olsa da  özel ilgi ve performans artırıcı konuşmalar ile maksimum verim alınabilir. Nitekim, bu maçta herkese kim olduğunu gösterdi. Galatasaray, üç puanı aldı. Önemli olan nokta ise iyi futbol oynayarak kazanmak. İlerleyen haftalarda sarı-kırmızılı ekibin bu oyun temposundan düşebileceğini sanmıyorum. Fatih hoca, bu oyunun da üstüne koyacaktır. 

ÇAYKUR Rizespor, ritmini yavaş yavaş buluyor. Tomas ve ekibi aklındaki oyun sistemini takıma aktarmaya başladı. Son haftalarda bu maça gelene kadar, skor ve oyun performansı açısından iyi yolda olduklarını gösteriyorlar. Bu hafta ise kötü olan taraf onlar değildi. Galatasaray çok üst düzey bir top oynadı. Rizespor, ilerleyen haftalarda yukarılara oynayacaktır. Bir maç ile yalan yanlış değerlendirmeler, eleştirmeler yapılmamalı. Tomas, genç ve idealist bir teknik adam, takımını zaman içerisinde istediği yere getirecektir.

Etiketler:  Futbol