Galatasaray güle oynaya

Galatasaray güle oynaya

26 Kasım 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray muhteşem başladığı Avrupa Ligi serüvenine kayıpsız devam edebilmek için çok kritik bir maça çıkıyor, tek hedefi galibiyet olarak belirliyordu. Bu maç için beklentilerimi gerçekleştirdiği için ülkem adına sevinçliyim. Hadi gelin bu mükemmel maçın analizine başlayalım. 

Maçtan önce her iki takımı analiz ettiğim zaman Marsilya’nın zorlu tarafta olduğunu söylemeliyim. Payet ve Cengiz’in olmayışı takımın ritmini etkiledi. Maçın Galatasaray’ın Fenerbahçe karşılaşmasının kopyası gibi başladığını söylemeliyim. Ön alan baskısını Terim’in öğrencileri o kadar net yaptı ki, Marsilya top yapmakta çok zorlandı. Özellikle dizilişte, Berkan–Taylan ikilisinin neden tercih edildiğini bir kez daha anladığım bir maç olduğunu söylemeliyim.  

Bu sayede Cicaldau, Rumen Milli takımındaki rolünde yani serbest 8 numara oynadı. Geriden oyun kurulumunda çok net hamlelere şahit oldum. Geçiş oyunu ve bu sezon ilk kez şahit olduğum uzun top ile yapılan çıkışlar, saha içi konusunda tatmin ediciydi. Atılan ilk gol, çalışılmış bir organizasyon. Geçen haftanın kopyasına şahit olduk. İlk deneme direkten döndü, ikinci deneme ise gol ile sonuçlandı. Cicaldau, ilk transfer edildiği zaman oyuncunun zihinsel özelliklerinin, yani oyun vizyonunun daha üstün olduğunu söylemiştim. Dikkatle izlediyseniz, rakibe yaptığı baskı ile topu alarak atağı başlatıyor ve golünü de kendisi atıyor. Bu rolde daha fazla oynamalı diye düşünüyorum.

Golden sonra Galatasaray, geriye yaslanmış gibi görünse de maç başlangıcından itibaren takımın önde dizildiğini söylemeliyim. Üst düzey bir takım ile oynuyorsunuz, o kadar pozisyonun verilmesi çok normal. Marsilya, köşeden garanti oyunu seven bir takım, ilk yarıda da, maç boyunca da bunu pek başaramadılar. Birinci ve ikinci bölge rakibi önde karşıladı, bu sayede Marsilya’ya alan kalmadı. Sezon başından beri her maç gördüğümüz hücum aksiyonlarının hepsini bu sezon ilk defa bir maçın içinde gördük. Terim’in öğrencilerinin direkt hücumlar ile kaleye giderse daha etkili olduğunu daha önceki analizlerimde belirtmiştim. Bu maç özelinde çokça uzun top denemesi yapıldı. Savunma tarafında bana soracak olursanız Yedlin geldiğinden beri en iyi maçını oynadı. Daha doğrusu, o seviyede olan bir oyuncuya göre normaline döndü. İkinci yarı için takım özelinde gözüme çarpan bir değişiklik vardı. Feghouli–Halil değişikliği ile daha baskın bir takım düşünüyordum. İkinci yarıda ise Feghouli’nin beni de şaşırttığını belirtmeden geçmeyeceğim. Takımın bu denli ön alanda oynamasının sebeplerinden bir tanesi de Diagne–Kerem–Feghouli üçgeninde yapılan sahte koşular. Feghouli’nin bu rolünden ötürü Cicaldau’nun performansındaki artışa şahit olduk.  

Uzun toplarda Kerem Aktürkoğlu’nun önderliği çok net seviyede. Oyuncu şu an pik yaptığı noktada, öngörülemez bir oyun oynuyor. Galatasaray’ın bu maçı böyle oynamasının tek bir şifresi var benim için…. Mbaye Diagne…. Geriden kurulan bütün oyunlarda toplara dokunarak arkadaşlarına alan açtı. Topu aldı, sırtı dönük oyunda çok iyiydi, takımı öne taşıdı, tek paslar ile hücuma etki etti. Takım içi rolü çok büyük. "Gegenpress"in etkileri, geçiş oyunu ve uzun top… Galatasaray süreç içerisinde bu üç dinamiti saha içine yayarak istediği oyunu oynayacak.  

Bir ayrı parantez ise Berkan Kutlu’ya açmak istiyorum… Uzun süredir futbol takip ediyorum ama ben son yıllarda ülkemizden böyle bir 6-8 numara çıktığını hatırlamıyorum. Maç boyu 16,3 km koşmuş. Avrupa Ligi için rekor denebilecek seviyede. Marsilya’ya alan kalmamasının sebeplerinden bir tanesi de bu. 

Galatasaray yoluna dolu dizgin devam ediyor. Futbolun doğrularının yapıldığı bir maç olduğunu düşünüyorum. Takım bu seviyeden sonra bazı şeyleri bırakmaz. Kura şansı yanında olursa neden olmasın sorusunu sormadan edemeyeceğim. Bir diğer temsilcimiz Fenerbahçe ise, talihsiz bir yenilgi alarak yoluna Konferans Ligi’nde devam edecek. Sizce, neler olacak?..

Etiketler:  Futbol