Galatasaray doludizgin

Galatasaray doludizgin

22 Aralık 2020 Salı  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, geçen hafta aldığı sürpriz Fatih Karagümrük mağlubiyeti ile sarsılmıştı. Açıkçası, Fatih Terim ile Marcao’nun eksik olduğu bir haftada takımın nasıl reaksiyon vereceğini ben de merak ediyordum.

Maç öncesi yapmış olduğum analizler neticesinde, sarı-kırmızılıların Çaykur Rizespor maçından itibaren oynadığı diziliş ve taktik ile sahaya çıkmış olması. Atlanılmaması gereken önemli detaylardan bir tanesi de bu. Sarı-kırmızılı ekibin bir şeyleri oturtmuş olması, onlar için önemli bir durum. Terim ve ekibi ısrarla bu oyun tarzının üstüne gidiyor. Başarı, doğru taktik bulunduğunda gelecektir. Hadi gelin, hep beraber bakalım, maçta neler olmuş... 

Dürüst olmalıyım ki, bu denli hareketli bir kırk beş dakika beklemiyordum. Galatasaray, sezonun en sağlam başlangıçlarından birini yaptı. Maçın başlama düdüğünden itibaren sarı-kırmızılılar sahanın tek hâkimi idi. İkinci ve üçüncü bölgede, ilk çeyrekte pas bağlantısını çok iyi yapan Terim’in öğrencileri, Taylan- Emre- Arda üçgeni ile ileri uçtaki varyasyonu çok iyi sağladı. Ceza sahasına yirmi başarılı girişimde bulunan Galatasaray, yarı itibarı ile kaleye on şut attı. Son vuruşlar da biraz daha becerikli olunsa, oyun daha erken kopabilirdi. Göztepe için yazılacak çok bir şey yok. İlk organize ataklarında golü buldular. Bu durum, ikinci yarı için onlara bir umut ışığı oldu. Doğruyu söylemek gerekirse, sezon boyunca izlediğim en zevkli kırk beş dakika idi. 

İkinci yarıyı değerlendirirken aslına bakacak olursak maçı da ikiye bölmek gerekiyor. Göztepe, ikinci devrede ilk yarının Galatasaray’ı idi. Devre başlamadan, İlhan Palut ve ekibinin bir çözüm üreteceğini düşünüyordum. İlk on beş dakikaya baktığımızda Göztepe, çok iştahlı başladı. Özellikle en büyük silahı olan Halil-Tripic ikilisi ile Galatasaray’ı bir hayli sıkıntıya sokan GözGöz “Bir takım deplasmanda nasıl oynamalı..." sorusuna cevap verecek nitelikte bir top oynadılar. Maçı izlerken gol bulacaklarını tahmin etmiştim. Benim için maçın kırılma anı ise, Soner Aydoğdu’nun kaçırdığı fırsat. Pozisyon gol olmuş olsa çok farklı şeyler karalayacaktık. Büyük bir efor göstererek golü bulamayınca oyun disiplininden yorgunluğun da vermiş olduğu etki ile kalesinde golü gördü. Göztepe, her ne kadar maçı kaybetmiş olsa da, açık bir futbol oynayarak maça, bizlere büyük bir keyif kattılar. Bu güzel oyun için bütün ekibi tebrik ediyor, bir sonraki müsabakalarda başarılar diliyorum. 

Taylan Antalyalı… Daha önce bu isim için övgü dolu sözler söylemiştim. Yeteneğine, potansiyeline güvendiğim ve futbol aklına sonuna kadar inandığım bir çocuk. Pırıl pırıl bir çocuk. 25 yaşında, küllerinden yeniden doğuyor ve bir efsane olma yolunda hızlı adımlar ile ilerliyor. Her geçen gün oyunun her bölgesine hâkim olmaya başlayan Taylan takım nerede, ne zaman sıkışsa ortaya çıkıyor ve takımı rahatlatabiliyor. Birçoğunuz fark etmediği, belki de hiç bilmediği en büyük özelliğini bu maçta bizlere gösterdi. Kendisi aynı zamanda müthiş bir pasör. 2012–2013 yılında izlediğimiz Selçuk İnan’ı hatırlıyorum. Çizgisini bozmaz ise Avrupa’da çok rahat oynayacaktır. Umuyorum ki, kendisini en güzel yerlerde göreceğiz. Kazanan  Türk futbolu. Bu tarz yetenekli gençlerimizi daha çok görmek istiyoruz.

Etiketler:  Futbol