Futbol ve kurum kültürü

Futbol ve kurum kültürü

2 Temmuz 2021 Cuma  |   Mentor

Mentor

Futbol kulübü taraftarlığının aidiyet arayışı olduğunu ve aslında bu aidiyet arayışının da bireysel zafiyetten kaynaklandığı artık bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçek. Futbolun içine giren şiddet ve mantıksız takımına bağlı olma halinin de kaynağı budur ama ünlü sözdür, istisnalar kaideyi bozmaz.  

Ben Fenerbahçe'nin bunun istisnası olduğunu düşünüyorum, kurum kültürü olmayan kurumları bireylerin üzerinde ve sürekliliği olan bir kültür yaratamamış bir ülkede yaşıyoruz ama Fenerbahçe'nin birçok konuda kurum kültürü var, bunu iyi veya kötü olarak değerlendirmiyorum. Çok kötü olan ve Fenerbahçe'ye zarar veren kurum kültürü ögeleri de var ama bu var olduğu gerçeğini değiştirmiyor.  

Kurum kültürü toplumun kalıcı ve sistematik gelişmesine katkıda bulunan ve insan ömrü ile sınırlı olmayan değerler yaratan ve ülkenin, işletmenin veya kurumun sürekli gelişim ve ortak bilinç yaratmasını sağlayan bir şey bu nedenle Fenerbahçe'nin bu pozisyonu çok önemli diye düşünüyorum.  

Aslında bir çok yazımda da belirttiğim gibi Fenerbahçe'nin spor kulübü olmanın ötesine geçmesini hatta diğerleri gibi biraz Makyavelist olmasını savunan biriyim ama ben savunuyorum diye Fenerbahçe'nin bir spor kulübünün ötesinde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Sporun siyaset tarafından belirlendiği kurum kültürü olmayan bir ülkede Makyavelizm'i çirkin ve kötü olarak yaftalayan bir kurum kültürü hiç küçümsenecek bir şey değildir.  

Örneğin Başkan Aziz Yıldırım da olsa Ali Koç da olsa Fenerbahçe "İstanbul Sözleşmesinden" yana tavır koyardı, koydu da veya başkanın kim olduğundan bağımsız Fenerbahçe Elmalı rezaletine kurumsal tepki gösterirdi.  

Diğer kulüplerde buna rastlayamıyoruz.  

Fenerbahçe'ye bağlılık önemli bir kurumsal kültür parçası, mesela çoğu zaman Fenerbahçe'ye zarar veren bir kurum ilkesi haline gelmiş de olsa birey olarak belirleyebileceğiniz ve sonuç alacağınız bir kavram değil bu, Fenerbahçeliyseniz buna uyacaksınız.  

Aziz Yıldırım'ı 20 yıl iktidarda tutan şey de bu, bağlılık ve onun istismar edilmesi ama Fenerbahçeli ne zaman Fenerbahçe'nin korunmaya ihtiyacı olduğunu hissediyor, o zaman da çok hızlı ve sert refleks veriyor. Aziz Yıldırım'ı 20 yıla rağmen tahtından eden ve Ali Koç'u başkan yapan da bu kültürdü. Şimdi aynı kültür Ali Koç'un da Fenerbahçe'ye zarar verdiğini hissediyor ve başkan bunun farkına varmazsa 3 yılı tamamlayabileceğini sanmıyorum.  

Atatürk, Cumhuriyet vs bunlar Fenerbahçe kimliğinde ayrılmayan şeyler, son zamanlarda buna anti-Fetö olmak eklendi; Fenerbahçeliyseniz anti-Fetösünüz bu aksi düşünülmeyen bir şey.  

Camianın çocuğu, hücum futbolu, çöp futbolcu, sabırsızlık, aceleci olmak da camianın diğer kötü ama kurumsal kültür parçaları.  
Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Şu ana da ülkede kurum olmayı başarmış tek sistem Fenerbahçe, ülkenin ordusu bile yapamazken Fetö'ye isyan bayrağı çektiren bu kurum olabilme becerisi. Kısacası Fenerbahçe başka ötekiler gibi değil, "oynadığınız oyuna..." diye kızdığım çok oldu ama Fenerbahçeli olmaktan hiç utanmadım. Ben bu yüzden Fenerbahçeli olmaktan gurur duyuyorum.

Not: Ben Fenerbahçeliyim, bana düşen ne düşündüğümden bağımsız Vitor Pereira’yı desteklemektir ama Ali Koç’un ne yapmaya çalıştığını anladığımdan emin değilim.

Etiketler:  Futbol