Futbol ve histeri

Futbol ve histeri

1 Mart 2021 Pazartesi  |   Mentor

Mentor

Ülkenin Fenerbahçe nefreti depreşti yine, Trabzon'u yenmiş olmasından çok asıl sorun bundan sonraki maçlar için umut vermiş olması rahatsızlığı yine ve yeniden histeri seviyesine çekti ve Fenerbahçeli olmayanların kontrolü kaybetmesine yol açtı.  

Sosa ve Mert Hakan'ın çok güçlü oyunları, İrfan Can ve Gustavo'nun dönecek olması Fenerbahçelileri umutlandırırken rakip taraftarları karamsarlığa sürüklüyor. Attila, Osayi, Ferdi hepsi yükselirken rakiplerin oynadığı oyun futboldan çok güreş-Amerikan futbolu bir şeye benziyor, ben beğenmiyorum ama Fenerbahçe ligin en iyi futbolunu oynuyor.    

Fenerbahçe, Fazıl Say'ın Fenerbahçeliliğini kutlarken medya, rakipler, futbol mafyası acaba nasıl zarar verebiliriz derdindeler. 

Aslında yaşananlar bana yabancı değil, çok iyi tanıyorum bu duyguları. O kadar iyi tanıyorum ki Türk futbolunun ve sporunun Fenerbahçe nefreti ile nasıl zehirlenip yok olduğunu anlayabiliyorum. 

Düşünün, rakibinizin bir basketbol takımı var ve sizin takımınızı parkeye yapıştırmış, Avrupa'nın en büyük organizasyonunun hissedarı, yaklaşık 200 milyon dolar değerinde bir salonu ve uluslararası ünü var ama siz başka bir takım Fenerbahçe'yi yendi diye sadece sevinmiyorsunuz, sosyal medyada bu başarıyı kendi takımınıza bağlayıp gururlanıyorsunuz; bunun adı kendi takımını sevmek değil Fenerbahçe'den nefret etmektir ve belirleyicidir. 

Elbette rakiplerim yenilince ben de seviniyorum ama bunu içselleştirip kendine ait bir başarı gibi algılamak en basit anlamıyla aşağılık kompleksi yani taraftarlık duygunu takımına olan sevgin değil rakibine olan nefretin belirliyor. 

Mesela Fenerbahçe derbide yenildiğinde belirleyici faktör galibiyete sevinmek değil, ona edilen küfürlere sevinmekti. Videoyu herkes gördü ama dün Trabzonspor'u yenen ve büyük bir adım atan Fenerbahçe bugün Fazıl Say'ın bile Fenerbahçe potasında Fenerbahçe sevgisi ile eriyip sevgiyi paylaşmasını konuşuyor. 

Fenerbahçe nefreti öyle bir zehir ki tedavisi ve kontrolü yok, yaşayan herkesi tüketiyor. 

Spor medyası yok oldu artık, medya falan yok, geriye kalanın ne olduğunu tanımlamak bile zor. 

Futbolu saha dışına taşıdılar, Fetö, derin devlet, medyada ve federasyonda çeteleşme hepsi girdi futbolun içine. 

Düşünün; bir spor müdürü vardı bu ülkenin saygın gazetecilerinden sayılırdı ama o da Fenerbahçe nefreti hastalığına tutuldu önce işsiz kaldı, sonra pek de saygın olmayan işlere karıştığı anlaşıldı, şimdi ise tüm kariyeri çöp haline gelmek üzere. Öyle işte Fenerbahçe nefreti o kadar büyük ki vuruyorsun vuruyorsun ölmüyor, ölmeyince sen kontrolü kaybedip daha ileri gidiyorsun, ileri gittikçe eğri ile doğru karışıyor ve tükeniyorsun. Daha da kötüsü çıkıp ama futbolda ama basketbolda ama voleybolda ama atletizmde bir şekilde her sezonda birden fazla kez hırpalıyor seni, nasıl nefret etmeyeceksin yoksa insanı deli eder. 

3 Temmuz 2011 öncesi Türkiye ligi Rusya ile birlikte 5 büyük Avrupa ligine alternatifti ve önümüzdeki 20 yılda ikisinden birinin ilk 5 içine girmesi bekleniyordu, şimdi ise UEFA listesinde ilk 20 dışına doğru hızla ilerliyor.   

Yaklaşık 20 yıldır sarı-lacivert nefreti sendromu yaşıyor futbol ve bunun karşısında kendini yetersiz hisseden rakiplerin yarattığı bir durum bu, Fenerbahçe'nin suçu yok. 

Düşünün Fenerbahçe o kadar dominant ki kendi masum yöneticilerine şike iftirası attırabiliyor veya başka takım taraftarı olduğu bilinen ve Fenerbahçe düşmanlığı ile nam salmış birine hastanede kupa falan götürüyorsun. 

Ya da Fenerbahçe zarar görsün diye formanı ıslatmış efsane futbolcularının alın terini yok sayabiliyorsun. 

Ne Fetö ne de derin devlet seni rahatsız ediyor, varsa yoksa Fenerbahçe. 

Bunu adı Fenerbahçe histerisidir.

Rakipleri bu toplumsal bozukluk haline gelen histeriden kurtulup spor yapmaya davet ediyorum. 

Medyanın artık bir çöp tenekesine döndüğü görmelerini istiyorum. 

Ülke futbolunun yok olmak üzere olduğunu görmelerini diliyorum. 

Yoksa yok olacaklar, bu kadar nefreti kimse taşıyamaz.

Etiketler:  Futbol