Fikstüre bağlı hayatlar

Fikstüre bağlı hayatlar

25 Mayıs 2022 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

İlhan İlmenöz

Spor, insanoğlunun yaşamındaki en büyük ve en etkin eğlencelerinden biridir. Bir zamanlar amatörce ve sadece eğlence için yapılan bu etkinlikler artık günümüzde milyarlarca dolarlık çok büyük bir sektör haline geldi. Sporcusundan taraftarına, yayıncısından sponsoruna kadar çok farklı paydaşları olan spor, toplum yaşamını derinden etkileyen ve kitleleri yönlendiren sosyolojik bir olgu, vazgeçilmez bir tutku desek sanırım yanlış olmaz.

Özellikle aktif olarak sporun içinde yer alanlar ve taraftarlar için sporun olmadığı bir yaşam asla düşünülemez. Aktif sporcular için de, izleyiciler için de sosyal ve kişisel yaşam, müsabaka takvimlerine göre ayarlanır. Evlilikler, tatiller, hafta sonu etkinlikleri, eş dost görüşmeleri çoğunlukla bu maç takvimine-fikstüre göre belirlenir.

"Fikstüre bağlı hayatlar" başlığını aktif sporcular ve tuttukları takıma yürekten bağlı olanlar çok daha iyi anlayabilir. Biliyorum bu durum sporun içinde olan veya renklere gönülden bağlı, sevdalarının peşinde koşanlar için bir önem taşıyor. Yoksa bazıları için fanatizm ve çok saçma bir tutku olabilir.

Her spor dalının kendine göre bir sezon takvimi ve fikstürü vardır. Ancak genellikle mayıs ayı sonlarına doğru çok yaygın izlenen futbol, basketbol, voleybol gibi sporlarda sezon sona erer, şampiyonlar, küme düşenler belli olur. Bazıları inanılmaz bir sevinç ve mutluluk yaşarken bazıları da üzülür. Her sezon başladığında ise hayat yeniden ve sıfırdan başlar, yeni hedefler ve yeni yol haritaları belirlenir.

Geçen haftalarda liglerimizde ve tüm dünyada şampiyonlar yavaş yavaş belli olurken, halen devam eden organizasyonlar da var. Özellikle basketbol ve voleybolda uluslararası arenada çok başarılı bir sezon geçirdiğimiz söylense de aynı şeyi futbol için söyleyemeyiz.

Basketbolda Anadolu Efes'in bu sezon bence mucizevi bir şekilde kazandığı Eurolig şampiyonluğunu üst üste 2. kez kazanmış olması ayrı bir değer taşıyor. Olimpiakos karşısında V. Miciç'in son saniye üçlüğü sonrası finalde Real Madrid karşısında çok kötü oynamasına rağmen kazanmayı bilmesi övgüye değer. Taraflı tarafsız büyük bir çoğunluğun bu iki maçı soluksuz izlediğini düşünüyorum. Efes'te şimdi yeni hedef gelecek sezon da bu kupayı kazanarak tarihe geçmek.

Bahçeşehir Koleji'nin FIBA Eurocup şampiyonluğu, Frutti Extra Bursaspor ve Fenerbahçe Safiport"un finalde kaybetseler dahi geldikleri nokta basketboldaki diğer başarılar olarak gösterilebilir.

 

 

Basketbol gibi uluslararası alanda başarılı olduğumuz bir başka dal da voleybol. Vakıfbank, bu sezon yurt içi ve yurt dışında ne kadar kupa varsa topladı. Son olarak CEV Kadınlar Şampiyonlar ligi finalinde Imoco Volley'i yenerek bu sezon 5"te 5 yaptı. Ayrıca Sultanlar Ligi final serisinde Fenerbahçe karşısında seride 2-1 yenik durumda iken deplasmanda 19-16'dan geri gelerek bu maçı ve daha sonra seriyi kazanması müthişti.

Bunların dışında Dünya Boks şampiyonasında kadın sporcularımızın kazandığı madalyalar ve Etimesgut Ampute futbol takımın Ampute Şampiyonlar Ligi'ni kazanması bu sezon sporda kazandığımız diğer başarılar arasındaydı.

Uluslararası alanda başarısız olduğumuz futbolda ise Trabzonspor erkenden şampiyonluğunu ilan ederken 3 büyükler başarısız bir sezon geçirdi. Fenerbahçe Ali Koç başkanlığında en başarılı sezonunu geçirerek ligi 2. bitirse de büyük takımlar için şampiyonluk dışında her derece başarısızlık olarak adlandırılır. 8 yıldır kupa alamayan Fenerbahçe'de Ali Koç bence önümüzdeki sezon son şansını kullanacak.

Geçen sezonun şampiyonu Beşiktaş ne ligde ne şampiyonlar liginde umduğunu bulabildi. Galatasaray ise sadece ligde başarısız olması ile değil aynı zamanda yönetim kaosu nedeniyle de sıkıntılı günler yaşıyor. Başkan seçimi henüz yapılmadığı için gelecek seneye dair hiçbir planlama da şu an yapılamıyor. Kaos içinde olan sadece Galatasaray değil, Türk futbolunun kendisi aslında...

Tüm kulüplerin içinde bulunduğu maddi sıkıntılar, yayıncı kuruluşun henüz belirlenmemiş olması, son TFF başkanının istifası sonrası gelişen olaylar, bazı hakemlerin hakemliğine son verilip sonradan tekrar göreve dönmeleri, önümüzdeki ay yapılacak TFF başkanlık seçimi ve hepsinden önemlisi Milli takım ile kulüplerimizin Avrupa kupalarındaki başarısızlıkları gelecek için endişe yaratıyor.

Rize ve Malatya ile birlikte 2 İzmir (Altay-Göztepe) takımının da küme düşmesi ile önemli futbol şehirlerinin takımlarını artık bir süre izlemeyecek gibiyiz. Bursa-Eskişehir-Kocaeli-Ordu-Mersin-Balıkesir-Akhisar-Diyarbakır-Zonguldak-Karabük-K.Maraş-Çanakkale gibi daha önce süper ligde oynamış takımların durumu ise iyice vahim çünkü bu kentlerin takımları iyice alt liglerde mücadele edecek. Görünen o ki Süper lig seneye İstanbul ligi  olacak. Şu an 7 takım garanti, play-off'lardan da bir İstanbul takımı daha gelirse bu sayı 8'e yükselecek.

Avrupa futbolunda da şampiyonlar birer birer belli oluyor. Almanya'da Bayern, İspanya'da Real Madrid, Fransa'da PSG şampiyon olurken pek sürpriz yaşanmadı. Ancak İtalya ve İngiltere'de ise heyecan son haftaya kadar sürdü.

İtalya'da Milan 11 yıl sonra İnter'in önünde şampiyon olurken, İngiltere"de M. City-Liverpool rekabetinde gülen taraf City oldu. 75. dakikaya kadar kendi evinde 2-0 yenik olan M. City,  "acaba şampiyonluk gidiyor mu" derken 5 dakikada bulduğu 3 golle maçı kazanarak son 5 yıldaki 4. şampiyonluğunu kazandı. Liverpool için artık tek hedef Şampiyonlar Ligi finalinde Real Madrid'i yenmek olacak.

Aslında bu yıl Dünya Kupası yılı, normal şartlarda haziran ayında başlaması gereken bu turnuva, organizasyonun Katar'da olması nedeniyle 21 Kasım-18 Aralık tarihlerinde düzenlenecek. Haziran ayında ise Avrupa Uluslar Ligi maçları oynanacak. Yaz ayları birçok spor dalı için tatil olsa da tenis, atletizm-yağlı güreş vbç sporlarda sezon devam edecek ya da yeni başlayacak.

Liglerin bitmesi ile birlikte şimdi transfer sezonu açılacak. Yazılı ve görsel medyanın en sevdiği bu dönemde her gün birçok transfer duyumları ve dedikoduları üzerine saatlerce yayın yapılacak, kim hangi takıma geldi, kimler gitti yazılıp çizilecek. Başkanlar aldıkları veya alamadıkları futbolcular üzerinden eleştirilecek ya da övülecek. Gazetelerin spor sayfaları büyük puntolarla transfer haberleri verirken televizyonlar alt yazılarla son dakika transferleri kırmızı ile verecek.

Sezon boyunca umduğunu bulamayan takımlar ve taraftarlar ise her yıl olduğu gibi yeni umutlar ve hayallerle sezonun başlamasını bekleyecek. Sezon sonunda ise yine birileri sevinirken, birileri de üzülecek. Çünkü sporun doğasında kazanmak, galip gelmek var. Her sporcu ve takımın amacı rakiplerini yenmek ve şampiyon olmaktır.

Ancak bunu yaparken kaybedenlerin duygularını, üzüntülerini anlayarak onlara saygı göstermek, sporun ve sporcunun ana kuralı ve temel felsefesi olmalıdır.

Yeni sezonda tüm sporcu ve takımlara önce sağlık sonra başarılar dilerim.