Evrenin orijinal temeli

Evrenin orijinal temeli

15 Ağustos 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

"Taç çakra", yeni doğmuş bebeklerde kafanın hemen üzerinde "bıngıldak" diye bilinen “Fontanelle”nin altındaki başın tacında yer almaktadır.  

Sanskrit dilinde “Sahasrāra” olarak ifade edilir. Bin, sonsuz anlamlarına gelmektedir.  

Güneşten öte parlaklık ile parlayan "Bin yapraklı lotus"un yeri olan tepe çakranın (Sahasrāra Çakra) “Bīja Mantra”sı (tohum ses) sessizliktir. Özel bir renge sahip olmamakla birlikte, bazı kaynaklarda rengi mor veya beyaz olarak ifade edilir.  

Elementi ışıktır. Işığı, saf ışığın eşsiz parlaklığında birleşen tüm renk titreşimlerini içerir. Başka hiçbir ışığın bu parlaklığa yaklaşamadığı bir ışıktır. Diğer tüm çakraların ışıltısı, “Sahasrāra çakra”nın eşi benzeri olmayan ışığında kaybolur.  

Hinduizm’de başlangıcı olmayan yüce varlık “Ādi Shiva”, kozmosun (Svayambhu) yaratıcısıdır. “Shiva”, evreni yaratan, koruyan ve dönüştüren yüve lord, potansiyel, eril olarak tasvir edilir. Saadet (Ānanda), Saf bilinç (Purusha) ve kurtuluşu (Moksha) temsil eder. O mükemmel, sonsuz, ilahi ve tasvir edilemeyecek parlaklıkta bir ışıktır. Hiçbir karma ona dokunamaz, tüm safsızlıklar onun yakınında erir ve yanar.  

Sadece saflık, berraklık, ışık, aşk ve gerçek ondan ortaya çıkıyor. Amaç “onu görmek" değil, “onunla bütünleşmektir." 

Minik bir benzetme ile anlatmak gerekir ise: bir güve mum ışığına ulaşmak istiyor ancak bu kavuşmaya aradaki cam engel oluyor. Güve o ışığa ulaşmak için kendini perişan ediyor. Oysa kavuşursa ölecek. İlahi, bu çabayı görüp aradaki camı kaldırıyor ve bir an için güve o ışıkla bütünleşiyor. O ebedi anda yok oluyor.  

Yani yüce benlikle birleştiğimizde varlığımız çözülür, tıpkı bir nehrin okyanusa kavuştuğunda adını kaybetmesi gibi. Evrenin orijinal temeline ulaşılır.  

Bilinç düzeyi burada yedinci seviyeye, kozmik bilince ulaşır. Burada her şeyin anlayışa ulaştığı, evrensel bağlantıların kurulduğu yerdeyiz. Her şeyin birbirine bağlı olduğu, evrende yalnız olmadığımız ve özde aynı olduğumuz bilinciyle bulunduğumuz yerdeyiz.  

Yanılsamaların kaybolmasıyla, ayrılık bilinci yerini tekliğe bırakırken, birey aydınlanma sürecine girdiyse, evrenin kendisi olduğu ve evrenin tüm bilgisine sahip olduğu gerçekliğine uyanır. Bu sebepten bu gerçekliğin bilincine ulaşabilmek için düzenli meditasyon tavsiye edilir.  

Düzenli meditasyon, varoşumuzla derin bağlantıda olabilmek, hakikatin parçası olduğumuzu hatırlamak ve varlığımızın en saf haliyle bu hakikati onurlandırdığımızı bilmek için bize alan açar. Bu alan ile bilincin ışığında erimeye, deneyimlerden öğrenmeye, inançların ötesini anlamaya ve idrak etmeye gönül vermiş oluruz.  

Bu ışığı kapatan dünyevi bağlantılardan arınmak en güçlü niyetimiz haline gelir. Bırakmayı ve teslimiyeti öğreniriz. “Sahasrāra Çakra”nın uyanışı, ilahi ihtişamın açığa çıkması ve kozmik bilincin elde edilmesi anlamına gelir.  

Hepimiz kendi yolumuzda, kendi hikâye ve deneyimlerimize sahibiz. Seyahat ettiğimiz yol ayrı olsa da sonunda kaçınılmaz olarak aynı hedefe, aynı gerçeğe ulaşmaya çalışıyoruz. Bu uzun ve engelli bir yoldur. Hep çaba, tutarlılık ve disiplin ile bu manevi yolu takip edebilenler yolda kalır. Yolu kaybetmemek için dış dünyada bağ ve mutluluk arayışını bırakabilmek ve sonsuz, gerçek mutluluğun içimizde bulunduğunu unutmamız gerekiyor.  

Sevdiğim bir cennet-cehennem tasviri ile bitirmek isterim: Kalbimiz tüyden daha ağır ise kendimize takılmışız ve ilk üç çakradayızdır. İlk üç çakradaki canavar bizi yiyecek ve bu cehennemdir. Kalbimiz tüyden daha hafif ise artık hiçbir şey kişisel değil, feragat edebiliyoruzdur ve 4. çakra ile daha yukarıdaki ilahi yoldayızdır ve bu cennettir. 

Yaşamın yüce hedefi için hayatın kendisinin bir pratik olduğunu bilerek kalpten yaşamak dileğiyle… 

Namaste