Ermenistan'ın Karabağ çıkmazı

Ermenistan'ın Karabağ çıkmazı

10 Kasım 2020 Salı  |   Serbest Kürsü

Dr. Serdar Yılmaz (Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü)

1990’lı yıllardan itibaren dünya siyasetinin gündemine gelen Karabağ meselesi, Ermenistan ile Azerbaycan arasında 19.yüzyıldan itibaren vuku bulan, 1992 ve 1993 yıllarında Ermenistan’ın Azerbaycan toprağı olan Karabağ’ı tamamen işgal etmesiyle devam eden, Güney Kafkasya bölgesinin en sıcak çatışma bölgesidir. 8 Mayıs’ta Şuşa’nın, 17 Mayıs 1992’de Laçin’in Ermeniler tarafından işgal edilmesiyle psikolojik ve askeri avantajın Ermenistan’a geçtiği bu bölge, 27 Eylül 2020 tarihinden itibaren Azerbaycan ordusunun başlattığı harekat ile tekrar Azerbaycan topraklarına katılacağı günü beklemektedir.  

Azerbaycan ordusunun Fuzuli, Cebrayil, Zengilan, Kubatlı gibi şehirleri geri almasından sonra yolu ve önü açılan Şuşa, 8 Kasım 2020’de Azerbaycan ordusunun kontrolüne geçmiştir. Topraklarını geri almak için başlattığı ve "Hilal Taktiği" ile ismi zikredilen şehirleri geri alan Azerbaycan ordusu, Şuşa’dan sonra hem Laçin hem de Hankendi’ye eş zamanlı ilerlerken Rusya’nın kontrolünde bir ateşkes antlaşması imzalanmış ve Ermenistan Dağlık Karabağ bölgesinden çekileceğini teyit ederek ve antlaşmaya imza atmıştır. Bu antlaşmaya göre: 

1. 10 Kasım 2020'de tam bir ateşkes sağlanacak ve Dağlık Karabağ ihtilaf bölgesindeki tüm askeri operasyonlar Moskova saatiyle 00:00'dan itibaren durdurulacak. Bundan sonra, taraflar olarak adlandırılacak olan Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti daha önceden sahip oldukları mevkilerde duracak. 

2. Ermenistan tarafından işgal edilen Kelbecer 15 Kasım, Ağdam bölgesi ve Gazah bölgesi toprakları 20 Kasım'a ve Laçin 1 Aralık’a kadar Azerbaycan tarafına iade edilecek. 

3. Dağlık Karabağ ve Laçin koridorundaki temas hattı boyunca Rusya Federasyonu'ndan 1.960 asker, 90 zırhlı personel taşıyıcı, 380 araç ve özel teçhizattan oluşan barış gücü yerleştirilecek. 

4. Rusya Federasyonu barış gücü, Ermenistan güçlerinin çekilmesine paralel olarak konuşlandırılacak. Rusya Federasyonu barış gücü kalış süresi, taraflardan herhangi biri bu hükmü bu sürenin bitiminden 6 ay önce feshetme niyetinde olmadıkça, önümüzdeki 5 yıl için otomatik uzatma ile devam edecek. 

5. Çatışmanın tarafları anlaşmaların uygulanmasının izlenmesinin etkinliğini artırmak ve ateşkesi korumak amacıyla bir barış koruma merkezi kurulacak. 

6. Üç yıl içerisinde Şuşa şehrinden 5 km'den fazla yakın olmamak üzere Hankendi ve Ermenistan'ı Laçin koridoru boyunca birbirine bağlayan yeni bir ulaşım yolu inşa edilecek. Bu rotayı korumak için Rusya barış gücü yerleştirilecek. Azerbaycan tarafı her iki yönde Laçin koridoru ile vatandaşların, araçların ve yüklerin geçişinin güvenliğini sağlayacak. 

7. Göçmenler ve mülteciler, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği gözetiminde Dağlık Karabağ'a ve çevre bölgelere dönecek. 

8. Savaş esirlerinin ve diğer tutukluların ve ölülerin cesetleri değiş tokuş edilecek. 

9. Ermenistan Cumhuriyeti, vatandaşların, araçların ve malların her iki yönde engelsiz hareketini organize etmek için Azerbaycan Cumhuriyeti'nin batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında ulaşım bağlantıları sağlayacak. Ulaşım bağlantıları, Rus Sınır Servisi tarafından kontrol edilecek. Tarafların rızası ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ni Azerbaycan'ın batı bölgelerine bağlayan yeni ulaşım koridoru inşa edilecek.

 



Aşağıdaki kısımları 9 Kasım’da saat15.30 sularında kalem almış ve 26 yıldır süre gelen ateşkes antlaşmalarının şimdiye kadar hiçbir sonuç vermediğini yazmıştım. Çünkü her ateşkes antlaşmasının sonucunda Ermenistan biraz daha cesaretlenerek Azerbaycan’a ait olan yerleşim yerlerine saldırmıştır. Bu saldırılardan hemen önce ateşkes yolu ile Azerbaycan ordusunun ilerleyişi durdurulmuştur. Bir oldubittiye getirilerek Azerbaycan toprakları işgal edilmiştir. 8 Mayıs 1992’de Tahran’da süren ve imza atılan ateşkes antlaşmasının daha mürekkebi bile kurumadan Ermenilerin 8 Mayıs’ta Şuşa’yı işgal ettiğini hatırlatmakta fayda vardır. Bundan hemen önce yine 1992 yılının Şubat ayında her iki devlet arasında gerçekleşen ateşkes antlaşmasına rağmen 26 Şubat 1992 tarihinde Rusya destekli Ermeni askerleri tarafından Hocalı bölgesinde yüzlerce masum çocuk, kadın ve yaşlı Azerbaycan Türkü'nün katledildiğini de hatırlatmakta fayda vardır. Ateşkes antlaşmaları sonrası Ermenistan’ın sivilleri hedef almasının en güncel örneği ise 10 Ekim 2020 tarihinde Rusya’da taraflar arasında imzalanan insani ateşkesten birkaç saat sonra Azerbaycan’ın en büyük ikinci kenti olan Gence’nin Ermenistan tarafından füze atılmak suretiyle bombalanmasıdır.  

Azerbaycan’ın petrol ve doğal gaz gelirlerinin önemli bir kısmını yıllar içinde ordusuna yatırım yapmak suretiyle harcaması ve İsrail, Güney Kore ve Türkiye gibi ülkelerden satın aldığı İHA ve SİHA’lar ile Kafkasya bölgesinde orta ve yüksek menzilli savaş tarihini değiştirebilecek güce ulaşması, bu ateşkes antlaşmasının diğerleri gibi olmayacağının bir işareti olabilir. Bu antlaşmaya iki taraftan bakmak gerekir. Bir tarafta, yakında bastıracak kış şartlarının zaten yüksek rakıma sahip olan bölgedeki savaş koşullarını çok zorlaştıracağı ve Azerbaycan ordusunun ilerleyişinin çok yavaşlayacağı, belki de duracağı ihtimalini düşünmek gerekir. Bu ihtimale ayrıca Azerbaycan askerlerinden çok sayıda şehit verilmesi ihtimalini de eklemek gerekir. Sahada zor şartlarda rağmen devam eden bu çatışma masada imzalanan ve Ermenistan Başbakanı Paşinyan (manşet fotoğrafı) tarafından “çok acı” olarak ifade edilen antlaşma ile neticelenmiş ve Ermenistan ordusu yukarıda belirtilen tarihlere kadar Ağdam, Laçin ve Kelbecer’i terk edeceğini kabul etmiştir. Yani Azerbaycan her şey yolunda giderse ilk defa masada kazanmış olacaktır. Diplomasi son 26 yılda ilk defa işe yaramış olacaktır.  

Diğer taraftan ise, bölgenin tarihsel süreçte "abisi" olan Rusya’nın Karabağ çatışmalarında uzun süren pasif politikasının aslında planlı bir stratejinin ürünü olduğu, Elçibey döneminde Azerbaycan’dan kovulan Rus askerlerinin şimdi yine Azerbaycan topraklarında konuşlanacağı, her ne kadar Türk barış gücünün de temas hattında olacağı söylense de hem antlaşma metninde buna yer verilmemesi hem de Rus Dışişleri Bakanlığının Türkiye’nin olmayacağına yönelik kesin açıklaması bölgede Rusya’nın da yine ciddi kazanan bir ülke olduğunu göstermektedir. 

Şimdi öldürücü soruyu soruyorum: Zaten "de facto" (fiili) olarak Şuşa’nın alınmasıyla birlikte Azerbaycan ordusu Karabağ’daki bütün bölgeleri almak üzereydi. Tükenmiş ve karşı koyamayan bir Ermenistan vardı. Bu doğrultuda Rus ordusunun tekrardan Azerbaycan toprağına girmesi ne kadar doğru? Tek bir cevabı olmayan bu soruya verilecek cevaplar zamanla netleşecek ve ayrıntılar kısa sürede ortaya çıkmaya başlayacaktır. Hâlihazırda Rus askerleri Karabağ’a hareket etmeye başlamışlardır.  

Burada dikkat edilmesi gereken başka bir konu daha vardır. O da Ermenistan’ın aslında bu antlaşmayla yeni bir politik, diplomatik ve ekonomik sürece girdiğidir. Nitekim, Ermenistan’ın koşulsuz olarak Karabağ’dan kendi doğal sınırlarına çekilmesi onun yararınadır. Ermenistan, denize çıkışı olmayan karasal bir ülkedir. Bir yanında Türkiye diğer yanında Azerbaycan ile sorunlu olması bu ülkeyi Rusya’ya giderek bağımlı hale getirmektedir. Dünyaya açılamayan Ermenistan, büyük bir kalkınma hamlesi yapamadığı gibi Karabağ’ı işgal etmesinden dolayı da uluslararası camiada büyük bir güven kaybetmiş, işgalci ülke olarak adlandırılmıştır. Karabağ meselesinin çözümü demek Türkiye’nin sınırlarını Ermenistan’a açmasına ve Ermenistan’ın batılı pazarlar ile yoğun işbirliğine vesile olacaktır. Karabağ sorunun çözülmesi, Hazar kaynaklı enerji projelerinin Ermenistan sınırları kullanılarak Batılı pazarlara ulaştırılması anlamına da gelmektedir. Böyle bir durumda, Ermenistan doğal kaynak çeşitliliği yaratarak Rusya’ya olan yüzde yüz doğal kaynak bağımlılığından bir miktar kurtulacaktır. Ayrıca projelerden transit ülke geçiş ücreti de alacaktır.  

Karabağ meselesinin çözümü ile Nahçıvan ve Laçin arasında açılacak olası bir koridor ile Ermenistan toprakları üzerinde altyapı yatırımlarına hız verilecek, insan ve mal taşımacılığı artacak, turizm gelirleri yükselecek ve Ermenistan’ın izolasyonu böylece bitmiş olacaktır. 13 milyar dolarlık Ermenistan GSMH çatışmanın bitmesi ve olası çatışmaların ortadan kalkmasının sağladığı ekonomik çeşitlilik ile yükselecek ve Ermeni vatandaşlarının refah seviyesi artacaktır. Ermenistan devletinin askeri bütçeye ayırdığı yaklaşık yüzde onluk kısmın büyük bir bölümü ülkede iş kollarının çeşitlendirilmesi için ayrılacak, doğal sınırları içinde büyük bir çatışmaya maruz kalınmayacağı için savunma bütçesinden büyük bir tasarruf yapılacaktır.  

Karabağ meselesinin çözümü sonrasında ABD, Avrupa Birliği ve Çin gibi üç önemli müttefik Kafkasya’daki yatırımlarına hız verecektir. Çin devletinin dünyayı bir örümcek gibi saran "Bir Kuşak Bir Yol" projesi kapsamında Ermenistan’a yapacağı yatırımların artması bölgedeki bu çatışmanın sonlanmasına bağlıdır ve Çin devleti de bunu deklare etmiştir. Avrupa Birliği ülkeleri ise bölgenin sıcak çatışma alanı içinde olması nedeniyle altyapı ve üstyapı yatırımlarına Avrupa’da yaşayan çok sayıdaki Ermeni diasporasına rağmen hassasiyet gösterememektedirler. Ancak Ermenistan’ın çıkış yolu Türkiye’den geçmektedir. Dolayısıyla Karabağ bölgesini hemen Azerbaycan’a teslim etmelidir. Bu çatışma Ermenistan içinde büyük bir infiale, korkuya ve siyasi değişime yol açmıştır. Bu siyasi değişim Paşinyan’ın Ermenistan siyasetinden tarihe karışmasına yol açacak büyüklükte, Ermeni tarih yazımı ve Ermeni diasporasının takındığı tavrın değişmesine neden olacaktır.  

Son olarak bahsetmekte fayda gördüğüm önemli bir husus daha vardır. Nahçıvan ve Laçin arasında oluşturulacak olan olası bir koridor vesileyle Avrupa’dan Asya’ya kesintisiz bir Türk dünyası oluşacak, Türk devletleri arasında 1991 yılından günümüze aşırı romantizmden dolayı bir türlü istenilen seviyeye gelemeyen ve diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis edilebilecektir. Türklerin bu yeni oluşan siyasi atmosfer sayesinde daha yakın iletişim içinde olup birbirlerini tanıyacakları kültürel ve psikolojik bir devrimin başlaması artık çok uzak bir ihtimal değildir.  
 

Etiketler:  Kafkasya