Endişeye mahal yok...

Endişeye mahal yok...

12 Haziran 2021 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

A Milli Takımımız, bir sene ertelenen turnuvaya gelirken oldukça iddialı ve öz güvenli bir jenerasyon ile herkese aynı heyecanı veriyor, turnuvanın korkulu rüyası olmak için çalışıyordu. Bana soracak olursanız kadrodan tam anlamıyla verim aldığımız için mutluyum. Kadro mühendisliği olarak birkaç isim hariç doğru olduğunu söyleyebiliriz. Maçın her iki yarısı, doğrumuz olmadığı için çoğunlukla eksiklerimizden bahsettiğimiz bir analiz olacak. İlk defa Ay-Yıldızlılar için analiz çıkaramadım. Çok üzgünüm… 

Turnuvanın belki de en dişli takımlarından bir tanesi ile açılış maçına çıkarken kadroları gördüğümde hemen hemen her iki takımın oyun şablonu ile ilgili kafamda birkaç şey belirse de maalesef Türkiye olarak beklentilerin altında kaldık. Elemelerde tam anlamıyla şov yapan, bir oyun şablonuna sahip olan Maviler iki farklı taktik varyasyona sahip.  

Genel hatları ile 4-3-3 varyasyonu ile oynayan Roberto Mancini’nin öğrencileri turnuvanın en etkili hücum ayaklarına sahip. Berardi-Immobile-Insıgne üçlüsü kendi takımlarında toplamda 87 gole direkt etki eden isimler. Bu denli hızlı ve kaliteli bir takıma karşı önemli olan ilk detay ikinci bölgede topa olabildiğince sahip olabilmektir. 

Özellikle ilk yarıda Okay-Ozan ikilisi olağan şablonda değildi. Takım olarak çok geriye yaslandık. İlk çeyrekte art arda kaç başarılı pasımız var inanın hatırlamıyorum. Oyuna 4-3-3 ile başlayan Maviler 25. Dakikadan sonra 3-5-2 varyasyonuna dönünce daha baskılı ve ön alanda oynadı. 

Barella-Jorginho Locatelli merkezine Florenzi ve Spinazolla’nın katılımı, pas bağlantılarımızı kilitlediğinden, donup kaldık. Bu noktada yapılması gereken defans çizgisini öne çıkarmak olabilirdi. Savunma önde olursa, takımı ileriye itersiniz. İlk yarıyı nasıl beraberlik ile kapattık anlamış değilim. İkinci bölgede hareketsiz ve üretken olamayan takımımız, Burak Yılmaz’ı topla buluşturamadı.  

Taktik belli olsa da, uzun top sevdamızdan vazgeçmemiz gerekiyordu. Kontra futbolu oynayacaksanız hızlı oyunculara ihtiyacınız var. İki ön liberolu 4-1-4-1 taktiği ile hücum edemezsiniz. Şenol Güneş ilk yarı için ne zaman zaman 4-4-2’ye dönmek istese de, hücum hattımızda ki Yusuf-Kenan ikilisinden beklediği verimi alamadı.  

Birçok kesim savunma konusunda iyi olduğumuzu söylese de bence yanılıyorlar. İyi değil, şanslıydık. Ayrı ayrı elbette değerlendirmem uzun sürecek ama sadece Çağlar Söyüncü iki kere pas hatası yaptı, gerisini Şenol Hoca hesaplasın. Biraz heyecanımıza yenik düştük diyebilirim.  

İtalya sabırla pas yaparak 45 dakika boyunca peşinden koşturdu. Mancini’nin bu maç için taktiği tam olarak buydu. Yorulan rakibine karşı hızlı isimlerini öne sürmek. Psikolojik olarak sahada olmayan takımımızın ikinci yarı bambaşka şeyler yapması gerekiyordu. Bu takımın iki tane pas yapamaması, teknik taktik ile olacak iş değil. İlk yarının özeti: ‘’Takım Roma’da Aklı Türkiye’de ’’ 

İkinci yarı başlangıcında İtalya’nın pas bağlantılarını kesebilmek için dikine oynayabilen orta sahalara ihtiyacımız vardı. Okay’ı ileri atar, yerine Halil’i alıp hava toplarında daha etkin bir takım haline gelirdim. Kenan-Cengiz hamlesi ile de hızlı oyuna adapte olan bir takım yaratırdım.  

Cengiz oyuna girdikten sonra ciddi etki yaratsa da tek başına etkili olamadı. Takım olarak oynayamadık. Toplu halde hücum edemedik.  

Bu maç için sorunumuz "öz güvensizlikti." Hızlı oyuna adapte olamayan defans hattımız üst üste hatalar yapınca maç aslında 1-0’da bitti. Ne mental olarak toparlanabildik ne de taktik olarak. Kabul ediyorum kolay değil fakat bu kadar da korkak olmamalıydık. Bize yakışmayan bu oldu. Her şeye rağmen son topa kadar mücadele etmeliydik. 

Bütün bu olanlara rağmen umutsuz değilim. İstatistiksel olarak tarihe baktığınızda her turnuvaya kötü başlıyoruz. Hep söyledim, yine söylüyorum. Biz bu işin sonunu göreceğiz. Grupta çok şey değişir. Sizce, Galler maçı ne olacak?..

Etiketler:  Futbol