Ekonomik ters akıntı ve faiz yanılsaması

Ekonomik ters akıntı ve faiz yanılsaması

30 Aralık 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

İnan Özbek

İki yılı aşkın süredir devam eden küresel salgın, genel olarak dünya ekonomisinde ve tek tek ülke ekonomilerinde ciddi dalgalanmalara neden oldu. 

Lojistik sorunlardan ötürü tedarik zincirlerinin dönem dönem kopması ve bu durumun yarattığı arz yetersizlikleri, tüm dünyada fiyatları yukarıya doğru itti ve çoğu ülkede uzun zamandır görülmeyen enflasyon oranlarının ortaya çıkması sonucunu doğurdu. 

Salgın sürecinde oldukça dalgalı akan dünya ekonomik nehrinde, başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere tüm belli başlı ülkeler, Ortodoks (geleneksel) ekonominin genel kabul görmüş kurallarına uygun bir biçimde, faiz arttırarak para arzını kısma şeklindeki daraltıcı (sıkı) para politikalarıyla enflasyonu yavaşlatmaya ve düşürmeye çalışıyor. Genel yaklaşımın aksine faiz indirerek kredi akışlarını kolaylaştırma isteği çerçevesinde, para arzını arttırıcı (genişlemeci) para politikasına başvuran ülkemiz ise, dünya ekonomisinin nehrinde ters akıntıya girmiş gözükmekte. 

Faizlerin indirilerek yatırımların maliyetlerinin düşürülmesi sonucunda artacak olan yatırımların, istihdamın, üretimin ve nispeten yüksek yani rekabetçi döviz kurlarının da teşvikiyle ihracatın öncelendiği "yeni ekonomik model" yoğun tartışmalar arasında yürürlüğe konuldu. 

Mümkün olduğunca yüksek ihracat rakamları, yüksek kurların etkisiyle de ülkeye döviz girişinin hızlanması, bu sürecin sonunda cari açık ve açığın finansmanı sorununun ortadan kalkarak cari fazla verilmesi, içeride biriken ve bollaşan dövizle beraber zamanla düşecek olan kurlar ve büyük ölçüde kurların artışından kaynaklanan yüksek enflasyon sorununun da çözüleceği düşüncesi yeni modelin bel kemiğini oluşturmakta.  

İyi niyetle tasarlanmış ve adına "ihracata dönük üretim modeli" diyebileceğimiz yeni ekonomik yaklaşımın, en azından şimdilik bekleneni veremediği anlaşılıyor. 

Yeni ekonomi planı çerçevesinde geçen eylül ayında başlanan faiz indirimleriyle %19'dan kademeli olarak %14'e indirilen politika faiz oranına, öteki deyişle Merkez Bankası borç verme faiz oranına rağmen, görev zararları hazine tarafından karşılanan kamu bankaları dışında, bankacılık sektöründe ortalama kredi faizleri beklendiği üzere düşmedi aksine artış yaşandı. 

Öte yandan "gösterge faiz" de denilen ve devletin kısa vadeli borçlanma maliyetini ifade eden hazine bonosu faizleri de %22'ye çıkmış bulunmakta. Aynı şekilde hazinenin uzun vadeli borçlanma maliyetini gösteren devlet tahvili faiz oranları da bugün itibarıyla %24 seviyesine gelmiş durumda.  

MB’nin politika faizini indirmesinin mantıki sonucu olarak, başta kredi faizleri olmak üzere öteki faiz oranlarının, politika faizine paralel bir biçimde düşmemiş olmasının birkaç önemli sebebi var aslında. 

En önemlisi %20'leri geçmiş bulunan resmi enflasyon oranına rağmen politika faizinin %14'e indirilmiş olmasının, bireylerin tasarruflarına yüksek oranda negatif reel faiz verilmesi, öteki deyişle TL tasarruflarının erimesi olasılığı karşısında hızlı bir biçimde döviz alımına yönelmiş olmalarının dolarizasyonu çok arttırması ve bu durumunda para piyasasında Türk lirası sıkıntısına neden olmasından ötürü, azalan TL'nin pahalılaşması ve kredi faizlerinin artması olgusudur. 

Son bir hafta-on günlük süreçte, kredi faizlerinin hızlı bir biçimde tırmanmasının ikinci nedeni; yıl sonu yaklaşırken özel bankaların bilançolarının aktif (varlık) kalemlerini daha da güçlendirebilmek adına mevduat yarışına girişmeleridir. 

Söz konusu bu rekabetin mevduat faizlerini %15-16 seviyelerinden %20'ler seviyesine çıkarmış olması, bankaların fonlama maliyetlerini ciddi biçimde arttırdığı içindir ki, bu maliyet artışının anında kredi faiz oranlarına yansıması sonucunda, özellikle de ticari kredilerde %30-35 seviyelerini bulan faiz oranları gündeme geldi. 

Son günlerde yaşanan kredi sıkışması ve hızlı faiz artışlarının bir diğer nedeni de; siyasi otoritenin hazırladığı ve uygulamaya koyduğu "kur korumalı TL mevduat" sisteminin, para piyasasında TL'ye olan talebi hızlı bir biçimde arttırmış olmasıdır.

Etiketler:  Ekonomi