Eğlenceli bir dizi: Fleabag

Eğlenceli bir dizi: Fleabag

5 Aralık 2020 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Deniz Ersoy (mahlas)

"Fleabag”* BBC 3 televizyonu için çekilen bir komedi dizisi. Başrol oyuncusu ve yazarı Phoebe Waller-Bridge’in 2013 yılında Edinburgh Festivali’nde sahneye koyduğu ve Fringe ödülünü aldığı tek kişilik oyunundan uyarlanan dizi övgülere ve ödüllere doymuyor. 

Komedi dalında en iyi dizi, en iyi kadın oyuncu ve en iyi senaryo dahil olmak üzere aday olduğu 11 Emmy ödülünden altısını kazanan Fleabag, aralarında televizyon için verilen British Academy ve Golden Globe da dahil olmak üzere farklı  kuruluş ve meslek birliklerinden de pek çok ödül aldı. 

Her sezonu altı bölümden oluşan yapım ilki 2016, ikincisi 2019 yılında olmak üzere sadece iki sezon yayınlandı ve diziye doyulamadı. Dizinin yaratıcısı ve aile içindeki takma adı “Fleabag” olan Phoebe Waller-Bridge ise hikayenin bittiğini ve dizinin devamının çekilmeyeceğini söyleyerek tüm beklentileri boşa çıkardı. Waller-Bridge bir röportajında, “Hikaye çok güzel ilerledi ve doruk noktasına ulaştı, en güzel şekilde veda ettik, daha ileriye gidemezdi” dedi. 

Peki, eski ABD başkanı Barack Obama’nın 2019 yılı sonunda açıkladığı beğeni/tavsiye listesinde de yer alan Fleabag’i bu kadar özel yapan ne?   

Öncelikle dizi boyunca gerçek ismini öğrenemediğimiz “Fleabag” ana karakterinin özgünlüğü ve sahiciliği, yanı sıra oyunculuk ve senaryo başarısı. 

Komedi gibi başlasa da trajikomik bir hikayeye evrilen diziyi tek bir cümleye sığdırmaya çalışırsak “ Cinsel ve duygusal dürüstlük” diyebiliriz. 

Fleabag özgür ruhlu, sekse düşkün, aşk hayatı berbat, kafası karmakarışık, Londra’da yaşayan 30’lu yaşlarında bir kadın. Sevgilileri, babası, üvey annesi, sürekli gergin ve sinirli kız kardeşi, onun genelde sarhoş gezen işe yaramaz kocası, Fleabag’ın hayatının akışına eşlik ediyorlar.  

Kendine itiraf etmekte zorlansa da payı olduğu bir trafik kazasında en yakın arkadaşını ve ortağını kaybeden, işlettiği kafe batmak üzere olan, parasız, aradığı aşkı bulamayan, ayrıldığı sevgililerini bir sonraki karşılaşmalarında başka kadınlarla evli bulan; babası, meme kanserinden ölen annesinin en yakın arkadaşıyla evlenmek üzere olan bir kadın Fleabag. Dizide üvey anne rolünü Oscar ödüllü İngiliz oyuncu Olivia Colman canlandırıyor. 

Bizlere “Vay be! Ne zor hayatı var” dedirtecek durumlar onun için adeta bir kara mizah malzemesi. Kendine acıyor ama başkalarının ona acımasına asla izin vermiyor, hiç kimsenin yardımını kabul etmiyor ve o kuyruk hep dik. O kadar ki, hali vakti gayet yerinde ve başarılı bir iş insanı olan kız kardeşi onun bu tavırlarına karşılık şunu söylemeden edemiyor; “ Bana hep başarısız olduğumu hissettiriyorsun.”  

Aklından geçenleri içinde tutamayan, içinde tutabildiklerini de kameraya dönerek izleyiciye söyleyen (seninle konuşuyormuş gibi), erkeklerin ne zaman nasıl davranacaklarını ezberlemiş, bununla dalgasını da geçen, insanların söyledikleriyle değil söylemedikleriyle kafayı bozmuş, kendi kendine eğlenebilen, zaman zaman da kendine çok kızan bir karakter. 

Kaotik hayatına rağmen etrafındakilerin hayatını yoluna koymak için çaba gösteren Fleabag hata yaptığında ise ölen arkadaşının şu sözünü hatırlıyor. “İnsanlar hata yapar, bu yüzden kurşun kalemlerin sonunda silgi vardır.” 

İşinde ve özel hayatında her şey ters gidince de “Keşke seks diye bir şeyin olduğunu hiç bilmeseydim, her şeyi batırdım” diyerek yine kendine kızıyor. 

Geçen yıl yayınlanan ikinci sezonda Phoebe Waller-Bridge çıtayı gerçekten çok yükseğe çıkarıyor. Fleabag işini biraz da olsa yoluna koymuştur, yaşadığı ilişkilerden yorulmuş ve artık durulmuştur. Fakat haksızlıklara karşı durma ve ikiyüzlüleri deşifre etme gibi misyonlarını yerine getirmeye devam etmektedir. Bu durumun sözde mağdurları Fleabag’in bu karşı duruşlarını hep bir “şov” ve “rol çalma” olarak görürler.

Bu sezonda kadına, aşka ve insanlık hallerine dair sorgulamalar, dersler alıyor başını gidiyor.

Yine yaptığı bir sakarlık sonucu tanıştığı ve hayran kaldığı, ünlü İngiliz oyuncu Kristin Scott Thomas’ın canlandırdığı, 50’li yaşlardaki lezbiyen iş insanı Belinda Fleabag’a “ Kadınlar acı içinde doğuyorlar, regl oluyorlar,çocuk doğuruyorlar ve yıllar boyunca bu acıyı içlerinde taşıyorlar ta ki menopoza girip kölelikten kurtulana dek” diyor. Ama yine de Hazreti İsa’nın öldüğü yaşta olan Fleabag’a hemen çıkıp flört etmesini tembihliyor.  

Diziye dahil ettiği yeni karakter, Fleabag hayranlarının “ateşli rahip” (hot priest) diye adlandırdıkları annesi lezbiyen, babası alkolik, erkek kardeşi pedofil bir din adamı. Ateist Fleabag yine baltayı taşa vurmuş ve bir rahibe aşık olmuştur, bu defa rakibi tanrıdır. Ateist ile rahip aşk yaşar mı? Yaşarsa nasıl yaşar? Rahip aşkı mı seçer tanrıyı mı?  

Fleabag’ın babası ile üvey annesini evlendirecek olan ateşli rahip törende şöyle bir konuşma yapar:

“Aşk berbat bir şeydir. Acı doludur. Korkutucudur. Seni şüpheye düşürür, kendi kendini yargılatır, seni hayatındaki diğer insanlardan uzaklaştırır. Seni bencilleştirir, ürpertir, saçını takıntı haline getirirsin. Acımasızdır. İçimizde sevgiyle doğduğumuz söyleniyor, sevgiyi doğru yere koymak önemli. Aşk zayıf insanların yaşayacağı bir şey değildir.”   

Evet rahip ikinci sezonu moda deyimle “uçuruyor”, Fleabag yine dimdik yoluna devam ediyor, kulağında babasının sözleri “Sevmeyi hepimizden daha iyi biliyorsun, bu yüzden acı dolusun.”   

Fleabag’in yaratıcısı ve başrol oyuncusu Phoebe Waller-Bridge geçtiğimiz günlerde Amazon ile yeni diziler için anlaştı (kesinlikle Fleabag’in devamı için değil), bu arada COVID-19 mağdurları yararına tek kişilik oyununu sahneye koydu ve Amazon’da yayınlandı. Fleabag’in devamı ile ilgili de en son şöyle demiş: 

“Tamamlandığını hissediyorum fakat 45-50 yaşıma geldiğimde onu geri getirme hayalim var. İki sezon boyunca bir bakıma kendinden nefret eden biri olarak çıktığı büyük yolculuğun sonunda tekrar sevebileceğine inandı ve kendini affetti. Bu dönüşüme saygım var ve biraz bunu yaşamasını istiyorum.” 

Her ne kadar anlatımlar daha çok bir kadın dizisini çağrıştırsa da erkekler de bu eğlenceli diziyi seyretmeli, kadınları anlamak için değil, kendilerini tanımak için.  Ne de olsa Türkiye’de bu içerikte bir dizi çekilmesine uzun yıllar var.

* Pire torbası