Ege'yi barış denizi yaptırmazlar

Ege'yi barış denizi yaptırmazlar

13 Ekim 2022 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Adalar Denizi (Ege) bir barış denizi olabilir mi?

Olabilse çok iyi olurdu ve fakat olmaz, olamaz, oldurulmaz.

Öyle uzun uzun çünkü emperyal kültür diye başlayacak değilim.

Kapitalizm tüzel kişiliğinin en önde gelen artı değeri egemenlik kavramıdır.

Devletler egemenlik kavramına sıkı sıkıya sarıldıkları sürece devlet olma özelliklerini sürdürüp geliştirebilirler.

Hiç kimse aldanmasın Avrupa Birliği’nin egemenliği bölüştüğüne ya da bölüştürdüğüne. Avrupa Birliği her şeyden önce ve özellikle Avrupa coğrafyası içinde en güçlü olan iki devletin Almanya ile Fransa’nın kendi egemenliklerini dolaylı bir biçimde de olsa ve daha da önemlisi zor kullanmadan, tamamen gönüllülüğe dayalı olarak Yunanistan, Polonya gibi Avrupa standartlarına göre geri kalmış ve hatta İtalya İspanya gibi orta düzey devletlere kabul ettirmesidir.

Kendi ulusal sınırları içinde egemenliğini AB ile paylaşmış bulunan Yunanistan’ın, Adalar Denizi'nde ve devamla "Doğu Akdeniz’de tek egemen benim, başka egemen tanımam" diye sirtaki oynaması haklı olmayan ama anlaşılır bir psikozdur.

Türkiye’nin plajlarında dahi egemen olduğu sanrısı içinde çırpınan Mitçodakis (Miçotakis), belli ki kendi iç politikasına oynamaktadır, tıpkı Türkiye yetkililerinin de kendi iç siyasetlerinde esip gürlemeleri gibi.

Görünür gelecekte Adalar Denizi'nde bir barış ortamı beklemek zor. (Savaş ihtimali de olmaz inşallah.)

Bu zorluk iç politik nedenler yanında, silah satan devletlerin/şirketlerin ticari ekonomik ve askeri amaçlarla devletler arasında gerilim yaratmak ve gerilimi tırmandırmak siyasetleri nedeniyle bir o kadar daha artmaktadır.

ABD’nin kışkırttığı, Rusya’nın da bu kışkırtmaya kapıldığı gerçeğinin Ukrayna’da nasıl kötü hatta korkunç sonuçlar doğurduğunu biliyoruz. Bütün AB devletleri bu savaş nedeni ile ABD silah şirketlerine milyonlarca yüz milyonlarca dolar ödemenin yanında burunlarının dibindeki Rusya ile kedi-köpek haline gelmişlerdir.

Bir düşünse Bay Mitçodakis, ABD ya da Fransa silah şirketlerine ödediği ve ödeyeceği paralar ile Yunan halkı nasıl ihya olur ve Yunan ekonomisi nerelere varır. 

Her Yunan-Amerikan ortak askeri tatbikatının ABD silah tekellerine tonlarca dolar akıtmak demek olduğunu anlayacak.

Bir ihtimal Yunanistan’ın son zamanlarda kapıldığı sırtını emperyal devletlere, en çok da dünya jandarma komutanı "USA"e dayamış olmasının Yunan halkı ve devleti için ne kadar kötü ve tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini fark eden, gören bir siyasi zihniyetin seçimlerde kazanması ile ortaya çıkabilir.

Türkiye ve Yunanistan’ın Adalar Denizi'ni barış dostluk ve iş birliği denizi olarak görmeye başlamaları, her iki devletin ve halklarının geleceklerini parlatacak ışıl ışıl edecektir.

Ve ayrıca da böyle bir dostluk ortamı Kıbrıs sorununun da çözüm aşamasına doğru atılmış kalıcı bir adım olacaktır.