Efsane Çerkes kızları

Efsane Çerkes kızları

7 Şubat 2021 Pazar  |   Köşe Yazıları

Dr. Nevin Sütlaş

İstanbul’da büyümüş okumuş, 5 yıl öncesine kadar hep İstanbul’da yaşamış bir doktorum. Emekli olunca Florida’ya göçtüm ve ikinci hayatımı yazarak geçirmeye kadar verdim. Birkaç kuşak öncesinde vatanından göçmüş bir Kafkas ailesinden geliyorum. Kendim de artık bir göçmen olunca dünyanın dört bir yanına saçılmış olan Çerkesler gündemime girdi. Çerkes kadınlarının hikâyelerini bir araya toplasam ne güzel olur, diye düşünmeye başladım. Bu dürtüyle “Çerkes Güzellemesi” (*) yazısını yazarak bu röportaj dizini başlattım. Çerkesler ve Çerkeslik hakkında anlatacak hikâyesi olan herkesi  yazmaya davet ediyorum. Yazdıklarını benimle paylaşan ve paylaşacak olanlara teşekkürlerimi sunarak,  "1" deyip röportajları başlıyorum:   

-Merhaba Yasemin hanım. Kimsiniz, kimlerdensiniz ? Nerede doğdunuz, nerede büyüdünüz, eğitiminiz nerede nasıl şekillendi?

-Ben Yasemin Soysal. Ailem Yozgatlıdır. 1974 yılında Hollanda’da doğmuşum. 9 yasında iken ailem Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Lise ve üniversite yıllarım Ankara’da geçti. Ankara Üniversitesi DTCF Hungaroloji bölümünden mezunum.  

-Şimdi neredesiniz? Ne gerekçeyle oradasınız?  

S-imdi Belçika’dayım, 22 yıl önce evlilik sebebiyle geldim. Eşimi Türkiye’de tanıdım ve onunla beraber Belçika’ya geldim. Eşim Belçika doğumlu ve ailesi ile burada yasıyor. Kendisi de Çerkes. Babası Abaza, annesi Kumuk. Ben de bir belediyede entegre sorumlusu olarak çalışıyorum ve ayrıca tercümanlık yapıyorum.  

-Bulunduğunuz yerden memnun musunuz? Hangi açılardan?  

-Evet memnunum ama ilk geldiğim yıllarda çok zorlandım. Ben Ankara’da büyüdüm büyük şehre alışkınım. Yasadığımız yer ise çok ufak, sosyal hayatı pek olmayan bir yerdi. Fakat zamanla buralar da gelişti. Sakin ve doğası harika bir yer. Özellikle çocuklar olduktan sonra burada yasadığım için çok memnunum.

-Kafkas halklarından hangisindensiniz ve kendinizi bilmek ve benimsemek açılarından bu kültürünün neresinde konumlandırıyorsunuz?

-Ben Abhazım, hem annem hem babam Abaza. Bu kültür ile büyüdüm. Bazen, çoğu özellikleri farkına bile varmadan taşıdığımı fark ediyorum. Misafir ağırlama, büyüklere saygı gibi. Çocukluğum gençliğim hep bu kültürün içinde yaşayarak geçti.  

-Çerkes kültürünün en sevdiğiniz, hiç kaybolmasın istediğiniz özellikleri nelerdir? 

-Çerkeslerde akraba evliliği olmaz. Çok uzaktan akraba bile olunsa evlenilmez. Çerkesler misafiri çok sever ve çok güzel ağırlar. Çerkesler birbirlerine çok bağlıdır. Başkalarına, özellikle de büyüklere çok saygı gösterilir. Çocuklara çok değer verilir. Gençlerin fikirlerine ve seçimlerine saygı gösterilir. Kadınlar eşlerini kendileri seçer. Kız isteme ya da başlık parası gibi gelenekleri yoktur. Kadınlar evlendikten sonra kendi soyadlarını kullanmaya devam ederler. Toplumsal kurallar, âdetler üzerinden şekillenir. Kızlar ve erkekler düğünlerde bir araya gelip sabahlara kadar oynarlar ve kimse kimseye yan gözle bakmaz. Bunun getirdiği güven duygusu harikadır. Bütün bu özellikler hiç kaybolmasın isterim.  

-Çerkes kültürünün benimseyemediğiniz, keşke olmasa dediğiniz özellikleri nelerdir? 

-Eskiden gelinlerin zor hayatları, konuşamamaları. Gençlerin büyüklerin yanında çocuklarına ilgi gösterememeleri gibi şeyler. Aslında kucağa çocuk almama konusu hakkında şunu da belirtmek isterim, büyüklerin yanında çok fazla abartılı olmadan çocukların sevilmesi gerektiğini düşünüyorum ama çok aşırıya kaçmak bana hâlâ ters geliyor. Ayrıca ben de yeni evlendiğimde kayınpederime ve diğer aile büyüklerine belli bir sure konuşmadım. Biraz formaliteydi ama çok memnun kaldılar bu geleneği uygulamamdan. Zaten çok uzun sürmeden birer hediye alıp konuşturdular. Yani ben bunu severek yaptım ama benim anlatmak istediğim, eskiden gelinler ömür boyu konuşamıyorlardı ve ağır şartlarda çalışıyorlardı.  

-Konuşmayla ilgili bu geleneği biraz açıklar mısınız?  

-Eskiden kızlar gelin olana kadar oldukça özgür oldukları halde evlendiklerinde hayatları çok zorlaşırdı. Bu zorlukların biri de eşinin aile büyüklerinin yanında konuşmalarının yasak oluşuydu. Akranlarıyla ve kendilerinden küçüklerle konuşabilirlermiş ama o da gerektiği kadar ve mümkünse büyükler duymadan. Kocasının anne babası ve diğer büyüklerle ise hiç konuşamazlarmış. Aynı evi paylaştıkları kişilerle konuşamamanın yarattığı eziyete nasıl katlanmışlar bilmem. Ancak büyükler isterlerse geline bir hediye vererek kendisiyle konuşmasına izin verebiliyorlar. Fakat izin vermeme durumu bazen gelin ihtiyarladığı, kendisinin de bir gelini olduğu halde hala devam ediyormuş. Neyse ki şimdiki büyükler o kadar insafsız değil. Gelenek yaşasın diye kısa bir süre bekliyor ama gecikmeden hediyesini veriyorlar. Bu âdeti hiç uygulamayan ailelerse artık çoğunlukta. Hiç bilmeyenler bile var.

-Peki, çocuğa ilgi göstermeme âdeti nedir?

-Gelin ya da damadın odada bir büyük varken kendi çocuklarını kucaklaması, sevmesi hatta ilgi göstermesi ayıplanır. Çocuklara sevgi ve ilgi gösteren büyüklerdir. Onlar torunlarına yeğenlerine sevgilerini şımartacak kadar bol gösterirler ama anne babaların bunu yapmasına izin yoktur. Artık bu gelenek de pek sıkı uygulanmıyor ama uygulanmasını isteyen yaşlılarımız çoğunlukta.  

-Bu ilginç geleneğin nedeni ne olabilir sizce?  

-Bilemiyorum ama Çerkes ailesinde çocuk sadece annenin babanın değil bütün ailenindir. Sadece sevmek anlamında söylemiyorum, sorumluluk yüklenmek anlamında da herkes çocukları sahiplenir. Belki de çocuk bir kişiye çok bağımlı olmasın, anne ya da baba kaybı oluşursa daha az yaralansın diyedir. Asıl nedeni bilmiyorum ama dediğim gibi abartıya kaçmadan ana babaların çocuklarına sevgi göstermesinden yanayım. Gerçi büyükler yanlarında değilken sevgilerini göstermelerinin engeli yok ama abartıya kaçmadan başkalarının yanında da çocuklarını sevebilmeliler bence.  

-Çerkes kültürünün hangi öge ya da öğelerinin sizin kişiliğinizi belirlediğini düşünüyorsunuz?  

-İnsan sevgisi ve saygısı. Kadın erkek ilişkileri.  
 

 

-Çerkes mutfağını sever misiniz ve Çerkes mutfağına ait yiyeceklerin hangisini yapıyorsunuz, biraz anlatır mısınız?  

-Çok severim. Çok becerikli değilim ama ara sıra da olsa Psihalive ve Cerkes bastısı yapmaya çalışırım.   

-Dans sever misiniz? Çerkes danslarıyla aranız nasıldır? Yaptınız mı, yapmak ister misiniz, bu konuda neler anlatmak istersiniz?  

-Çok severim. Gençliğimde maalesef çok ilgimi çekmedi çünkü sürekli spor ile ilgileniyordum ama ablalarım Kafkas folklor ekibindeydiler. Özellikle evlendikten sonra ilgim daha çok arttı. Arada aile düğünlerinde oynuyorum.  

-Dili biliyor musunuz? Biliyorsanız anlamak, konuşmak, yazmak anlamında ne kadar hakimsiniz?

-Evde konuşulmadığı için maalesef hiç bilmiyorum. Çünkü annemin köyünde Abazaca konuşmayı cok önceden bırakmışlar. O yüzden annem nerdeyse hiç bilmiyordu. Babamın köyünde ise sürekli konuşulurmuş hatta Türkçeyi geç yaşlarda öğrenmiş. Zaten babam rahmetlinin konuşurken aksanından Çerkes olduğu belli olurdu.

-Bir sonraki kuşağa Çerkesliğin nesi aktarılmalı diye düşünüyorsunuz? Bu konuda bir çabanız olur mu?  

-Eşim de Çerkes olduğu için o yönden çok şanslıyım. İki tane çocuğumuz var. Kızım Denef (Cerkes ismidir) 18 yasındaki oğlum Berkay ise 13 yasında. İkisine de Çerkes kültürünü öğretmeye çalışıyoruz. Etrafımızda çok Çerkes aile var, sık görüşüyoruz. Belçika’da yaşamamıza rağmen düğünlerimiz hâlâ eski âdetlere göre yapılıyor. Çocuklar da bu şekilde öğrenmiş oluyor. Ayrıca yakınımızda bir Cerkes derneğimiz var ve orada yapılan toplantı ve aktivitelere çocuklarımızı da götürüp o ortamı görmelerini sağlıyoruz. Ben ve eşim bir süre bu dernekte yöneticilik de yapmıştık.  

-Seçme şansınız olsaydı yaşlılığınızı nerede/hangi ülkede yaşamak isterdiniz? Neden öyle düşünüyorsunuz?  

-Zor bir soru. Ailem Türkiye’de olduğu için oraya gitmek isterim ama Türkiye’deki sosyal ve ekonomik durumlar soru işareti bırakıyor. Ancak güzel bir sahil kasabasında yasamayı da çok isterim.  

-Belirtmek istediğiniz başka şeyler varsa lütfen ekleyin. 
 

 

-Nevin hanim size göndermek için resimlere bakarken rahmetli babam ile son kafe oynamamıza rastladım. Babam oyunu çok severdi, her yerde oynardı zaten. Büyük (tahmade) olduğu için ilk önce o davet edilirdi oyunlara. Babamla son dansımız benim kaynımın düğününde oldu. Aslında kendisi çok hastaydı. Yıllardır Alzheimer’di. Çok zayıflamıştı ama düğünde çıktı oynadı. İyi ki o gün birlikte oynamışız, son dansımız oldu.  

-Tahmade ne demek? 

-Yaşlı ve saygın kişi demektir. Bu bir çeşit toplumsal rütbedir. Sadece yaşlanmakla kazanılmayan, özüyle sözüyle değer verilen kişilere tahmade denir. Toplantılarda fikri sorulan,  sözlerine saygı gösterilen kişilerdir. Etkinlikleri başlatıp bitiren, uygunsuz bir şeyler cereyan ederse bunları iş büyümeden usulünce gideren büyüklerimizdir. Bizim toplumuzda tahmade bir kişi değildir. Bütün büyüklerimiz birer tahmadedir bizim. Bir toplantıda bulunan en büyüğümüz doğal olarak da o toplantının tahmadesidir. Bunun için bir seçim yapılmaz. Toplantılarımızda herkes birbirini tanıdığı için doğal olarak kimin tahmade olduğu da ortadadır. 

-Verdiğiniz bütün bilgiler için çok teşekkür ederim.  

-Sorularınızı zevkle, keyifle cevapladım. Bu vesileyle Çerkesliğimle yeniden gururlanmamı sağladığınız için asıl ben teşekkür ederim. Son olarak eklemek isterim; annem Zehra Kaplan’ın  köyünün Abazaca ismi Tramçkun, Turkce ismi Mercimekören. Babam Sadettin Soysal’ın köyünün Abazaca ismi Kuzğun, Turkce ismi Fuadiye/Kendirlik. Her ikisi de Yozgat’ın köyleridir.

(*) https://medyagunlugu.com/haber/cerkes-guzellemesi-48692