Efsane Çerkes kızları-4

Efsane Çerkes kızları-4

28 Şubat 2021 Pazar  |   Köşe Yazıları

Dr. Nevin Sütlaş

"Efsane Çerkes kızları" yazı dizimizin dördüncü bölümünde bu kez ABD'de yaşayan Ceren Sütlaş'la konuşuyoruz:

-Bilmiyormuş gibi sorayım, kendini tanıtır mısın? Mesela nerede doğdun, nerede büyüdün, eğitimin nerede ve nasıl şekillendi?  

-1983’te İstanbul’da 1 ay erken doğum ile tam bir "fırlama" olarak doğdum ve öyle de büyüdüm. İlkokulu Yeşilköy, ortaokulu Ziverbey, liseyi Kadıköy ve üniversiteyi Beyazıt’ta okudum. Su ürünleri mühendisiyim, mesleğimi yapmıyorum. Liseden beri insanlarla içli dışlı olmayı sevdiğim için, organizasyon sektöründe çok uzun yıllar çalıştım. Araya bir de halkla ilişkiler diploması sıkıştırıp, üniversite sonrası da hep ofis çalışanı oldum. Elinden çok iş gelen insanlardanım, her tarakta bezim var. Hatta bir dönem tiyatro sanatçısı Levent Kırca’nın kişisel asistanlığını bile yaptım. 

-Şimdi neredesin, neler yapıyorsun?  

-Şu anda Amerika Florida’da yaşıyorum. 8 sene oldu taşınalı. Burada hiç de sevmediğim halde ticaretle uğraşıyorum. İnternet üzerinden çalışıyorum ama insanlarla sıkı fıkı dostluklarım hiç azalmadı, tersine buraya hakim olan Latin Amerikalıların sıcakkanlılığı ile de birleşince iyice çoğaldı.   

-Florida'da yaşamaktan memnun musun ve niye? 

-Terliklerim ve ben gayet mutluyuz, bunca sene o botları nasıl giymişim hâlâ hayret ediyorum. Mutluyum çünkü aynı zamanda özgürüm; burada kimse kimseye karışmıyor, kılığınız kıyafetinizle ilgilenen de yok. İnsanlar nasıl isterse öyle yaşıyor. Kimse kimsenin keyfinin bekçisi değil. Türkiye ile kıyaslayınca hem erkeklerin hem de özellikle kadınların kem bakışları ve saldırgan davranışlarının kıskacında olmadan yaşamak büyük şans.  

-Kafkas halklarından hangisindensin ve kendini bu kültürünün neresinde konumlandırıyorsun?    

-Her ne kadar baba tarafım Giresunlu olsa da, (hatta fiziksel olarak ben de tipik bir Giresunlu olarak görünsem de) küçük yaştan beri anne tarafımla beraber olmaktan kendimi hep Abaza saymışımdır. Annemin babası Cic’a, annem bu durumda Cic’ipha olur. Kültürü detaylıca bildiğimi düşünüyorum. Abhazya’ya gittiğimde kütüğe kaydımı da yaptırdım, Abhaz pasaportumu da cebime koydum. Hoş; dünyada neredeyse hiçbir ülke resmi olarak Abhazya’yı adamdan saymıyor ya, olsun. Bir sene Ridade Dans Grubunda aktif dans ettim, iki sene Warada Müzik Topluluğunda şarkı söyledim. Hatta bir albümümüz var, içinde korolar harici benim de 2 solom var. O dönemde epey okudum, öğrendim. Elbette öğrenecek her zaman yeni şeyler bulunur ama hiç bilmediğimi de söyleyemeyeceğim. 

-Dans sever misin?  Çerkes danslarıyla aran nasıldır? 

-Bir seneden fazla İstanbul'da Ridade Topluluğunda dans ettiğimi söylemiştim. Çok profesyonel bir koreografımız vardı. Onun sayesinde farklı yöreleri öğrendim, Mahalli Apsuva’dan Ka’Fe’ye; Wuig’den Çeçen’e hemen bütün türleri bilir, dans edebilirim. Müzik ve dans hayatımın her zaman içinde olmuştur ama bu dönem bana postür dikliğinin önemini ve grup (ortak hareket) algısını öğretti. 

-Bu kadar benimsediğin Çerkes kültürünün sevdiğin, kaybolmasın istediğin özellikleri nelerdir? 

-Kültürü; dolayısıyla dansları, müzikleri, eğlenceleri, yemekleri. Bir de insan ilişkileri. “Köprüden geçerken eteği eteğime değen kardeşimdir” algısı bence başka hiçbir toplumda yok. 

-Çerkes kültürünün benimseyemediğin, keşke olmasa dediğin özellikleri nelerdir? 

-Baskıları!.. Doğru sonuç için bile olsa, yapılan baskılar fazla olabiliyor zaman zaman. 

-Peki, Çerkes kültürünün senin kişiliğinde nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsun?  

-Kadın erkek ayırmadan her yaştan, her kültürden insanla kolayca arkadaş olan biriyim. Dostluk kurarken cinsiyet ayrımcısı olmayışımda, hümanistliğimde ve empatimin çok yüksek oluşunda Çerkesliğin etkisi büyüktür diye düşünüyorum. Ayrıca konuk ağırlamaya bayılırım, yemek yapmaktan ve sunmaktan çok hoşlanırım. Telefonda anneanneme nasılsın diye sorduğumda, çok şükür gelenimiz gidenimiz bol diye sevincini belli etmesi gibi Çerkes kültürünün misafir severliği bu huyumun nedenidir diye düşünüyorum.  
 

 

-Öyleyse biraz da Çerkes mutfağından söz etmelisin,  sever misin ve yapabilir misin?  

-Çok severim. Anneannemden el aldım bence. Çok güzel Çerkes tavuğu yaparım ama her zaman yapmam. O yalancı Çerkes tavuğu yapanlara da sinir olurum. Gerçek tarifi, üstelik de eliniz alışıksa, ortalama 4 saat sürer; eliniz alışık değilse 6 saati çıkarın gözden rahat rahat. Daha çabuk yapan ya bir şeyleri atlıyordur ya da yerine muadil malzeme kullanıyordur. Çerkes tavuğunun ahlakına aykırı. Ya yapma ya da ahlakıyla yap di mi ama!.. Yanına bir Harshıl, buzlukta erik varsa bi Sızbal (buzlukta yoksa; yengelerde, kuzenlerde illa bulunur); bi de ezme Agudurshısh, mmm… 

-Dili biliyor musun? 

-Kafkas dillerinin hiçbirini bilmiyorum ama beynim değişik dillere çok yatkın ve kolay taklit ediyor. İlk gençliğimden beri bilmediğim dillerde şarkıları, kendi şarkıcılarının söylediği gibi taklit ederdim, Warada’yi ilk kurduğumuz zaman bu işimi çok kolaylaştırdı. Adigece, Şapsığca, Kabardeyce, Abazaca hatta şu anda artık aktif olarak konuşulmayan Ubıhça dahil antik bir sürü başka dilde şarkılar söyledik hep beraber Warada’da. Bir sürü konserimiz oldu.  

-Bir sonraki kuşağa Çerkesliğin nesi aktarılmalı diye düşünüyorsun? Bu konuda bir çaban olur mu?  

-Her ne kadar Warada’yi kurarken amacımız, yazılı olmayan ağıtları ninnileri kağıda döküp sonraki kuşaklara aktarmak idiyse de, küçük bir kitapçık dışında pek bir şey çıkaramadık o zaman ne yazık ki. Benim soyum da bende bittiğine göre, yazıp çizdiklerim dışında benden sonraya pek bir şey kalmayacak sanırım. 

-Seçme şansın olsaydı nerede yaşlanmak isterdin?  

-Yaşlılığı düşünecek yaşta değilim. Sonradan fikrim değişir belki ama şimdilik burada olmaktan memnunum. Hayat ne getirir ne götürür bilinmez ama ben bukalemun olmaya devam ettikçe, olduğum yerde koşullar değişse bile yer değiştirebilirim. Benim için orası burası çok fark etmez; özgürlüğümün kısıtlanmadığı her yerde yaşayabilirim.  

-Belirtmek istediğin başka bir şey var mı?

-Gitmediyseniz Abhazya’ya gidin, dağlarına çıkın, oradan sonra Kabartay Balkar Dağlarını, doğasını görün, oralar çok güzel. 

-Çok teşekkür ederim.

1. Bölüm  

2. Bölüm

3. Bölüm

İlgili yazı: https://medyagunlugu.com/haber/cerkes-guzellemesi-48692