Duygusallık, kararsızlık ve liyakatsizlik

Duygusallık, kararsızlık ve liyakatsizlik

28 Mayıs 2021 Cuma  |   Mentor

Mentor

Ali Koç camiada uzun bir bekleyişin sonrasında adaylığını açıkladı; aslında bu konudaki isteksizliğine yorumlayabileceğimiz "geç" açıklanan kararı ve başkaca aday çıkmaması da Fenerbahçe için büyük üzüntü kaynağı olmalı. Çünkü gelişmenin kaynağı rekabettir, rekabet ve farklı fikirlerin bulunmadığı yerde gelişme olmaz.  

Fenerbahçe başkanlığı garantiyken neden çaba gösteresin ki!

3 yılı değerlendirmek gerekirse elbette sportif açıdan tam bir skandal, çok ciddi kararsızlık ve liderlik becerisi eksikliği. Karar almaktan korkma, kararları alırken tek başına davranma, daha da kötüsü ciddi etki altında kalma. Sonuçta ortaya çıkan başı bozuk, yönetilemeyen, günlük, daha da kötüsü duygusal kararlarla "liyakat" yani pozisyonların hak edilmesi yerine ulufe olarak dağıtılması. Bu görüntünün Aziz Yıldırım döneminden zerre farkı yok.  

Ali Koç'un tek başarısı gerek para vererek, gerekse sponsorluklar aracılığı ile mali durumu nispeten toparlaması ve oyuncu satışından kulübe para girişi sağlaması. Türk futbolu fanatizmin çok ağır hastalığı altında olduğu için herkes kendi takımının mükemmel olduğunu düşünür ama bunun gerçek yaşamda karşılığı yok, mali olarak Fenerbahçe dışındaki kulüplerin yarını çok aydınlık değil.  

Bundan sonrası tam bir hayal kırıklığı, ne şeffaflık ne liyakat ne de ortak akıl, sadece hamaset ve duygu fırtınası.  

Bir kere yönetimi tam bir hayal kırıklığı... Sadece Fenerbahçe yönetimine ismini koymuş, aslında "yönetmeye" istek ve niyeti olmayan insanlar ile taraftar kökenli, olaylara siyah ve beyaz bakan insanlar var. Bu kompozisyon doğal olarak kulübün her türlü sırrının sızmasına ve Fenerbahçe'nin 3-5 ucuz muhabirin oyuncağı olmasına, sosyal medyada tüm camiaya zarar veren akıl hocalarının türemesine yol açıyor. Bu adamlar içerden aldıkları bilgi ile sosyal medyada bir tür çekim alanı oluşturup çoğu zaman taraftar duygusallığı ile camiaya zarar veren dalgalar yaratıyor. Sosyal medya mafyasının kaynağı kulübün kendisi çünkü sırlarını saklayamayacak kadar zayıf bir yönetime sahip.  

Cocu olayında, Aykut Kocaman'ın yardımcıları yanlışını yaptı, zaten bunu itiraf eden de kendisi. Müthiş yanlış bir karardı, Cocu'ya inanıyorsan adam neden ekibi ile çalışmıyor, güveniyorsan yardımcılarını neden kendisi seçmiyor? Kararlı bir yönetici yerine herkesi memnun etmeye çalışan sıradan bir tavır. "Aykut Kocaman'ı değiştirdim ama seviyorum" mesajı ne şiş yansın ne kebap ama Fenerbahçe yandı. Herkesin dostu kimsenin dostu değildir, Fenerbahçe'nin de olamadı.  

Volkan Demirel skandal bir isim, teknik direktör harcama, hizip, yönetim kriptoluğu hepsi var. Son 7-8 yılda sadece kaleciliği yoktu ama Samandıra'nın ağasıydı, onu tutmak ve paye vermek büyük hataydı: Seçim kampanyasına ihanet, Fenerbahçe'nin kendini ve hatalarını tekrar etmesiydi ama yaptı çünkü duygusaldı.  

Liste uzar, Ersun Yanal'ın ekibini, Erol Bulut'un ekibini bozdu, onları futbolcuların önünde küçük düşürdü, "Volkan ve Emre teknik direktörden daha faydalıdır" mesajı verdi, Yanal'la Bulut'un teknik direktörlük yapmasına izin vermedi, başarısız olmalarını daha baştan garantiledi.  

Comolli'yi getirdi, adam giderken "Başkan bana niye para veriyor her işi zaten kendisi yapıyor anlamadım" dedi.  

3 yıllık rezaletten sonra hiçbir şey değişmedi. Fenerbahçe gibi en kötü gününde KPMG tarafından Avrupa'nın ilk 36'sı arasında gösterilen dev bir kulübe Emre Belözoğlu'nu nasıl layık gördü anlamıyorum. Fenerbahçe lisansı olmayan teknik direktörlerle maça çıkıyor, ne büyük utanç.  

Emre Belözoğlu hangi başarısı ve eğitimine istinaden Fenerbahçe'ye sportif direktör oldu, garip.  

Sivas maçının tek sorumlusu var: Belözoğlu resmen şaşırdı, panikledi, ilkokula yeni başlamış bir çocuk gibi yüreği pır pır etti. Yanlış kararlar verdi döndürebileceğimiz maçı asla döndüremeyeceğimiz bir hale getirdi yani hiç şampiyon olmuşluğu yok ama şimdiden acemiliği ile bir şampiyonluk kaybetti bile. Emre Belözoğlu'nun teknik direktörlüğü düşünülemez bile.  

Ama hâlâ bir teknik direktör seçme yetkinliği olmadığı için süreci uzatıyor, o arada çoktan taraftar arasında Emre lobisi başladı bile. Endişe etmeyin yakın zamanda taraftarlığı tutar, seneye Emre ile devam ederiz ve başarısızlık yıl başında garanti olur. (Geçen yılın başında Emre-Volkan ile olmaz yazmıştım)  

Fenerbahçe kaliteli, taraftar bağı 3 nesle dayanan güçlü bir topluluk ama bu bağlılığın yarattığı bir zaafı var: Duygusallık. Kolay kandırılıyor, herkes kandırıyor, medya, Volkan, Emre. Ali Koç da başkan değil, taraftar sıkça o da kanıyor.  

Camianın bu duygusallığı nedeniyle başkan çok önemli, camianın aksine mantıklı ve kararlı olmalı ama yok Fenerbahçe maalesef bir taraftarca yönetiliyor, sonuç ortada.  

Yani kısacası umutsuzum, belki yönetim de geniş kapsamlı bir revizyon ve yeni isimler, Türkiye gerçeğine hakim fazla "Harvard"lı, fazla "Yankee" olmayan tipler ile bir parça umut olabilir.  

Orada da "Beyaz Fenerbahçelilerimiz" hortluyor. İstemezük, onlar şöyle onlar böyle...  

Ali Koç için de insanların bir kısmı öyle böyle diyor, Fenerbahçe hiçbir siyasi fikrin odağı değil, bağımsız mahkeme kararı dışında kimse ön yargı ile suçlanıp dışlanamaz. Bunun dışında herkes Fenerbahçe'ye faydası ölçüsünde değerlendirilir.  

Kulübün Ali Koç'a ve parasına mecbur edilmesi tamamen eski yönetimin hatası, çaresiz durumdayız ben önümüzdeki 3 yıldan da çok umutlu değilim, bu kadar kökten ve radikal değişim Ali Koç yaşında imkansız. Bu yaştan sonra kararlı ve mantıklı bir lidere evrilebilir mi çok zor ama başka çaremiz de yok görünüyor.  

Fenerbahçe çok güçlü bir camia, kadrosu da ligdeki her takımdan daha iyi, sadece onu yönetecek becerikli bir yönetime ihtiyacı var, umarım bu yönde değişim olur ve ben yanılırım.  
 

Etiketler:  Futbol